SON DAKİKA
Hava Durumu

Kaçınız varlığını bu vatana armağan etti?

Yazının Giriş Tarihi: 17.03.2021 00:15

Kaçınız varlığını bu vatana armağan etti?

Bundan yıllar önce, "Andımızın kaldırılması" ile ilgili ilk tartışma gündeme geldiğinde, fikirlerimi yazdığım vakit  "Sosyal Medya Adliyesinde" fena linç yemiştim.

Cezamın infazı da akıllara zarardı.

Envai çeşit küfür, hakaret...

Ama öyle böyle değil. Çok pis küfürler ve hakaretler...

Envai çeşit ilkel aforoz cümlesi...

"..... ol git bu vatandan"lar.

"Senin gibileri ......!!!"ler...

Ve daha bir sürü korkunç tepki.

Yanlış hatırlamıyorsam, sadece bu konudaki fikrimi yazdım diye 400 civarında insan linç etmişti beni.

Onlarcası, "Yazıklar olsun!" Diye başlayan yorumlarında, bundan böyle beni asla takip etmeyeceklerini falan yazdı.

Onlarcası ne "mal" olduğumun anlaşıldığını ivedilikle belirtti.

İlginçtir.

Bu minvalde yükselenlerin hemen hepsi sayfamda, takipte kaldı.

Ve yine yanlış hatırlamıyorsam, fena halde Türk, doğru ve çalışkan olanlardan yalnızca dört ya da beş kişi takibi bıraktı!

Gerisi sövdüğüyle ve hiç sıkılmadan kaldı.

Buradan hepsine en samimi hislerimle selam ederim.

Oysa konu dahilindeki fikrim hiç değişmedi.

Hem de hiç...

***

Şu hayatta en tahammül edemediğim insan tipi, bilhassa önemli bir şeyi ve en çok da o önemli konudaki dürüstlüğünü karşısındakine anlatmaya yemin ederek başlayanlardır.

İfrit olurum.

Dehşet soğurum.

Acaip işkillenirim.

En fenası da, "yalan söyleyecek bu" diyen önyargım devreye girer.

Hele çoluğunun çocuğunun üzerine yemin eden tipler vardır ya...

İstisnasız her seferinde elimin tersiyle çakasım gelir.

"Karıştırmasana kardeşim çoluğunu, çocuğunu!

Yapmasana şunu.

Yahu ben inansam ne olur, inanmasam ne olur?

Koca dünyada bir Allah'ın kulu inanmasa ne olur?

Delirdin mi sen?

Böyle yemin eder mi insan?"

Ha bu arada, ben böyle hissediyorum diye bu ruh halinin çok matah bir şey olduğunu anlatmaya çalışmıyorum elbet.

Yani ben böyleyim. Yazıyı da ben yazdığıma göre, tutarsız bir durum yok.

***

Devamla...

Teee 1933 yılından bu yana, her Allah'ın günü bu ülkedeki tüm çocuklara niye yemin ettirdik ki biz?

Niye onları her sabah bağıra çağıra yemin etmek zorunda bıraktık?

Milyonlarca cocuğu her sabah buna nasıl mecbur ettik?

Türk'üm, doğruyum, çalışkanım,

İlkem: küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.

Ülküm: yükselmek, ileri gitmektir.

Ey Büyük Atatürk!

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.

Ne mutlu Türk'üm diyene!

***

Bana göre temelden yanlış, temelden despot bir tutum.

Türk olan da etti. Ermeni, Yahudi, Kürt olan da, Çerkez'i de...

Ve tüm diğerleri de...

E neden?

Ayıp değil mi?

Dayatma değil mi?

Bu ülkenin milyonlarca çocuğuna her gün, her sabah dayatma bir metne yemin ettirdik!

Bu ülkenin 1930'lı yıllardaki Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip, bir 23 Nisan sabahı aşka gelip bu metni yazdı diye...

Önce evde kendi çocuklarına okudu. Sonra dayanamayıp bu ülkedeki milyonlarca çocuğa okutmaya başladı diye...

Fazlasıyla ırkçı bir adam olan Reşit Galip isimli bir sıradan faninin yazdığı bir yemin metni, neden, nasıl bu kadar kutsal kabul ettik?

Son derece etnik ve dayatmacı bu metin neden vatan sevgisi ile eş değer tutuldu?

Neden insanların Atatürk sevgisi şu birkaç satır üzerinden kantara çıkarıldı?

Hakikaten anlayamıyorum.

Metnin, "Doğruyum, çalışkanım" faslına girmek dahi istemiyorum.

"Küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak" faslından ise bilhassa uzak duruyorum.

Her sabah bağıra çağıra o metni okuyanlardan biri, göçmen çadırındaki 17 aylık bir bebeğe tecavüz ederek iç kanamadan ölmesine sebep oldu!

Yine o metni her sabah avaz avaz okuyanlardan bir başkası, geçenlerde 92 yaşındaki bir nineye önce tecavüz etti, sonra da kadını öldürdü!

Bakın bunlara girmek dahi istemiyorum.

Hoş bence kimse girmesin.

Çıkamaz zira.

Derdim, genel olarak despotik bu dayatmayla.

Derdim, "bu dayatma, daha da fazla dayatılsın" diyenlerin, "Yok artık dayatılmasın" görüşünü savunan insanlara uyguladığı dayatmayla.

O yemin metnini, "varlığım Türk varlığına armağan olsun" diye tamamlayanların ve metni bir vatan sathı gibi canhıraş savunanların kaçta kaçı vergisini tam ödüyor?

Kaçta kaçı torpil kullanmıyor?

Kaçta kaçı liyakatsiz atamalar peşinde koşmuyor?

Kaçta kaçı bireysel ve çıkarcı yaşamıyor?

Kaçta kaçı askerliği bedelli yaptı? Kaçta kaçı çoluğuna çocuğuna bedelli yaptırdı?

İçinizde kaç kişi şehit yakını?

Kaçta kaçının çocuğu bulduğu ilk fırsatta yurt dışına fıydı?

Ya da fıysın diye uğraşıyor?

Her tür fikri savunma özgürlüğünüze saygı duyuyorum elbette.

Lakin, azıcık samimiyet...
Kaçta kaçınız, varlığını bu vatana armağan etti?

Ya da eder?

Eder mi?

Lafla, yeminle, metinle olmuyor o işler.

Olmadı da...

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.