SON DAKİKA
Hava Durumu

"TIK"lanma dediğin, ticari, manipülatif ve deforme haberciliktir! LODOS bu ticari ve pespaye yayıncılık mantığını reddediyor!

Yazının Giriş Tarihi: 11.03.2022 11:28
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.03.2022 11:28

Şurada biz bir kaç kişi, "gerçek gazetecilik can çekişiyor, ölüyor, öldürülüyor!" Diye nicedir feryat figan derdimizi anlatmaya çalışırken, her geçen gün beterin beteri karşımıza çıkıyor.
Nicedir bu konuyu yazacaktım. Savaştı, oydu buydu derken hep erteledim, hep kaldı.
Kısmet bugüneymiş. 
Bu arada, konunun vahametini anlatabilmek için bugüne kadar ki tarzımın ve tavrımın da bir miktar dışına çıkarak argo-edepsiz bazı ifadeler kullanmak zorunda kalacağım için gerçekten çok üzgünüm. 
Ancak bu kez lafın tamamını, ilgililerine anlatmak durumundayım.
Malum, dijital devrim beraberinde dijital medya kavramını getirdi. Gazeteler matbaalarını ya tamamen kapattı, ya da neredeyse göstermelik baskı adetleriyle günü-durumu-kamuyu idare eder hale geldi.
Artık ana akım medya internet haberciliği oldu. Bu, pek çok açıdan olumlu, pek çok açıdan da olumsuz bir süreci beraberinde getirdi.
Derken...
Yazının başında "Beterin beteri" diye tanımladığım bir dayatmacı süreç başladı. 
"TIK"lanma diye bir kriter, bir kavram getirdi Google, tamamen kendi ticari beklentileri doğrultusunda. 
Google, yani "arama motoru" odaklı gazetecilik-habercilik türü yaygınlaştı.
Artık, yalnızca ve yalnızca arama motorunun sevdiği, istediği habercilik türüne evrilmek söz konusuydu.
Daha doğrusu, bu yöndeki habercilik yani TİCARİ HABERCİLİK dayatılıyordu! (Oysa böyle bir kavrama yer yoktur gazetecilikte. O da ayrı bir acı!)
"TIK'ın kadar başarılıydın!
"TIK"lanma oranın kadar iyi haberciydin!
Senin kaç "TIK"ın vardı? Öbürünün "TIK"ı ne kadardı?
Arama motoru seni ne kadar seviyordu? Yoksa yeterince sevmiyor muydu?
Gazetecilik mesleği, bir arama motorunun beğeni ve beklentilerine kelimenin tam anlamıyla kurban edildi!
Ve tüm kriterler bu içler acısı vaziyete göre  yeniden konumlandırıldı.
Ve bu yeni konumun evrensel gazetecilikle ve onun sarsılmaz etik değerleriyle zerre kadar ilgisi yoktu! (Zaten sebep-sonuç ilişkisi kurabilecek olanlar rahatlıkla görebilecektir ki, mevzu baştan sona ticari!)
Daha da vahimi...
Hatta ennnn vahimi, bu yeni tür ticari gazeteciliğin kamu yararıyla da zerre kadar ilgisi yoktu. (Yine aynı sebep-sonuç ilişkisini kurabilenler rahatlıkla idrak edebilecektir.)
Bu anlayıştaki ticari habercilikte, kamu yararı yoktur. Gözetilmez! 
Etik kaygılar söz konusu dahi edilemez. O kaygıların yerine "TIK"lanmaya bakılır. 
Haber adı altında sunulan metinlerin bir çoğu deformedir!
Süreç dezenformansyondan ibarettir!
Ancak kimsenin umurunda değildir. Yeter ki, TIK"lanma olsun. 
Yine aynı şekilde, haber adı altında sunulan bir çok metnin haber değeri yoktur. Çünkü metnin içinde bilgi yoktur. 
Tek dert, sayfa trafiğini arttırmak, böylelikle arama motorunda üst sıralara çıkabilmektir!
Ticari haberciliğin hatısı sayılır bir ekserisi manipülatiftir! Maksat, okuru sayfaya çekmekten ibarettir. Okurun bir kere o sayfaya geldikten, yani tıkladıktan sonra, söverek gitmiş olması kimsenin umurunda değildir.
Faraza...
Belirli periyotlarla, ortada bu konu hakkında hiçbir çalışma yokken, gelişme yokken, patlatıverirsin bir "Bedelli Askerlik" başlığı.
Var mı? Geliyor mu? Kaç para olacak? Kimler yararlanacak? Kimler sap gibi kalacak? Türünden eklemeler yaparsın başlığa.
Hooooop, çatır çatır "TIK"lanırsın. Trafiğin artar. Arama motorunun gözüne girmeye başlarsın.
Ya da...
"Ünlü sanatçıdan kahreden haber!" Diye dikkat çeken bir başlık atar, haberin fotoğrafına da elbette popüler olan ünlü sanatçıyı koyarsın. 
Millet atlar  habere, "n'ooldu ki?" Diye...  
Okursun, bilgi yok. Okursun, bir şey yok. 
Birbirinin benzeri cümleler salak salak alt alta yazılmıştır. Sen de salak  salak bir şey öğreneceğim sanrısıyla okur durursun!
Derken haber biter. Sen de öyle sazan gibi kalırsın.
Pekii nedir olay? 
Genellikle ve haliyle zırvadır. Reel hayatta karşılığı ve önemi olmayan bir şeydir. 
Dikkat çekmek için "salla sallayabildiğin kadar" mantığının ağır bastığı bu yeni haberciliğin okura zerre kadar saygısı yoktur. 
Hoş, sen o haberciliğin gözünde okur değil, müşterisindir!
***
"Emekli maaş zamları belli oldu! İşte zam oranı..." Türünden umut tacirliği yapılan haberler misal...
Can havliyle, yaldır yaldır okur müşteri...
Yok... Bilgi yok. Gelişme yok. Hiç bir şey yok!
Geriye bir tek kandırılmışlık, aldatılmışlık hissi kalır.
O da zaten ticari gazeteciliğin umurunda değildir.
Asgari ücret haberleri ona keza...
Daha asgari ücret tespit komisyonunun haberi yok vaziyetten! Çat diye koyarsın haberi. "İşte zamlı haliyle yeni asgari ücret..."
Koşar gelir insanlar. Tıklar okur. Tıklar okur.
Yok! Zerre bilgi yok.
Yine aldatılmış, kandırılmışsındır.
Kime ne?
***
Her  zaman umut tacirliği yaparak yol yürünmez elbet bu yeni düzen ticari habercilikte.
"Geyik" severlere hitap etmek de farzdır. Zira bu minvaldekiler hakikatli müşteridir!
Koyarsın, şarkıcı Gülşen'in (tülle kamufle edilmiş) iç çamarıyla çıktığı sahnesinden, popoyu havaya diktiği ana dair alabildiğine net, alabildiğine detaylı bir kaç görsel...
Yaparsın foto galerini baştan aşağı en netinden popo görseliyle...
TIK'ın tillahını görürsün!
Sen TIK'ın tillahını görürken, "Böyle bir kare yayınlanamaz!" Diyen salaklar oturur aşağı.
***
Kesmezse...
Geçmişin Tan ya da Bulvar gazetelerinden kalan acıklı hafızaya yönelirsin.
Çünkü kurtarıcındır o hafıza.
Misal, "Sevişirken penisi kırıldı!" Diye bir başlık atarsın...
Oy oy oy oy...
TIK'tan yıkılır ticari siten!
O'nun da altına, "sıcaktan bunalan Helga"yı tangasıyla atarsın Ege'ye Akdeniz"e...
Hangi birini tıklayacağını şaşırır, hitap ettiğin hedef kitlen.
Sabaha kadar döne döne tıklar!
Sen sağ, ben selamet...
Ne kamu yararı, ne gazeteciliğin evrensel ahlakı, ne emek, ne bilgi, ne bir halt...
***
Pekii, bu mu?
Artık utandığım ve sinirlendiğim için daha fazla detaya girmek istemedim, ancak ne yazık ki bu!
İşin mantığı tam anlamıyla bu.
Ve tüm mevzu, bu ekserisi leş yayıncılığı yapanla, "yapmayacağım arkadaş" diye direnenlerin arasındaki fark!
Bu bir karar meselesi...
Bu bir duruş meselesi...
Bu yaptığın işe, gazeteciliğe saygı duyma ya da duymama meselesi...
***
Vesileyle, bir gazeteci olarak son ve kat-i kararımı açıklıyorum tüm ilgililere...
Yemişim, TIK'ı!
Lodos, arama motorunun hoşuna gideceği türden habercilik yapmayı reddediyor!
Lodos, salt Google trendlerine göre ticari ve deforme habercilik yapmayı reddediyor!
Lodos, kamu yararı gözetmeyen haberciliği reddediyor!
Lodos, okuru müşteri gözüyle gören, içinde haber değeri ve bilgi olmayan zırva habercilik anlayışını reddediyor!
Lodos, Gülşen'in ya da bir başka kadının poposu, orası burası üzerinden, pornografik yayın yaparak TIK'lanmak ve para kazarmak istemiyor!
Lodos, Tan Gazetesi ayarındaki pespaye metinler yayınlayanak daha çok TIK' alma ihtimalini aklından bile geçirmiyor.
Hasılı Lodos, evrensel gazetecilik ilkelerini ayaklar altına alarak var olmayı, bu yöntemle büyük ve matah olmayı tüm ıssızlığıyla reddediyor!
Sen Lodos'u TIKLAMA kardeşim!

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.