SON DAKİKA
Hava Durumu

Yunuseli uçak kazasının düşündürdükleri

Yazının Giriş Tarihi: 29.04.2022 11:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 29.04.2022 11:07

Yunuseli Havaalanı Türkiye’nin ilk iniş şeridi olarak yıllarca Bursa’ya hizmet etti.
30 metre genişliğinde 1395 metre uzunluğunda piste sahip olan bu havaalanı 2001 yılında sivil havacılık hizmetlerine kapatılıp, sadece askeri amaçla hizmet vermeye başlamıştı. 
Ancak Büyükşehir Belediyesi’nin eski başkanı Recep Altepe uğraşıp didinip yeniden uçuş iznini aldı.

Böylece 1 Şubat 2017 tarihinde Bursa İstanbul  (Haliç) arasında suya da inebilen uçaklar ile uçuşlar başlatıldı.
O tarihte pilot bir dostum arayıp, “Çok büyük bir hata yapıldı. Sorun sadece pistin küçük olmasında değil, yer hizmetleri de yeterli değil, Allah korusun ama bir facia bekleyin” demişti.
O vakit bunu yazdığım için Recep Altepe dâhil bana epey kızan ve tepki gösterenler olmuştu.

Sanki yıllarca havaalanın yakınlarına yüksek binalar yapılması için izinleri ben vermişim gibi, vizyonsuzlukla suçlandım, iyi mi?
Yine de, dilim döndüğünce, gücüm yettiğinde yapılan hatayı yazdım, anlattım.
Baktım kimsenin umurunda değil, sonunda yıldım ve sustum.
Oysa havacılık şakaya gelmez.
Çok fazla teknik detayı var bu işin.
Çünkü yapılacak en küçük hata, faciaya yol açabilir.
Nitekim Yunuseli Havaalanı’ndan kalkan o küçük uçaklar, bugüne kadar çeşitli kazalar atlattılar.
Uzatmayalım.
Alinur Aktaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı olunca tehlikeyi gördü.
Zaten 1.2 uçuş ortalaması ile külliyen zarar eden bu uçuşları durdurdu.
Zira zararı bütün Bursalılar ödüyordu.
Hemen ardından da, mania kriterlerine uymayan pisti kapatmak istedi ve bölgede kentsel dönüşüm uygulaması yapmak için konuyu kamuoyunda tartışmaya açmak istedi.
Ama projenin detayları konuşulamadı bile.
Bildiğim kadarı ile o alanın yarısı zemin artı 5 kat olacak şekilde kentsel dönüşümde kullanıp, geriye kalan yaklaşık 700 dönümlük alanı da Bursa’nın en büyük yeşil alanı olarak Millet Bahçesi yapılacaktı.
Dedim ya, o güzelim projeyi konuşturmadılar bile.
Anlamadan dinlemeden bodoslama karşı çıktılar.
Bir bardak suda fırtınalar kopartıldı.
Veee en sonunda konu tartışılamadan gündemden kalktı.
Eğitim uçuşları da devam etti haliyle.
Böylece hafta başında yaşanan faciaya davetiye çıkarıldı.
***
Peki n’oldu, kim kazandı?
Ne olacak?
Sonuç ortada işte…
Bursa kaybetti ve o elim kaza ile de içimiz yandı.
Pazartesi günü o pistten kalkan eğitim uçağı mahalleye çakılıverdi.
Hayatının baharında iki genç öldü o kazada, biri öğretmen pilot, diğeri de öğrenciydi…

Yazık değil mi?... Günah değil mi?... İnat etmeye değer miydi?...
Uçak o daracık sokağa çakılırken, hiç olmazsa başka canlara mal olmadı diye teselli etmeye çalışıyoruz şimdi kendimizi.

Ama bundan sonrasında da, başka bir facia olmayacağının hiçbir garantisi yok ki…
***
Onu bunu bilmem ben.
O pisti kapatmak zorundayız.
Hatta Alinur Aktaş’ın tartışmaya açmak istediği o projeyi de, ön yargılardan arınıp, sağduyu ile tartışmalıyız bu kez...
Başka canların yanmaması, başka annelerin ağlamaması için, çevresi yüksek binalar ile dolan, mania kriterlerine uymayan, teknik açıdan yetersiz olan o pistten artık tek bir uçak bile kalmaması gerekiyor.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.