Yükseköğretimde yeni dönem! Bursa’nın da içinde olduğu 7 ilde yeni model!
Yükseköğretimde yeni dönem! Bursa’nın da içinde olduğu 7 ilde yeni model!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde üniversite sayısının 208'e çıktığını belirtti. Yapay zekanın akademiye etkilerine değinen Erdoğan, hedefinin en az iki Türk üniversitesini dünyanın ilk 100'üne sokmak olduğunu açıkladı.
Haber Giriş Tarihi: 06.10.2026 16:49
Haber Güncellenme Tarihi: 06.10.2026 16:52
Kaynak:
İHA
“Nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırdık”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin yükseköğretim politikalarına, üniversitelerin geleceğine, yapay zekânın akademiye etkisine ve üniversite-sanayi iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, son 24 yılda üniversite ve yurt sayılarındaki artışı “yükseköğretimde devrim niteliğinde adımlar” olarak nitelendirdi.
“Anadolu’nun dört bir yanına yükseköğretim ulaştırıldı”
Erdoğan, göreve geldiklerinde 76 olan üniversite sayısının 208’e, 190 olan yurt sayısının 877’ye, 182 bin olan yatak kapasitesinin ise 1 milyona çıkarıldığını söyledi.
Bu yatırımların temel amacının yükseköğretime erişimi genişletmek olduğunu belirten Erdoğan, gelir düzeyi ne olursa olsun gençlerin kendi şehirlerinde eğitim alma imkanına kavuşmasını hedeflediklerini ifade etti.
“Zenginin çocuğu okurken fakirin çocuğu yükseköğretim imkanından yoksun kalmasın, hayallerini ertelemek mecburiyetinde kalmasın, hayata 5-0 geriden başlamasın istedik.”
Erdoğan, üniversitelerin Anadolu'nun farklı şehirlerine yayılmasının eğitimde fırsat eşitliği açısından önemli olduğunu savundu.
“Üniversitelerin yaygınlaşmasına karşı çıkmak fırsat eşitliğine karşı çıkmaktır”
Üniversite harçlarının kaldırıldığını, bursların artırıldığını ve üniversite-yurt altyapılarının geliştirildiğini belirten Erdoğan, öğrencilerin barınma ve beslenme imkanlarına da değindi.
Her şehirde üniversite açılmasına yönelik eleştirilere karşı çıkan Erdoğan, bu yaklaşımın eğitimde fırsat eşitliği anlayışıyla çeliştiğini söyledi.
Üniversitelerin yaygınlaşması sayesinde işçi, emekçi ve çiftçi çocuklarının da yükseköğretime erişiminin kolaylaştığını belirten Erdoğan, eğitim sisteminin toplumsal hareketlilik açısından önemine dikkat çekti.
“Üniversiteler sadece bilgi aktaran kurumlar olmamalı”
Erdoğan konuşmasında üniversitelerin tarihsel dönüşümüne de değindi. Üniversitelerin başlangıçta mevcut bilgiyi aktaran kurumlar olduğunu, zaman içerisinde araştırma ve yeni bilgi üretme işlevinin öne çıktığını belirtti.
Bugünün üniversitelerinin üç temel misyon taşıdığını ifade eden Erdoğan bunları:
Mevcut bilgiyi öğrencilere aktarmak,Araştırmalarla yeni bilgiler üretmek,Üretilen bilgiyi topluma ve ekonomiye kazandırmak olarak sıraladı.
Erdoğan, Türkiye’deki üniversitelerden de bu üç alanda daha güçlü bir performans beklediklerini dile getirdi.
“Yapay zekâ akademi için yeni bir sınama”
Konuşmanın dikkat çeken başlıklarından biri yapay zekânın yükseköğretime etkisi oldu.
Erdoğan, yapay zekâ sayesinde bilgiye ulaşmanın hiç olmadığı kadar kolaylaştığını ancak bunun araştırma süreçlerinde harcanan emeği azaltabileceğini söyledi.
Bilginin farklı kaynaklardan karşılaştırılması, sorgulanması ve güvenilirliğinin değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Erdoğan, yapay zekâ tarafından üretilen bilgilerin de mutlaka sorgulanması gerektiğini vurguladı.
“Akademik süreçlerde insan faktörü azalıyor”
Erdoğan, teknolojik gelişmelerin akademik süreçlerde insan unsurunu geri plana itme riski taşıdığını belirtti.
Öğrenci-akademisyen ilişkisinin yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığını söyleyen Erdoğan, akademisyenin öğrencisine tecrübe kazandırdığını, bilimsel kültür aşıladığını ve onu yeni kaynaklara yönlendirdiğini ifade etti.
“Ana aktör insan olmazsa aktarılan bilgi de sağlıklı ve kalıcı olmaz.”
Bu nedenle üniversitelerin yapay zekâ ve yeni teknolojilerin eğitim süreçlerinde nasıl kullanılacağı konusunda kapsamlı çalışmalar yapması gerektiğini söyledi.
“Medeniyetimiz bilginin üretiminde köklü bir mirasa sahip”
Erdoğan, Türkiye’nin yükseköğretim politikasını tarihsel bir perspektifle de ele aldı.
Bağdat, İstanbul, Kahire, Semerkant, Nişabur, Buhara, İznik ve Bursa gibi merkezlerin geçmişte bilim ve eğitim açısından önemli roller üstlendiğini belirten Erdoğan, alimler, talebeler, külliyeler ve medreseler aracılığıyla geniş bir coğrafyada bilgi üretildiğini ve yayıldığını söyledi.
Erdoğan, geçmişle övünmekten ziyade “maziden güç ve ilham alma” anlayışının önem taşıdığını vurguladı.
Erdoğan, konuşmasının akademik ve felsefi bölümünde bilgi ile hakikat arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Bilimin hakikate ulaşma yolunda bir araç olduğunu ifade eden Erdoğan, yalnızca bilginin elde edilmesinin yeterli olmadığını, bilginin anlaşılması ve anlamlandırılması gerektiğini söyledi.
Bu çerçevede İmam-ı Gazali’ye atfedilen “cevizin kabuğunu kırıp özüne inemeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder” sözünü örnek göstererek bilginin özüne ulaşmanın önemini vurguladı.
Kadın akademisyenlerin oranı yüzde 47,17
Erdoğan, yükseköğretimde kadınların konumuna ilişkin de rakam paylaştı.
Üniversitelerdeki kadın akademisyen oranının yüzde 47,17’ye yükseldiğini belirten Erdoğan, bunu memnuniyet verici bir gelişme olarak değerlendirdi.
Ayrıca eğitim hayatı çeşitli nedenlerle yarım kalan gençlere yeniden üniversite eğitimi imkanı sağlayan düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi.
“Türkiye dünyanın en geniş yükseköğretim ailelerinden birine sahip”
Erdoğan, Türkiye’de yaklaşık 6,3 milyon öğrenci, 208 üniversite ve 190 bin akademik personel bulunduğunu belirtti.
Türkiye'nin akademik yayın performansına da değinen Erdoğan, makale ve derleme türündeki yayınların sayısında 213 ülke arasında 15. sırada bulunulduğunu, araştırma üniversitelerinin nitelikli yayın oranının ise yüzde 79 ile OECD ortalamasına ulaştığını ifade etti.
Hedef: En az iki Türk üniversitesi dünyanın ilk 100’ünde
Erdoğan, 2026 yılında 6 Türk üniversitesinin dünyanın ilk 500’ü içinde yer aldığını, bunlardan 2'sinin ilk 300'e girdiğini belirtti.
Orta vadede en az iki Türk üniversitesinin dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girmesini hedeflediklerini açıklayan Erdoğan, ancak sıralamalardaki yükselişin tek başına yeterli olmadığını söyledi.
Akademiden yalnızca daha fazla yayın değil; yeni fikirler, kavramlar, modeller, sistemler ve teknolojik yenilikler geliştirmesini beklediklerini ifade etti.
Üniversite-sanayi iş birliği güçlendirilecek
Konuşmanın bir diğer önemli başlığı ise üniversitelerin ekonomi ve istihdama katkısının artırılması oldu.
Erdoğan, reel sektörün ihtiyaçlarıyla uyumlu bir yükseköğretim sisteminin ülke genelinde yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini belirtti.
Özellikle ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin sayısının azaltılmasının Türkiye açısından kritik olduğunu söyledi.
2018’de başlayan Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulları Projesi'nde yüzde 90'a varan istihdam oranlarına ulaşıldığını belirten Erdoğan, işletmede mesleki eğitim modelinin de genişletileceğini açıkladı.
Bursa’nın da içinde olduğu 7 ilde yeni model
Yeni uygulamanın ilk etapta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Konya ve Gaziantep'te hayata geçirileceğini açıklayan Erdoğan, toplam 185 mesleki ön lisans programında 120 bin öğrencinin bu süreçten yararlanacağını söyledi.
Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen Kariyer Planlama Platformu'nun da gençlerin eğitimden istihdama geçiş sürecine katkı sağlayacağını ifade etti.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yükseköğretimde yeni dönem! Bursa’nın da içinde olduğu 7 ilde yeni model!
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde üniversite sayısının 208'e çıktığını belirtti. Yapay zekanın akademiye etkilerine değinen Erdoğan, hedefinin en az iki Türk üniversitesini dünyanın ilk 100'üne sokmak olduğunu açıkladı.
“Nitelikli bir yükseköğretim sürecini Anadolu’nun dört bir yanına ulaştırdık”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada Türkiye’nin yükseköğretim politikalarına, üniversitelerin geleceğine, yapay zekânın akademiye etkisine ve üniversite-sanayi iş birliğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, son 24 yılda üniversite ve yurt sayılarındaki artışı “yükseköğretimde devrim niteliğinde adımlar” olarak nitelendirdi.
“Anadolu’nun dört bir yanına yükseköğretim ulaştırıldı”
Erdoğan, göreve geldiklerinde 76 olan üniversite sayısının 208’e, 190 olan yurt sayısının 877’ye, 182 bin olan yatak kapasitesinin ise 1 milyona çıkarıldığını söyledi.
Bu yatırımların temel amacının yükseköğretime erişimi genişletmek olduğunu belirten Erdoğan, gelir düzeyi ne olursa olsun gençlerin kendi şehirlerinde eğitim alma imkanına kavuşmasını hedeflediklerini ifade etti.
Erdoğan, üniversitelerin Anadolu'nun farklı şehirlerine yayılmasının eğitimde fırsat eşitliği açısından önemli olduğunu savundu.
“Üniversitelerin yaygınlaşmasına karşı çıkmak fırsat eşitliğine karşı çıkmaktır”
Üniversite harçlarının kaldırıldığını, bursların artırıldığını ve üniversite-yurt altyapılarının geliştirildiğini belirten Erdoğan, öğrencilerin barınma ve beslenme imkanlarına da değindi.
Her şehirde üniversite açılmasına yönelik eleştirilere karşı çıkan Erdoğan, bu yaklaşımın eğitimde fırsat eşitliği anlayışıyla çeliştiğini söyledi.
Üniversitelerin yaygınlaşması sayesinde işçi, emekçi ve çiftçi çocuklarının da yükseköğretime erişiminin kolaylaştığını belirten Erdoğan, eğitim sisteminin toplumsal hareketlilik açısından önemine dikkat çekti.
“Üniversiteler sadece bilgi aktaran kurumlar olmamalı”
Erdoğan konuşmasında üniversitelerin tarihsel dönüşümüne de değindi. Üniversitelerin başlangıçta mevcut bilgiyi aktaran kurumlar olduğunu, zaman içerisinde araştırma ve yeni bilgi üretme işlevinin öne çıktığını belirtti.
Bugünün üniversitelerinin üç temel misyon taşıdığını ifade eden Erdoğan bunları:
Mevcut bilgiyi öğrencilere aktarmak,Araştırmalarla yeni bilgiler üretmek,Üretilen bilgiyi topluma ve ekonomiye kazandırmak olarak sıraladı.
Erdoğan, Türkiye’deki üniversitelerden de bu üç alanda daha güçlü bir performans beklediklerini dile getirdi.
“Yapay zekâ akademi için yeni bir sınama”
Konuşmanın dikkat çeken başlıklarından biri yapay zekânın yükseköğretime etkisi oldu.
Erdoğan, yapay zekâ sayesinde bilgiye ulaşmanın hiç olmadığı kadar kolaylaştığını ancak bunun araştırma süreçlerinde harcanan emeği azaltabileceğini söyledi.
Bilginin farklı kaynaklardan karşılaştırılması, sorgulanması ve güvenilirliğinin değerlendirilmesinin önemine dikkat çeken Erdoğan, yapay zekâ tarafından üretilen bilgilerin de mutlaka sorgulanması gerektiğini vurguladı.
“Akademik süreçlerde insan faktörü azalıyor”
Erdoğan, teknolojik gelişmelerin akademik süreçlerde insan unsurunu geri plana itme riski taşıdığını belirtti.
Öğrenci-akademisyen ilişkisinin yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığını söyleyen Erdoğan, akademisyenin öğrencisine tecrübe kazandırdığını, bilimsel kültür aşıladığını ve onu yeni kaynaklara yönlendirdiğini ifade etti.
Bu nedenle üniversitelerin yapay zekâ ve yeni teknolojilerin eğitim süreçlerinde nasıl kullanılacağı konusunda kapsamlı çalışmalar yapması gerektiğini söyledi.
“Medeniyetimiz bilginin üretiminde köklü bir mirasa sahip”
Erdoğan, Türkiye’nin yükseköğretim politikasını tarihsel bir perspektifle de ele aldı.
Bağdat, İstanbul, Kahire, Semerkant, Nişabur, Buhara, İznik ve Bursa gibi merkezlerin geçmişte bilim ve eğitim açısından önemli roller üstlendiğini belirten Erdoğan, alimler, talebeler, külliyeler ve medreseler aracılığıyla geniş bir coğrafyada bilgi üretildiğini ve yayıldığını söyledi.
Erdoğan, geçmişle övünmekten ziyade “maziden güç ve ilham alma” anlayışının önem taşıdığını vurguladı.
“Bilginin odağında anlam, anlamın çekirdeğinde hakikat var”
Erdoğan, konuşmasının akademik ve felsefi bölümünde bilgi ile hakikat arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Bilimin hakikate ulaşma yolunda bir araç olduğunu ifade eden Erdoğan, yalnızca bilginin elde edilmesinin yeterli olmadığını, bilginin anlaşılması ve anlamlandırılması gerektiğini söyledi.
Bu çerçevede İmam-ı Gazali’ye atfedilen “cevizin kabuğunu kırıp özüne inemeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder” sözünü örnek göstererek bilginin özüne ulaşmanın önemini vurguladı.
Kadın akademisyenlerin oranı yüzde 47,17
Erdoğan, yükseköğretimde kadınların konumuna ilişkin de rakam paylaştı.
Üniversitelerdeki kadın akademisyen oranının yüzde 47,17’ye yükseldiğini belirten Erdoğan, bunu memnuniyet verici bir gelişme olarak değerlendirdi.
Ayrıca eğitim hayatı çeşitli nedenlerle yarım kalan gençlere yeniden üniversite eğitimi imkanı sağlayan düzenlemelerin hayata geçirildiğini söyledi.
“Türkiye dünyanın en geniş yükseköğretim ailelerinden birine sahip”
Erdoğan, Türkiye’de yaklaşık 6,3 milyon öğrenci, 208 üniversite ve 190 bin akademik personel bulunduğunu belirtti.
Türkiye'nin akademik yayın performansına da değinen Erdoğan, makale ve derleme türündeki yayınların sayısında 213 ülke arasında 15. sırada bulunulduğunu, araştırma üniversitelerinin nitelikli yayın oranının ise yüzde 79 ile OECD ortalamasına ulaştığını ifade etti.
Hedef: En az iki Türk üniversitesi dünyanın ilk 100’ünde
Erdoğan, 2026 yılında 6 Türk üniversitesinin dünyanın ilk 500’ü içinde yer aldığını, bunlardan 2'sinin ilk 300'e girdiğini belirtti.
Orta vadede en az iki Türk üniversitesinin dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girmesini hedeflediklerini açıklayan Erdoğan, ancak sıralamalardaki yükselişin tek başına yeterli olmadığını söyledi.
Akademiden yalnızca daha fazla yayın değil; yeni fikirler, kavramlar, modeller, sistemler ve teknolojik yenilikler geliştirmesini beklediklerini ifade etti.
Üniversite-sanayi iş birliği güçlendirilecek
Konuşmanın bir diğer önemli başlığı ise üniversitelerin ekonomi ve istihdama katkısının artırılması oldu.
Erdoğan, reel sektörün ihtiyaçlarıyla uyumlu bir yükseköğretim sisteminin ülke genelinde yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini belirtti.
Özellikle ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin sayısının azaltılmasının Türkiye açısından kritik olduğunu söyledi.
2018’de başlayan Organize Sanayi Bölgesi Meslek Yüksekokulları Projesi'nde yüzde 90'a varan istihdam oranlarına ulaşıldığını belirten Erdoğan, işletmede mesleki eğitim modelinin de genişletileceğini açıkladı.
Bursa’nın da içinde olduğu 7 ilde yeni model
Yeni uygulamanın ilk etapta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Konya ve Gaziantep'te hayata geçirileceğini açıklayan Erdoğan, toplam 185 mesleki ön lisans programında 120 bin öğrencinin bu süreçten yararlanacağını söyledi.
Ayrıca Cumhurbaşkanlığı Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen Kariyer Planlama Platformu'nun da gençlerin eğitimden istihdama geçiş sürecine katkı sağlayacağını ifade etti.
Kaynak: İHA
En Çok Okunan Haberler