Hava Durumu

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur”!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı Açılış Programı’nda Genel Kurul’a hitap etti. Konuşmasında Meclis’in tarihi rolünden ekonomiye, deprem bölgesindeki çalışmalardan fon piyasasındaki krize, toplumsal kutuplaşmadan “Terörsüz Türkiye” sürecine ve yeni anayasa çalışmalarına kadar çok sayıda başlık üzerinde durdu.

Haber Giriş Tarihi: 01.10.2026 15:26
Haber Güncellenme Tarihi: 01.10.2026 15:30
Kaynak: Haberler.com
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur”!

“Yeni yasama yılı hayırlı olsun”

Erdoğan konuşmasına yeni yasama yılının Türkiye, millet, Meclis, demokrasi, gönül coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlı olması temennisinde bulunarak başladı.

“Aziz milletim, sayın başkan, değerli milletvekilleri TBMM'nin 28. Dönem 5. Yasama Yılını kutluyor; sizleri sevgiyle selamlıyorum. Yeni yasama yılının ülkemiz, milletimiz, meclisimiz, demokrasimiz, gönül coğrafyamız ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

Erdoğan ayrıca Türkiye’nin 81 ilindeki 922 ilçesinde yaşayan vatandaşlara selamlarını iletti.

Menderes ve Ali Şükrü Bey’i andı

Erdoğan, konuşmasının başında Meclis tarihinde hayatını kaybeden milletvekillerini ve devlet adamlarını andı. Ali Şükrü Bey’in yanı sıra Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu için rahmet diledi.

“Uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Ali Şükrü Bey'e, milletin emanetine kast edenlerin, milletin iradesini gasp edenlerin dar ağacına gönderdiği Adnan Menderes'e, Hasan Polatkan'a ve Fatin Rüştü Zorlu'ya bugün bir kez daha Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum.”

Erdoğan, ayrıca milletin bekası için hayatını kaybeden şehit ve gazileri de andı.

“İki kez gazilikle müşerref olan tek Meclis”

TBMM’nin tarihsel önemine dikkat çeken Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin dünyada iki kez gazilik unvanıyla onurlandırılan tek Meclis olduğunu söyledi.

“Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.”

Erdoğan, Meclis’in Milli Mücadele döneminde, Ankara’ya yaklaşık 80 kilometre mesafeden top sesleri gelirken dahi çalışmalarını sürdürdüğünü belirterek TBMM’nin mücadelesinin başka mazlum milletlere de örnek olduğunu ifade etti.

Meclis’in yoğun çalışma dönemine teşekkür

Erdoğan, TBMM’nin dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biri olduğunu söyledi. 1 Ekim 2025 ile 10 Ağustos 2026 arasındaki yasama yılında Genel Kurul ve komisyonlarda önemli düzenlemelerin ele alındığını belirtti.

Yasama faaliyetlerinin “demokratik bir olgunlukla” yürütüldüğünü söyleyen Erdoğan, parlamenter diplomasinin de uluslararası toplantılar ve yurt dışı ziyaretlerde sürdürüldüğünü belirterek milletvekillerine, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a, Başkanlık Divanı’na ve Meclis çalışanlarına teşekkür etti.

“Vazifemiz, aziz milletimize layık hizmet etmektir”

Erdoğan, siyasetçilerin temel görevinin millete hizmet etmek olduğunu vurguladı.

“Siyasetçiler olarak birinci vazifemiz, emanetini taşıdığımız aziz milletimize layık hizmet etmektir.”

Kendisinin de dahil olduğu tüm siyasetçilerin milletin sorunlarına çözüm üretmek, vatandaşların dertlerine çare olmak ve Türkiye’nin önünü açmakla yükümlü olduğunu ifade etti.

“Her alanda çok önemli adımlar attık”

Erdoğan, iktidarları döneminde ekonomi, demokrasi, dış politika, eğitim, sağlık, adalet, güvenlik, ulaşım, şehirleşme, enerji ve tarım dahil olmak üzere birçok alanda çalışmalar yapıldığını söyledi.

6 Şubat depremlerinin üzerinden 3,5 yıldan fazla zaman geçtiğini hatırlatan Erdoğan, deprem bölgesinde 11 ilin yeniden ayağa kaldırılması için çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.

“Toplam 445 bin konut ve iş yerini hak sahibi kardeşlerimize teslim ettik.”

Deprem bölgelerinin yeniden ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcandığını ifade etti.

Ekonomide büyüme ve ihracat mesajı

Erdoğan, bölgesel savaş ve krizlere rağmen Türkiye’nin kalkınma ve büyüme rotasında tutulduğunu söyledi.

Konuşmasında 2026’nın ilk yarısında Türkiye ekonomisinin yıllık yüzde 2,5 büyüdüğünü, yıllıklandırılmış milli gelirin 1,7 trilyon doları aştığını ve Ağustos ayında yıllık ihracatın 280,3 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştığını belirtti.

Tarımın zirai don ve kuraklığın ardından toparlandığını, turizm sektörünün ise bölgedeki çatışmalara rağmen güçlü seyrini koruduğunu ifade eden Erdoğan, yılın ilk 6 ayında turizm gelirinin 25,7 milyar dolara ulaştığını söyledi.

Fon krizine ilişkin mesaj: “Kimsenin hakkını kimseye yedirmeyiz”

Konuşmanın dikkat çeken başlıklarından biri de fon piyasasında yaşanan sorun oldu.

Erdoğan, fon piyasasının belirli bir bölümünde ortaya çıkan problemin çözümü için çalışmaların sürdüğünü belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz.”

Erdoğan, sermaye piyasası kuralları çerçevesinde hakkaniyet ve adaletin gözetileceğini belirterek:

“Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden bu meseleyi süratle çözüyoruz.”

dedi.

Sorunun ekonomik güvenlik ve toplumsal barış açısından bir tehdit unsuruna dönüşmesine izin vermeyeceklerini ifade etti.

Erdoğan’dan “Kutuplaşma” Mesajı

Erdoğan, konuşmasının önemli bölümünü Türkiye’deki siyasi ve toplumsal kutuplaşma tartışmalarına ayırdı.

Bir toplumdaki insanların her konuda aynı düşünmesinin mümkün olmadığını ve bunun sağlıklı da olmadığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin en büyük zenginliğinin farklılıkları ve çeşitliliği olduğunu söyledi.

“Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir.”

Siyasi partiler arasında rekabetin doğal olduğunu ancak bu rekabetin kutuplaşmaya ve çatışmaya dönüşmemesi gerektiğini ifade etti.

“Emperyalist-siyonist ittifakı” ifadesi

Erdoğan, Türkiye’deki toplumsal fay hatlarının dış müdahaleler yoluyla kullanılabileceğini savundu.

“Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkeler, içeriden çözülmek ve çökertilmek istenmektedir.”

Bu sürecin kontrol merkezinde olduğunu söylediği yapıyı ise:

“emperyalist-siyonist ittifakı”

olarak tanımladı.

Erdoğan, Türk, Kürt, Sünni, Alevi, Müslüman ve gayrimüslim farklılıklarının tarih boyunca bir arada yaşama zemini oluşturduğunu belirterek bu farklılıkların çatışmaya dönüştürülmesinin Türkiye’nin birlik yapısına zarar vereceğini söyledi.

“Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur”

Erdoğan, Türkiye’nin geçmişte siyasi ve toplumsal çatışmalar nedeniyle ekonomik ve sosyal açıdan kayıplar yaşadığını belirtti.

“Ne Türkiye’nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur.”

Erdoğan, siyasi aktörlerin Türkiye’ye kaybettirmeye hakkı olmadığını belirterek siyaset kurumunun önündeki en önemli görevlerden birinin toplumsal huzuru korumak olduğunu söyledi.

Ayrıca “cephe siyaseti” olarak nitelendirdiği anlayışın yerine yeni bir siyaset tarzının gelmesi gerektiğini savundu.

“Önümüzde iki seçenek bulunuyor”

Erdoğan, Türkiye siyasetinin önünde iki seçenek bulunduğunu ifade etti:

“Ya, kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz… Ya da asgari müştereklerde buluşmayı, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyaseti Türkiye’ye hâkim kılacağız.”

Farklı siyasi partilerin farklı görüşlere sahip olmasının demokrasinin zenginliği olduğunu belirten Erdoğan, buna karşın siyasi partilerin önceliğinin Türkiye olması gerektiğini söyledi.

Bu yaklaşımı “Türkiye merkezli siyaset”, çatışma yerine uzlaşmayı ise “Büyük Türkiye Mutabakatı” ve “iç cephenin tahkim edilmesi” ifadeleriyle tanımladı.

“Terörsüz Türkiye” mesajı

Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecini de toplumsal ve milli mutabakat çerçevesinde değerlendirdi.

“Terörsüz Türkiye sürecimizin, aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu millî mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim.”

Terörün Türkiye’yi bölmesinin mümkün olmadığını ancak ülkenin enerjisini, kaynaklarını ve zamanını tükettiğini ifade etti.

“Terör bitme noktasına geldi”

Erdoğan, 42 yıllık terörle mücadele döneminde Türkiye’nin ağır insan ve ekonomik kayıplar yaşadığını söyledi.

“Ama bugün terör bitme noktasına gelmiş, terör saldırıları sona ermiş, terör örgütü de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıklamıştır.”

TBMM’de Çerçeve Yasa’nın 467 kabul oyuyla geçmesini de tarihi bir mutabakat olarak nitelendirdi. Bu süreçte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür etti.

DEM Parti ve diğer siyasi partilere teşekkür

Erdoğan, sürecin ilerlemesinde katkı sunduğunu belirttiği DEM Parti Grubu’na da teşekkür etti.

“Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubuna aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.”

Ayrıca Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ile Çerçeve Yasa çalışmalarında yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarının desteğinin devam etmesini beklediğini söyledi.

Yeni anayasa için çağrı

Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecinin daha geniş bir demokratik zeminin oluşmasına katkı sağlayabileceğini belirterek yeni ve sivil anayasa tartışmasına geçti.

Yeni anayasa çalışmalarının Türkiye’nin demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil yapısını güçlendirebileceğini ifade etti.

Kanun-i Esasi’nin ilanının 150. yıl dönümüne denk gelen yeni yasama yılının anayasa açısından önemli bir döneme işaret ettiğini belirtti.

Darbe anayasalarına eleştiri

Erdoğan, son 70 yıldaki iki anayasanın darbe dönemlerinin ürünü olduğunu savundu.

“Darbe ürünü olan son 70 yılın iki anayasası, varoluşsal bir krizle mefluç doğmuştur.”

Bu anayasaların devlet ile toplum ve birey ile devlet arasındaki ilişkiyi “silah ve süngünün gölgesi altında” şekillendirdiğini ifade etti.

Erdoğan’a göre darbe dönemlerinde hazırlanan anayasal düzenlemeler, milli iradeyi güçlendirmekten ziyade vesayet mekanizmalarını koruyan bir yapı oluşturdu.

“En kapsamlı değişiklikler bizim dönemimizde yapıldı”

Erdoğan, kendi iktidarları döneminde anayasal ve demokratik sistemde önemli değişiklikler yapıldığını söyledi.

“Gururla ifade etmek isterim ki, en kapsamlı değişiklikler de bizim dönemimizde yapıldı.”

Bununla birlikte, darbe dönemlerinin mirasını tamamen geride bırakacak sivil bir anayasa ihtiyacının halen karşılanamadığını belirtti.

“Türkiye bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır”

Erdoğan, 12 Eylül darbesinin lider kadrosunun yıllar sonra yargılandığını ancak mevcut anayasanın onların imzasını taşıdığını belirterek bunu eleştirdi.

“Milletimiz buna ne layıktır, ne de razıdır.”

Ardından:

“Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır.”

ifadelerini kullandı.

Erdoğan, yeni ve sivil anayasa hedefini Türk demokrasisinin “rüştünü ispat mücadelesi” olarak nitelendirdi.

“Yeni anayasada kutuplaşma siyaseti olmayacak”

Erdoğan, yeni anayasanın kutuplaşma yerine “mutabakat içinde rekabet” anlayışının ürünü olması gerektiğini söyledi.

“Türkiye’nin ufkunu genişletecek yeni bir anayasa, kutuplaşma siyasetinin değil, ‘mutabakat içinde rekabeti’ esas alan yeni siyasetin eseri olacaktır.”

Yeni anayasanın devlet ile millet arasındaki bağları güçlendirmesi, güçlü devlet ile özgür toplum arasında denge kurması ve çoğulcu demokrasiyi kurumsallaştırması gerektiğini ifade etti.

“Hiç kimse hakikat tekeline sahip değildir”

Erdoğan, anayasa tartışmalarında farklı görüşlerin ve önerilerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Demokraside, hiç kimse hakikat tekeline sahip değildir. Her düşünce kıymetli, her öneri değerlidir.”

Yeni anayasa konusunda siyasi partilerin taahhütleri doğrultusunda harekete geçmeleri gerektiğini belirten Erdoğan, mevcut anayasanın ilk dört maddesine ilişkin tavırlarının ise belli olduğunu ifade etti.

Konuşmanın ana mesajları

Erdoğan’ın TBMM açılış konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle sıralandı:

Yeni yasama yılı: Meclis’in demokratik işlevinin ve karşılıklı saygı içinde siyaset yapmanın önemi vurgulandı.

Deprem çalışmaları: 445 bin konut ve iş yerinin teslim edildiği, deprem bölgesinin yeniden ihyası için 5,4 trilyon lira harcandığı belirtildi.

Ekonomi: 2026’nın ilk yarısında yüzde 2,5 büyüme, 1,7 trilyon doların üzerinde yıllıklandırılmış milli gelir ve 280,3 milyar dolarlık ihracat rakamları paylaşıldı.

Fon krizi: Fon piyasasının belirli bölümündeki sorunun “hakkaniyet ve adalet” gözetilerek çözüldüğü mesajı verildi.

Toplumsal kutuplaşma: Farklılıkların çatışma unsuru haline getirilmemesi ve siyasi rekabetin kutuplaşmaya dönüşmemesi gerektiği savunuldu.

“Büyük Türkiye Mutabakatı”: Siyasi partilerin milli meselelerde uzlaşma zemininde buluşması çağrısı yapıldı.

“Terörsüz Türkiye”: Terörün sona erdirilmesi ve sürecin milli mutabakat çerçevesinde ilerletilmesi gerektiği vurgulandı.

Yeni anayasa: Darbe dönemlerinin izlerini taşıyan mevcut anayasal yapının yerine yeni ve sivil bir anayasa yapılması çağrısı yinelendi.

Siyasi yaklaşım: Erdoğan, yeni dönemin “mutabakat içinde rekabet” anlayışıyla şekillenmesi gerektiğini belirtti.

Yasama yılı hedefi: Yeni yasama yılının Türkiye’nin imkan ve fırsatlarını geliştiren bir “anayasa yılı” olması temennisinde bulunuldu.

Kaynak: Haberler.com

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.