SON DAKİKA
Hava Durumu

CHP Bursa İl Başkanlığı karanlıkta kalırken... Ürünlü kaçak fabrika cenneti olmuş. Hayırdır arkadaşlar?

Yazının Giriş Tarihi: 05.04.2022 10:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.04.2022 10:07

Malum...
Güzide vatanda elektrik zamlarını, fatura ödemeyeceğini ilan ederek protesto eden ilk isim CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu idi. Bir gün, evinden yaptığı bir yayınla, zamları protesto ettiğini ve bundan sonra da evinin elektrik faturasını ödemeyeceğini ilan etti.
Bilindiği kadarıyla da yeni yıldan bu yana evinin elektrik faturasını ödemedi Kemal Kılıçdaroğlu. Ve yine bilindiği kadarıyla da evinin elektriği henüz kesilmedi. (Ki burada çok ciddi bir hakkaniyetsizlik var. Zira biz tüm eşit vatandaşlar eşek gibi ödüyoruz elektrik faturalarımızı.)
Elektrik zamlarını fatura ödemeyerek protesto eden bir diğer isim de, CHP Bursa İl Başkanı İsmet Karaca oldu.
Kılıçdaroğlu'nun çıkışının hemen ardından İsmet Karaca topa girdi. Ocak ayı  faturasının görselini CHP İl Başkanlığı'nın önüne çarşaf boyutunda ilan olarak astırdı ve o günden sonra il merkezinin elektrik faturasını protest bir tavırla ödemedi. 
CHP'nin, Şubat ve Mart dönemine ait toplam 21 bin 67 liralık borcu oluştu ve sonunda  Limak Uludağ Enerji, il başkanlığının elektriğini kesti!
Ardından, CHP İl Başkanı İsmet Karaca gaz lambasıyla basın toplantısı düzenledi.
Ses getirdi mi?
Getirdi.
Ancak, sonrası merak konusu.
Görüştüğüm CHP'liler, (İl Başkanı'nın yüzüne böyle bir şeyi söylediklerini tahmin dahi etmiyorum elbet) İsmet Karaca'nın sonu karanlıkta kalmayla biten eylemini desteklemiyor. 
Kimi, en kibar ifadeyle gereksiz buluyor. 
Kimi, taklit ve hatta Genel Başkan'dan rol kapma çabası olarak yorumluyor.
Kimi de, vaziyetle ilgili ironi ve hatta açıktan geyik yapıyor.

Ha, bir de, CHP'liler yarın TEDAŞ'ın önünde eylem mi ne yapacaklarmış!
"Niye kestiniz bizim elektriği?" Kabilinden.
Bir de, orada basın açıklaması yapılacakmış. Yine, aynı ana temaya istinaden.

***
Önünde sonunda o elektrik faturasını ödeyerek elektriği açtıracaksanız, fevkalade sakil bir protesto olmuştur bu.
Hatta, hem sakil, hem de müsrifçe!

Ödemedik, kestiler!
Cezasıyla ödedik, açtılar! 

Ne şimdi bu?
Siyasi eylem mi?
Ha, şayet İsmet Karaca, bundan böyle de CHP İl Başkanlığı'nın elektrik faturasını ödememekte kararlı olursa...
"Ben böyle fiyatlandırılmış elektriğin ..... .....!" Derse
Ödemezse...
O elektriği açtırmazsa...
Bugün olduğu gibi, öyle gaz lambasıyla devam ederse...
Bak işte o eylemin feriştahı olur. Ayakta alkışlanır. 

Büyük desteklerim. Hayranlıkla, saygıyla, huşuyla desteklerim.
Yok şayet, bir iki mızıldandıktan sonra gidip, zamlı, cezalı falan öderse o elektrik faturasını, hem partisini  zarara uğratmış olur, hem de ergen işi bir atardan öteye geçememiş sakil bir eyleme imza atmış olur.

***

Madem öyle...
Ben olsam ödemem mesela. 
Bi kere dedim mi bir şeyi. Çıktım mı bir yola... Seçime kadar bilhassa ödemem. 
Öyle, bugün olduğu gibi gaz lambalı falan giderim seçime. 

Bak, işte o protesto olur. Kapı gibi protest eylem olur.
Tarihe geçer.

Aksi halde, kendi partililerin başta olmak üzere millet, "İşin yoksa bundan sonra CHP Genel Merkezi ile haberleşebilmek için Mors Alfabesi'yle telgraf çek" diye seni ti'ye alır. 
Oysa, siyasi eylemler, hele ki protest eylemler ti'ye alınmak için yapılmaz.
Hem sonra, Genel Başkanın Kemal Kılıçdaroğlu, sivil itiatsizlik başlattı. Evinin elektrik faturasını ödemiyor. (Bu arada, Kemal Kılıçdaroğlu'nun evinin elektriği neden hala kesilmiyor? Ya da, biz  niye elektrik kesilmesin diye her ay karalar bağlayarak fatura ödüyoruz? )
Oysa sen, CHP İl Başkanlığı adına eylem başlattın! Bursa'daki binlerce CHP'li adına eylem yaptın.
CHP İl Başkanlığı'nın elektrik faturasını ödemedin. 
Muhtemeldir ki, şimdi gidip PAŞA PAŞA zamlı, cezalı ödeyeceksin.  
Kalkıp, "bundan böyle evimin elektrik faturasını ödemeyeceğim, arkadaş!" diyerek eylem başlatsaydın.
O bambaşka bir işti.
Yine takdire şayandı.
Gemileri yakıyormuş gibi yapmak hem kolay, hem de ilk etapta havalı bir tavır.
Ancak sonrası kararlı gelmeyince, sakil ve komik oluyor.

***
Neyse...
Son günlerde CHP gündemde olan iddia o ki, Nilüfer  Belediyesi, Ürünlü'de tonla kaçak fabrika inşaatına göz yummuş!
Ev, şato, apartman, site, gökdelen, kafe, restoran falan bitti.
Şimdi sıra kaçak fabrika binasına geldi.
Hay maaşallah! Fevkalade el yükseltmişsiniz.

Ve yine iddia o ki, gemisini yürüten kaptanmış. (İşini içeriden bağlayan) Ürünlü'de kaçak fabrikaları dikivermiş!
KAÇAK FABRİKA deniyor. Kallavi kaçak yapılardan bahsediliyor.
Üstelik bunu da, (AK Parti Nilüfer'de zaten tüm zamanlarda komada olduğu için) sizin CHP'liler anlatıyor. Bizzat CHP'liler çıldırıyor! Düşünün ki, artık onlar dayanamıyor. Onlar yazmamızı, ve toplum adına hesap sormamızı istiyor. 
Kaçak fabrika nasıl dikilebilir?
Fabrika binasının kaçağı nasıl olur?
Hiç mi bakmadınız? Hiç mi görmediniz? 
Kimler yaptı bu KAÇAK fabrikaları?
Nasıl yaptı?
Kim göz yumdu? (Yumdu mu? Yummadı mı?)
Hadi İsmet Karaca karanlıkta kaldı. Gaz lambasının ışığında bundan sonra görmesi zor.
E, Turgay Erdem nerede, ne yapıyor yeşil Nilüfer'de?

Öyle böyle değil... Bir tane değil. İki-üç tane değil... 15-20 tane kaçak fabrikadan bahsediliyor.
Lüzum ve talep olursa, uydudan görülür o yapılar!
Görülürse rezil olunur. (Yalandan yazıyorum tabii bunu. Rezil falan olunmuyor.)
Hem denen o ki, CHP Genel Merkezi'ne kadar gitmiş mevzu. Ankara dahi çok rahatsız olmuş. (O denli yani...)

***
Bir de, 
Yine bir Şemsi Oğuz meselesidir gidiyor.
Esnaf dertli. 
Herkes dertli...
Kaçak fabrikalar meselesini anlatan CHP'liler dertli!
Neymiş?
Şemsi Oğuz'un, Belediye yönetiminde hiçbir görevi olmamasına rağmen belediyede, kosss-ko-ca-man odası varmış.
E adam ferah ortam seviyor zaar. Görüşmelerini ferah ferah yapmayı seviyor. Onu da Turgay Erdem seviyor.
Misal, ben şimdi Ürünlü'deki tonla kaçak fabrika iddiasını yazdım ya...
Şemsi Oğuz, hiç alakasının olmadığı bu kaçak fabrika iddiaları ile ilgili yazımı yarın o ferah odasında okumak istiyor diyelim.
Orada fark edecek, idrakini orada yaşayacak, orada dehşete düşecek. 
Kaçak fabrika yapanları orada tüm samimiyetiyle kınayacak!

Gereğinin yapılması için ferah bir ortamda harekete geçecek!
Ne kötülük var bunda?

***
Ve final...
Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in kayınçosu Mümin Terzioğlu, üzerine tapulu olan KAÇAK ŞATOSU'nu ilk kez ben ortaya çıkardım ve sonuçta yıkılmasını sağladım diye, avukat ordusuyla beni Nilüfer sınırlarında şikayet edilmedik karakol bırakmadıydı.
O kadar ki...
Sabah kalkıyordum. Önce evime yakın karakollar...
Sonra Lodos'a yakın karakollar...
Birinden çık, diğerine git.
Saatlerce "bır bır bır" anlatıyorum defalarca. 
"Özeline girmedim, evine girmedim. Bana ne, Mümin Terzioğlu'nun evinden, özelinden, özel hayatından! Ne özeli? Kamusal kamusal..." Diye.
Bir ara yoruldum. Kimine gitmedim. 
Sitenin güvenliği perişan oldu: "Abla polis geldi. Seni sordu. Zorla götürülecekmişsin!" Diye...
E her birine anlatmak zor.
Güvenlikteki çocuk ne bilsin, polis beni niye arıyor, niye zorla götürecek!
Ne yapmışım ben?..
Ne suç işlemişim?..
...de, polis beni zorla nereye götürecek?

Tonla şikayet, suç duyurusu!

***
Sonunda, takipsizlik kararı verildi.
Sevgili Mümin Terzioğlu.
Bana ne çocuğum senin evinden, özelinden, hayatından, bilmem neyinden!
Ne işim olur?

"Car car car" yazdı avukatların sanrıları hiç sıkılmadan, "evime girdi, özelime girdi!" Diye...
Karakol karakol gezdirdin beni.
Eeeee?..
N'oolcak şimdi?
Senin enişten, devletin SİT'ine, kamusal alanına, su havzasına KAÇAK girdi!
KAÇAK ŞATO yaptı!

Üstelik, tüm bunlara girerken de, tapuyu senin üzerine yaptı!
Sen ve avukatların da benim sabrımı sınadı.
Nasıl yapalım şimdi?..

Bundan sonra alma üzerine böyle kaçak, şaibeli falan tapu.
Eniştene söyle, böyle işler yapmasın. Yapıyorsa da, tapuyu senin üzerine yapmasın.
Enişten dedim de, aklıma geldi.

Bir de, beni Allah'a havale ettiydi, yalan yanlış, iftira yazıyorum diye.
En iyisi, sen enişteni şikayet et Mümin.
Bir daha öyle, kaçak, şaibeli tapular yapmasın üzerine!
Avukatlarını da, asil gözlerinden öperim.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.