Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten gündeme ilişkin kapsamlı açıklamalar!
Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten gündeme ilişkin kapsamlı açıklamalar!
Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul cinayetler için özel birim kurulduğunu ve 40 dosyanın aydınlatıldığını açıkladı. Yazıcıoğlu, Doku ve Kozinoğlu dosyaları ile AHBAP soruşturması, FETÖ ve İmamoğlu davası gibi kritik başlıklar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Haber Giriş Tarihi: 10.09.2026 15:10
Haber Güncellenme Tarihi: 10.09.2026 15:14
Kaynak:
İHA
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan yargı muhabirleriyle Adalet Bakanlığında bir araya gelerek gündemdeki çok sayıda konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Gürlek; faili meçhul cinayetlerden Muhsin Yazıcıoğlu ve Gülistan Doku dosyalarına, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmadan AHBAP soruşturmasına, uyuşturucu ve yasa dışı bahis operasyonlarından FETÖ ile mücadeleye, "Terörsüz Türkiye" sürecinden Ekrem İmamoğlu davasına kadar birçok başlıkta değerlendirme yaptı.
Faili meçhul dosyalarda yeni dönem
Gürlek, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla Adalet Bakanlığı bünyesinde özel bir birim kurulduğunu açıkladı. Bu birimin yaklaşık dört aydır çalıştığını belirten Gürlek, bugüne kadar 46 maktulün bulunduğu 40 dosyanın aydınlatıldığını söyledi.
Gürlek, "Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor. Başsavcılıklarla toplantılar yapılıyor, dosyalardaki imkanlar değerlendiriliyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı dört ay oldu; 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı" dedi.
Çalışmaların vatandaşın adalete güvenini güçlendirdiğini ifade eden Gürlek, geçmişte delillerin yeterince toplanamamış olmasının soruşturmaların yıllar sonra yeniden ele alınmasına engel olmadığını vurguladı.
"Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor" ifadelerini kullandı.
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması sürüyor
Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturmanın devam ettiğini belirten Gürlek, dosyanın ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü söyledi. Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının da dosyayla ilgili koordinasyon ve inceleme çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Gürlek, yeni faili meçhul soruşturmaları konusunda isim vermenin doğru olmayacağını belirterek, soruşturma başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerektiğini söyledi.
Gülistan Doku'nun naaşının bulunması için çalışma
Gülistan Doku dosyasında önemli ilerlemeler sağlandığını ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu belirten Gürlek, dosyada Umut Altaş'ın da ifadesinin alındığını açıkladı.
Gürlek, dosyanın en önemli başlıklarından birinin Doku'nun naaşına ulaşılması olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var."
Naaşın kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olabileceği ihtimalinin de araştırıldığını belirten Gürlek, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin yetkilerini usulsüz kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıkları yönündeki iddiaların da incelendiğini söyledi.
"Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar" dedi.
Rojin Kabaiş dosyasında teknik incelemeler
Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin de bilgi veren Gürlek, DNA incelemelerinin yapıldığını ve cep telefonuna yönelik teknik çalışmaların sürdüğünü açıkladı.
Ancak soruşturmanın henüz kesin bir sonuca ulaşmadığını belirten Gürlek, "DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz" ifadelerini kullandı.
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü yeniden araştırılıyor
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü belirten Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi.
Kozinoğlu'nun önemli bir devlet görevlisi olduğunu belirten Gürlek, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" dedi.
Dosyayla ilgili geçmişte ihbar ve şikayetler bulunduğunu belirten Gürlek, yurt dışında firari durumda bulunan ve FETÖ bağlantısıyla hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin beyanları sonrasında bazı adli işlemler gerçekleştirildiğini aktardı.
Ancak Gürlek, olayın kesin olarak cinayet olduğunu söylemenin doğru olmayacağını da vurguladı:
"Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Süreç devam ediyor."
"Ucu nereye giderse gitsin, dosyanın içindeki delillere bakın"
Adalet Bakanlığı olarak devam eden Cumhuriyet başsavcılığı soruşturmalarına müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını belirten Gürlek, savcıların makam veya unvan ayrımı yapmadan hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Gürlek'in bu konudaki mesajı şöyle oldu:
"Bizim söylediğimiz şu: ‘Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın; dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver'."
Gürlek, amaçlarının soruşturmaların yönünü belirlemek değil, savcıların herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden görevlerini hukuka uygun şekilde yerine getirmelerini sağlamak olduğunu ifade etti.
AHBAP soruşturması: MASAK tespitleri ve itirafçı beyanları
AHBAP soruşturmasının sürdüğünü belirten Gürlek, soruşturmanın temel başlıklarından birinin vatandaşların yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismar edilip edilmediğinin belirlenmesi olduğunu söyledi.
"AHBAP'la ilgili soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında, vatandaşlarımızın iyi niyetinin ve yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismarı ayrıntılı biçimde inceleniyor" dedi.
Dosyada MASAK tespitleri ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu belirten Gürlek, yeni deliller ortaya çıkması halinde yeni adli işlemlerin de gündeme gelebileceğini söyledi.
Yardımların kullanımına ilişkin inceleme
Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının soruşturmanın önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Gürlek, bazı yardım malzemelerinin depolarda çürümeye terk edildiğine ilişkin iddiaların bulunduğunu ve yeni görüntülerin ortaya çıktığını söyledi.
"Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli. Biliyorsunuz bir keşif heyeti oluşturuldu. Yeni görüntüler de ortaya çıktı. Keşke toplanan bu paraların tamamıyla yardımlar yapılsa, evler inşa edilseydi. Şu anda depolarda çürümeye terk edildiği belirtilen malzemeler var. Bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Mağdurlar ve şikayetçiler var. Bunlara ilişkin çalışmalar da devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Gürlek, soruşturma kapsamında çok sayıda müştekinin bulunduğunu da belirtti. Örnek olarak, Amerika'da bulunan bir klinikte yaşanan ve 4 milyon 600 bin dolarlık bir yardım talebine ilişkin iddiayı aktardı. Bu işlemle ilgili senet düzenlendiğini söyledi.
Dosyada buna benzer çok sayıda senet bulunduğunun belirtildiğini ifade eden Gürlek, bazı işlemlerde Haluk Levent'in kendi adına borç aldığı, bu parayı kullanacağını söylediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunduğunu, ancak bu paraların daha sonra ödenmediğinin iddia edildiğini aktardı. Tüm bu işlemlerin ilgili başsavcılık tarafından hukuki ve mali açıdan incelendiğini söyledi.
Uyuşturucu, yasa dışı bahis ve şike operasyonları
Uyuşturucuyla mücadelede taviz vermediklerini belirten Gürlek, operasyonların devam edeceğini açıkladı.
"Uyuşturucuyla mücadele kapsamındaki operasyonlar devam edecek. İlgili başsavcılıklar tarafından üzerinde çalışılan ve değerlendirilen dosyalar var. Uyuşturucu konusunda kesinlikle taviz vermiyoruz" dedi.
Kamuoyunca tanınan isimler ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların caydırıcı etkisine de dikkat çeken Gürlek, uyuşturucuyla mücadelenin farklı alanlarında yeni soruşturmaların gündeme gelebileceğini söyledi.
Yasa dışı bahis ve şike soruşturmalarının yalnızca futbolla sınırlı olmadığını belirten Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" ifadelerini kullandı.
Beyaz et ve şeker sektörlerine yönelik operasyonlara da değinen Gürlek, vatandaşların ekonomik hayatını ve kamu sağlığını doğrudan etkileyen sektörlerin de takip edildiğini belirtti. Somut suç şüphesi oluşması halinde yeni soruşturmaların yapılabileceğini söyledi.
Borsa ve piyasa soruşturmaları
Borsadaki işlem hacminin son yıllarda önemli ölçüde büyüdüğünü belirten Gürlek, yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bazı konuların incelendiğini açıkladı.
"SPK ile koordinasyon içerisinde takip edilen süreçler oluyor. Özellikle manipülasyon konusunda mevzuatın SPK'ya verdiği yetkiler ve usuller var. Adli süreçler de bu yasal çerçeve içerisinde yürütülüyor" dedi.
FETÖ ile mücadele
FETÖ ile mücadelenin tavizsiz sürdüğünü belirten Gürlek, örgütün yeniden yapılanma girişimlerine karşı devletin dikkatli olduğunu söyledi.
"FETÖ yıllarca planlı biçimde hareket ederek en sonunda 15 Temmuz'da ülkeyi ele geçirmeye çalışan bir ihanet örgütü. Aynı zamanda bir casusluk örgütü" ifadelerini kullandı.
Örgütün farklı isim ve yapılar altında yeniden örgütlenmeye veya kamu kurumlarına sızmaya çalışabileceğini belirten Gürlek, finansal kaynaklara ilişkin çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.
"Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. FETÖ ile mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor" dedi.
Umut Altaş ve Eylem Tok'un iade süreçleri
Yurt dışındaki şüpheli ve sanıkların iade süreçlerinin de takip edildiğini belirten Gürlek, Umut Altaş için iade talebinde bulunulduğunu ve sürecin olumlu yönde ilerlediğini söyledi. Nihai kararın ise ilgili ülkenin yargı ve idari makamlarına ait olduğunu vurguladı.
Eylem Tok hakkında iade yönünde karar verildiğini ancak kararın üst mahkemeye taşındığını belirten Gürlek, üst mahkemenin kararının beklendiğini söyledi.
"Terörsüz Türkiye" süreci
"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, çerçeve yasanın yaklaşık 467 oyla kabul edildiğini belirterek bunu "çok büyük bir başarı" olarak nitelendirdi.
Yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün tamamen silah bırakması gerektiğini belirten Gürlek, silahların teslim edilmesi ve örgütün tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesine ilişkin sürecin Milli Savunma Bakanlığı ve MİT tarafından takip edildiğini söyledi.
Adalet Bakanlığının ise yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkacak hukuki ve idari süreçlere yönelik hazırlık yaptığını açıkladı.
Çocuk Paketi yürürlüğe girdi
Çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca adli açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Gürlek, çocukları suça iten nedenlerin çok daha erken aşamalarda ortaya çıktığını söyledi.
"Adalet sistemi suç işlendikten sonra devreye giriyor. Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz" dedi.
Çocuk Paketi ile "suça sürüklenen çocuk" kavramı yerine "adli süreçteki çocuk" yaklaşımının getirildiğini belirten Gürlek, düzenlemenin iki temel amacının bulunduğunu söyledi: Suç örgütlerinin çocukları kullanmasının önüne geçmek ve çocukların işledikleri fiillerin hukuki sonuçlarını daha açık ve caydırıcı hale getirmek.
Ailelerin sorumluluğunun da güçlendirildiğini belirten Gürlek, ailelerin çocukların eğitimi, davranışları, sosyal çevresi ve bulunduğu ortamlar konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Ekrem İmamoğlu'nun da sanıkları arasında bulunduğu davanın devam ettiğini belirten Gürlek, soruşturma dönemindeki değerlendirmeleri ile mevcut yargılama aşamasının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Daha önce dile getirilen "insanların aileleriyle tehdit edildiği, baskı yapıldığı ve tutuklamayla korkutulduğu" yönündeki iddialara ilişkin Gürlek, soruşturma döneminde dosyadaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatini ifade ettiğini, ancak dosyanın artık kovuşturma aşamasında olduğunu belirtti.
"Bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuyla ilgili nihai takdir mahkemeye aittir" dedi.
Yargılamanın ne zaman tamamlanacağının kendisi tarafından söylenemeyeceğini belirten Gürlek, sürecin takvimi ve verilecek kararın tamamen mahkemenin yetkisinde olduğunu vurguladı.
Ek iddianame çalışmaları
İmamoğlu dosyasına ilişkin ek iddianame çalışmalarının bulunduğunu da açıklayan Gürlek, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmelerin incelendiğini söyledi.
"Evet, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor" ifadelerini kullandı.
Ahmet Davutoğlu ve Melih Gökçek soruşturmaları
Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını belirten Gürlek, soruşturmada suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı ve zamanaşımı konularının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bir görüntü veya olayın geçmişte mevcut olmasının, savcılığın daha sonraki tarihte gelen bir ihbar, CİMER başvurusu veya şikayet üzerine soruşturma başlatmasına tek başına engel olmadığını ifade etti.
Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili şikayet ve başvuruların da Cumhuriyet başsavcılığı tarafından değerlendirildiğini belirten Gürlek, bazı ifadelerin alındığını ve bundan sonraki sürecin deliller çerçevesinde savcılığın takdirinde ilerleyeceğini söyledi.
"Cezasızlık algısının üzerine gidiyoruz"
Toplumda adalete güven konusunda öne çıkan sorunlardan birinin yargılamaların uzun sürmesi olduğunu belirten Gürlek, davaların makul sürede tamamlanması için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Toplumda oluşan "Suç işleyenin yanına kar kalıyor" algısının da üzerine gittiklerini belirten Gürlek, "Toplumda ‘Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" dedi.
Hakim ve savcıların da hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığını vurgulayan Gürlek, "Hakim veya savcı olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz. Trafikte bir olaya karışmışsa vatandaş için hangi hukuk uygulanıyorsa onun için de aynı hukuk uygulanır" ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 27 bin 500 kişilik yargı teşkilatında küçük bir kesimin meslek onuruna zarar veren davranışlarının tüm teşkilatı zan altında bırakmaması gerektiğini belirten Gürlek, soruşturma ve disiplin istatistiklerinin yakından takip edildiğini söyledi.
Sosyal medyadaki lüks yaşam görüntülerine tepkiGürlek, kamuoyunda infial oluşturan ve kaynağı açıklanamayan servet görüntülerinin de takip edilmesi gerektiğini söyledi. Van'da "Kara Haydar" olarak gündeme gelen olaya değinen Gürlek, sosyal medya üzerinden sergilenen aşırı lüks yaşamın ve kaynağı tartışmalı servetin toplumda rahatsızlık oluşturduğunu ifade etti.
Sosyal medya fenomenliğinin başlı başına suç olmadığını belirten Gürlek, ancak suç teşkil eden mali faaliyet, kamu kurumlarına yönelik hukuka aykırı eylem veya başka bir suç şüphesi bulunması halinde bağımsız yargı makamlarının gereken işlemleri yapacağını söyledi.
"Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı" ifadelerini kullandı.
Gazetecilere yönelik saldırılar
Toplantının son bölümünde gazetecilere yönelik saldırılara da değinen Gürlek, basın mensuplarının toplumun haber alma hakkına hizmet ettiğini söyledi.
"Basın mensuplarına yönelik fiziki saldırılar maalesef zaman zaman yaşanabiliyor. Siz sonuç itibarıyla toplumun haber alma hakkına hizmet eden, kamusal nitelikte bir görev yapıyorsunuz" dedi.
Gazetecilere görevlerini yaptıkları sırada yönelen saldırıların yalnızca bireye karşı işlenmiş bir saldırı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Gürlek, bu saldırıların toplumun haber alma hakkına karşı da bir saldırı niteliği taşıdığını ifade etti.
Genel değerlendirme
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamalarında öne çıkan temel mesaj; faili meçhul dosyaların yeniden ele alınması, devam eden soruşturmalarda delil odaklı hareket edilmesi, uyuşturucu ve yasa dışı bahisle mücadelenin genişletilmesi, FETÖ'ye karşı mücadelenin sürdürülmesi ve yargılamaların makul sürede tamamlanması oldu.
Gürlek ayrıca devam eden davalarda nihai karar merciinin mahkemeler olduğunu vurgularken, soruşturmaların kişi, makam veya unvan gözetilmeden yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Toplantı, basın mensuplarının sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten gündeme ilişkin kapsamlı açıklamalar!
Adalet Bakanı Akın Gürlek, faili meçhul cinayetler için özel birim kurulduğunu ve 40 dosyanın aydınlatıldığını açıkladı. Yazıcıoğlu, Doku ve Kozinoğlu dosyaları ile AHBAP soruşturması, FETÖ ve İmamoğlu davası gibi kritik başlıklar hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Çağlayan Adliyesi'nde görev yapan yargı muhabirleriyle Adalet Bakanlığında bir araya gelerek gündemdeki çok sayıda konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Gürlek; faili meçhul cinayetlerden Muhsin Yazıcıoğlu ve Gülistan Doku dosyalarına, Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin soruşturmadan AHBAP soruşturmasına, uyuşturucu ve yasa dışı bahis operasyonlarından FETÖ ile mücadeleye, "Terörsüz Türkiye" sürecinden Ekrem İmamoğlu davasına kadar birçok başlıkta değerlendirme yaptı.
Faili meçhul dosyalarda yeni dönem
Gürlek, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla Adalet Bakanlığı bünyesinde özel bir birim kurulduğunu açıkladı. Bu birimin yaklaşık dört aydır çalıştığını belirten Gürlek, bugüne kadar 46 maktulün bulunduğu 40 dosyanın aydınlatıldığını söyledi.
Gürlek, "Faili meçhul dosyalar yeniden ele alınıyor. Başsavcılıklarla toplantılar yapılıyor, dosyalardaki imkanlar değerlendiriliyor. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı dört ay oldu; 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı" dedi.
Çalışmaların vatandaşın adalete güvenini güçlendirdiğini ifade eden Gürlek, geçmişte delillerin yeterince toplanamamış olmasının soruşturmaların yıllar sonra yeniden ele alınmasına engel olmadığını vurguladı.
"Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor" ifadelerini kullandı.
Muhsin Yazıcıoğlu soruşturması sürüyor
Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturmanın devam ettiğini belirten Gürlek, dosyanın ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü söyledi. Adalet Bakanlığı bünyesindeki Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının da dosyayla ilgili koordinasyon ve inceleme çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Gürlek, yeni faili meçhul soruşturmaları konusunda isim vermenin doğru olmayacağını belirterek, soruşturma başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerektiğini söyledi.
Gülistan Doku'nun naaşının bulunması için çalışma
Gülistan Doku dosyasında önemli ilerlemeler sağlandığını ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu belirten Gürlek, dosyada Umut Altaş'ın da ifadesinin alındığını açıkladı.
Gürlek, dosyanın en önemli başlıklarından birinin Doku'nun naaşına ulaşılması olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var."
Naaşın kimyasal maddeler kullanılarak tamamen ortadan kaldırılmış olabileceği ihtimalinin de araştırıldığını belirten Gürlek, geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin yetkilerini usulsüz kullanarak olayın aydınlatılmasını engellemeye veya delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıkları yönündeki iddiaların da incelendiğini söyledi.
"Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar" dedi.
Rojin Kabaiş dosyasında teknik incelemeler
Rojin Kabaiş soruşturmasına ilişkin de bilgi veren Gürlek, DNA incelemelerinin yapıldığını ve cep telefonuna yönelik teknik çalışmaların sürdüğünü açıkladı.
Ancak soruşturmanın henüz kesin bir sonuca ulaşmadığını belirten Gürlek, "DNA incelemeleri yapıldı. Cep telefonuna yönelik teknik incelemeler de devam ediyor. Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz" ifadelerini kullandı.
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümü yeniden araştırılıyor
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütüldüğünü belirten Gürlek, olayın bütün yönleriyle araştırıldığını söyledi.
Kozinoğlu'nun önemli bir devlet görevlisi olduğunu belirten Gürlek, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken, sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti" dedi.
Dosyayla ilgili geçmişte ihbar ve şikayetler bulunduğunu belirten Gürlek, yurt dışında firari durumda bulunan ve FETÖ bağlantısıyla hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin beyanları sonrasında bazı adli işlemler gerçekleştirildiğini aktardı.
Ancak Gürlek, olayın kesin olarak cinayet olduğunu söylemenin doğru olmayacağını da vurguladı:
"Elbette bunun mutlaka bir cinayet olduğunu peşinen söylemek doğru değil. Bütün ihtimaller soruşturma kapsamında değerlendiriliyor. Süreç devam ediyor."
"Ucu nereye giderse gitsin, dosyanın içindeki delillere bakın"
Adalet Bakanlığı olarak devam eden Cumhuriyet başsavcılığı soruşturmalarına müdahale etme yetkilerinin bulunmadığını belirten Gürlek, savcıların makam veya unvan ayrımı yapmadan hareket etmesi gerektiğini söyledi.
Gürlek'in bu konudaki mesajı şöyle oldu:
"Bizim söylediğimiz şu: ‘Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın; dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver'."
Gürlek, amaçlarının soruşturmaların yönünü belirlemek değil, savcıların herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden görevlerini hukuka uygun şekilde yerine getirmelerini sağlamak olduğunu ifade etti.
AHBAP soruşturması: MASAK tespitleri ve itirafçı beyanları
AHBAP soruşturmasının sürdüğünü belirten Gürlek, soruşturmanın temel başlıklarından birinin vatandaşların yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismar edilip edilmediğinin belirlenmesi olduğunu söyledi.
"AHBAP'la ilgili soruşturma devam ediyor. Soruşturma kapsamında, vatandaşlarımızın iyi niyetinin ve yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismarı ayrıntılı biçimde inceleniyor" dedi.
Dosyada MASAK tespitleri ve itirafçı beyanlarının bulunduğunu belirten Gürlek, yeni deliller ortaya çıkması halinde yeni adli işlemlerin de gündeme gelebileceğini söyledi.
Yardımların kullanımına ilişkin inceleme
Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının soruşturmanın önemli başlıklarından biri olduğunu belirten Gürlek, bazı yardım malzemelerinin depolarda çürümeye terk edildiğine ilişkin iddiaların bulunduğunu ve yeni görüntülerin ortaya çıktığını söyledi.
"Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı bizim için son derece önemli. Biliyorsunuz bir keşif heyeti oluşturuldu. Yeni görüntüler de ortaya çıktı. Keşke toplanan bu paraların tamamıyla yardımlar yapılsa, evler inşa edilseydi. Şu anda depolarda çürümeye terk edildiği belirtilen malzemeler var. Bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Mağdurlar ve şikayetçiler var. Bunlara ilişkin çalışmalar da devam ediyor" ifadelerini kullandı.
Gürlek, soruşturma kapsamında çok sayıda müştekinin bulunduğunu da belirtti. Örnek olarak, Amerika'da bulunan bir klinikte yaşanan ve 4 milyon 600 bin dolarlık bir yardım talebine ilişkin iddiayı aktardı. Bu işlemle ilgili senet düzenlendiğini söyledi.
Dosyada buna benzer çok sayıda senet bulunduğunun belirtildiğini ifade eden Gürlek, bazı işlemlerde Haluk Levent'in kendi adına borç aldığı, bu parayı kullanacağını söylediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunduğunu, ancak bu paraların daha sonra ödenmediğinin iddia edildiğini aktardı. Tüm bu işlemlerin ilgili başsavcılık tarafından hukuki ve mali açıdan incelendiğini söyledi.
Uyuşturucu, yasa dışı bahis ve şike operasyonları
Uyuşturucuyla mücadelede taviz vermediklerini belirten Gürlek, operasyonların devam edeceğini açıkladı.
"Uyuşturucuyla mücadele kapsamındaki operasyonlar devam edecek. İlgili başsavcılıklar tarafından üzerinde çalışılan ve değerlendirilen dosyalar var. Uyuşturucu konusunda kesinlikle taviz vermiyoruz" dedi.
Kamuoyunca tanınan isimler ve sanat camiasına yönelik soruşturmaların caydırıcı etkisine de dikkat çeken Gürlek, uyuşturucuyla mücadelenin farklı alanlarında yeni soruşturmaların gündeme gelebileceğini söyledi.
Yasa dışı bahis ve şike soruşturmalarının yalnızca futbolla sınırlı olmadığını belirten Gürlek, "Sadece futbol değil, basketbol da dâhil olmak üzere farklı spor alanlarında yasa dışı bahis ve şike iddiaları inceleniyor" ifadelerini kullandı.
Beyaz et ve şeker sektörlerine yönelik operasyonlara da değinen Gürlek, vatandaşların ekonomik hayatını ve kamu sağlığını doğrudan etkileyen sektörlerin de takip edildiğini belirtti. Somut suç şüphesi oluşması halinde yeni soruşturmaların yapılabileceğini söyledi.
Borsa ve piyasa soruşturmaları
Borsadaki işlem hacminin son yıllarda önemli ölçüde büyüdüğünü belirten Gürlek, yatırımcıların mağduriyet yaşadığı bazı konuların incelendiğini açıkladı.
"SPK ile koordinasyon içerisinde takip edilen süreçler oluyor. Özellikle manipülasyon konusunda mevzuatın SPK'ya verdiği yetkiler ve usuller var. Adli süreçler de bu yasal çerçeve içerisinde yürütülüyor" dedi.
FETÖ ile mücadele
FETÖ ile mücadelenin tavizsiz sürdüğünü belirten Gürlek, örgütün yeniden yapılanma girişimlerine karşı devletin dikkatli olduğunu söyledi.
"FETÖ yıllarca planlı biçimde hareket ederek en sonunda 15 Temmuz'da ülkeyi ele geçirmeye çalışan bir ihanet örgütü. Aynı zamanda bir casusluk örgütü" ifadelerini kullandı.
Örgütün farklı isim ve yapılar altında yeniden örgütlenmeye veya kamu kurumlarına sızmaya çalışabileceğini belirten Gürlek, finansal kaynaklara ilişkin çalışmaların da sürdüğünü ifade etti.
"Biz bunlara müsaade etmeyeceğiz. FETÖ ile mücadele tavizsiz şekilde devam ediyor" dedi.
Umut Altaş ve Eylem Tok'un iade süreçleri
Yurt dışındaki şüpheli ve sanıkların iade süreçlerinin de takip edildiğini belirten Gürlek, Umut Altaş için iade talebinde bulunulduğunu ve sürecin olumlu yönde ilerlediğini söyledi. Nihai kararın ise ilgili ülkenin yargı ve idari makamlarına ait olduğunu vurguladı.
Eylem Tok hakkında iade yönünde karar verildiğini ancak kararın üst mahkemeye taşındığını belirten Gürlek, üst mahkemenin kararının beklendiğini söyledi.
"Terörsüz Türkiye" süreci
"Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin de açıklamalarda bulunan Gürlek, çerçeve yasanın yaklaşık 467 oyla kabul edildiğini belirterek bunu "çok büyük bir başarı" olarak nitelendirdi.
Yasanın yürürlüğe girmesi için örgütün tamamen silah bırakması gerektiğini belirten Gürlek, silahların teslim edilmesi ve örgütün tüm unsurlarıyla tasfiye edilmesine ilişkin sürecin Milli Savunma Bakanlığı ve MİT tarafından takip edildiğini söyledi.
Adalet Bakanlığının ise yasanın yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkacak hukuki ve idari süreçlere yönelik hazırlık yaptığını açıkladı.
Çocuk Paketi yürürlüğe girdi
Çocukların suça sürüklenmesinin yalnızca adli açıdan değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Gürlek, çocukları suça iten nedenlerin çok daha erken aşamalarda ortaya çıktığını söyledi.
"Adalet sistemi suç işlendikten sonra devreye giriyor. Bir suç işlendiğinde savcılık süreci başlıyor. Ancak çocuğu suça iten sebepler çok daha önce ortaya çıkıyor. Bir çocuk sorunlu bir aile ortamından gelebiliyor, okulda problemler yaşayabiliyor veya sosyal çevresinden olumsuz etkilenebiliyor. Dolayısıyla mesele yalnızca adli boyutuyla ele alınamaz" dedi.
Çocuk Paketi ile "suça sürüklenen çocuk" kavramı yerine "adli süreçteki çocuk" yaklaşımının getirildiğini belirten Gürlek, düzenlemenin iki temel amacının bulunduğunu söyledi: Suç örgütlerinin çocukları kullanmasının önüne geçmek ve çocukların işledikleri fiillerin hukuki sonuçlarını daha açık ve caydırıcı hale getirmek.
Ailelerin sorumluluğunun da güçlendirildiğini belirten Gürlek, ailelerin çocukların eğitimi, davranışları, sosyal çevresi ve bulunduğu ortamlar konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Ekrem İmamoğlu davası: "Nihai takdir mahkemeye ait"
Ekrem İmamoğlu'nun da sanıkları arasında bulunduğu davanın devam ettiğini belirten Gürlek, soruşturma dönemindeki değerlendirmeleri ile mevcut yargılama aşamasının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Daha önce dile getirilen "insanların aileleriyle tehdit edildiği, baskı yapıldığı ve tutuklamayla korkutulduğu" yönündeki iddialara ilişkin Gürlek, soruşturma döneminde dosyadaki eylemlerin delillerle desteklendiği yönündeki kanaatini ifade ettiğini, ancak dosyanın artık kovuşturma aşamasında olduğunu belirtti.
"Bundan sonra delillerin değerlendirilmesi, tanık beyanlarının güvenilirliği ve sanıkların hukuki durumuyla ilgili nihai takdir mahkemeye aittir" dedi.
Yargılamanın ne zaman tamamlanacağının kendisi tarafından söylenemeyeceğini belirten Gürlek, sürecin takvimi ve verilecek kararın tamamen mahkemenin yetkisinde olduğunu vurguladı.
Ek iddianame çalışmaları
İmamoğlu dosyasına ilişkin ek iddianame çalışmalarının bulunduğunu da açıklayan Gürlek, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmelerin incelendiğini söyledi.
"Evet, Cumhuriyet başsavcılığı tarafından ek iddianameye konu olabilecek yeni delil, rapor ve hukuki değerlendirmeler üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Yeni bazı ihale raporları söz konusu olduğu belirtiliyor" ifadelerini kullandı.
Ahmet Davutoğlu ve Melih Gökçek soruşturmaları
Ahmet Davutoğlu hakkında Cumhurbaşkanı'na hakaret iddiasıyla soruşturma başlatıldığını belirten Gürlek, soruşturmada suçun unsurlarının oluşup oluşmadığı ve zamanaşımı konularının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Bir görüntü veya olayın geçmişte mevcut olmasının, savcılığın daha sonraki tarihte gelen bir ihbar, CİMER başvurusu veya şikayet üzerine soruşturma başlatmasına tek başına engel olmadığını ifade etti.
Melih Gökçek ve oğullarıyla ilgili şikayet ve başvuruların da Cumhuriyet başsavcılığı tarafından değerlendirildiğini belirten Gürlek, bazı ifadelerin alındığını ve bundan sonraki sürecin deliller çerçevesinde savcılığın takdirinde ilerleyeceğini söyledi.
"Cezasızlık algısının üzerine gidiyoruz"
Toplumda adalete güven konusunda öne çıkan sorunlardan birinin yargılamaların uzun sürmesi olduğunu belirten Gürlek, davaların makul sürede tamamlanması için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Toplumda oluşan "Suç işleyenin yanına kar kalıyor" algısının da üzerine gittiklerini belirten Gürlek, "Toplumda ‘Suç işleyenin yanına kar kalıyor' şeklinde bir kanaat oluşmuştu. Bunun özellikle üzerine gidiyoruz" dedi.
Hakim ve savcıların da hukuk karşısında ayrıcalıklı olmadığını vurgulayan Gürlek, "Hakim veya savcı olmak kimseye ayrıcalık sağlamaz. Trafikte bir olaya karışmışsa vatandaş için hangi hukuk uygulanıyorsa onun için de aynı hukuk uygulanır" ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 27 bin 500 kişilik yargı teşkilatında küçük bir kesimin meslek onuruna zarar veren davranışlarının tüm teşkilatı zan altında bırakmaması gerektiğini belirten Gürlek, soruşturma ve disiplin istatistiklerinin yakından takip edildiğini söyledi.
Sosyal medyadaki lüks yaşam görüntülerine tepkiGürlek, kamuoyunda infial oluşturan ve kaynağı açıklanamayan servet görüntülerinin de takip edilmesi gerektiğini söyledi. Van'da "Kara Haydar" olarak gündeme gelen olaya değinen Gürlek, sosyal medya üzerinden sergilenen aşırı lüks yaşamın ve kaynağı tartışmalı servetin toplumda rahatsızlık oluşturduğunu ifade etti.
Sosyal medya fenomenliğinin başlı başına suç olmadığını belirten Gürlek, ancak suç teşkil eden mali faaliyet, kamu kurumlarına yönelik hukuka aykırı eylem veya başka bir suç şüphesi bulunması halinde bağımsız yargı makamlarının gereken işlemleri yapacağını söyledi.
"Suç kim tarafından işlenirse işlensin aynı hukuk uygulanmalı" ifadelerini kullandı.
Gazetecilere yönelik saldırılar
Toplantının son bölümünde gazetecilere yönelik saldırılara da değinen Gürlek, basın mensuplarının toplumun haber alma hakkına hizmet ettiğini söyledi.
"Basın mensuplarına yönelik fiziki saldırılar maalesef zaman zaman yaşanabiliyor. Siz sonuç itibarıyla toplumun haber alma hakkına hizmet eden, kamusal nitelikte bir görev yapıyorsunuz" dedi.
Gazetecilere görevlerini yaptıkları sırada yönelen saldırıların yalnızca bireye karşı işlenmiş bir saldırı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Gürlek, bu saldırıların toplumun haber alma hakkına karşı da bir saldırı niteliği taşıdığını ifade etti.
Genel değerlendirme
Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamalarında öne çıkan temel mesaj; faili meçhul dosyaların yeniden ele alınması, devam eden soruşturmalarda delil odaklı hareket edilmesi, uyuşturucu ve yasa dışı bahisle mücadelenin genişletilmesi, FETÖ'ye karşı mücadelenin sürdürülmesi ve yargılamaların makul sürede tamamlanması oldu.
Gürlek ayrıca devam eden davalarda nihai karar merciinin mahkemeler olduğunu vurgularken, soruşturmaların kişi, makam veya unvan gözetilmeden yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi. Toplantı, basın mensuplarının sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
Kaynak: İHA
En Çok Okunan Haberler