SON DAKİKA
Hava Durumu

Deva Partisi Bursa İl Başkanı Serkan Özgöz... Benim O'na sorduklarım. O'nun Bursa ile ilgili endişeleri...

Yazının Giriş Tarihi: 03.03.2021 19:25

Geçtiğimiz gün Lodos'ta konuğum oldu Deva Partililer...

İl Başkanı Serkan Özgöz, İl Yönetim Kurulu Üyesi Merve Çubukçu ve İl Yönetimi Kurumsal İletişim Başkanı Hakan Tuğrul Çavuş...

Bu benim Deva Partisi ile ilgili ilk yakın temasımdı. O güne kadar ben de herkes gibi medyadan takip ediyor ve kimileri gibi, "Ne seçkinci, soğuk ve hatta snop insanlar" diye düşünüyordum.

Öncelikle, en azından benim tanıştığım ekip snop ya da soğuk değil. Üstelik soru-yanıt faslında ortaya çıktı ki, yine en azından benim dinlediğim ekip seçkinci falan da değil.

Bu arada, haklarındakı düşüncelerimi-önyargılarımı aynı böyle yüzlerine de söylediğim için bu yazıda ifade edilenler gıybet faslına girmiyor.

Öncelikle, Serkan Özgöz'e, "çok seçkinci bir portre çiziyor partiniz ve bu da sizin açınızdan son derece sakil bir durum"dedim.

O da bana, neye dayanarak böyle bir yaklaşımım olduğunu sordu ve gerisi sorulu yanıtlı sohbet şeklinde gelişti.

Bi kere, "partinin yönetim kadrolarında yer alacak isimlerin, iddia edildiği gibi ille de üniversite mezunu olması gerektiği" gibi bir durum-şart yokmuş.

Bu tamamen, uydurma bir iddiaymış. Dezenformasyon haliymiş. Bursa İl Yönetim Kurulu üyeleri içerisinde ilkokul mezunu olan da varmış, ortaokul ya da lise mezunu da...

Bunu öğrendiğime çok sevindim.

Onlar adına sevindim, siyaset adına sevindim.

Hah şöyle...

İçinde yaşadığı topluma uzak, tepeden bakan, seçkinci bir anlayışın toplumsal fayda için siyaset üretmesi mümkün değil zira.

İlaveten, öyle bir yapıyı ciddiye almak da benim için mümkün değil.

Dolayısıyla, sohbetimiz sırasında öğrendim ki, ben yanlış biliyormuşum.

Partinin il teşkilatlarını oluştururken, "Ankara üç kriter şartı" getirmiş.

İşinde iyi olan insanı bulun...

Genel hatlarıyla, iyi olan insanı bulun...

Ve bir de, gerçekten demokrat olan insanı bulun...

Ve bir de, demiş ki Ankara, "daha önce aktif siyaset yapmamış" insanları tercih edin.

Bakın bu gerçekten enteresan bir kriter...

Bir nevi, mazisi temiz siyasetçi arayışı söz konusu.

Siyasi tecrübe yerine, bizatihi tecrübesizlik aranıyor.

Artık nasıl bir fayda-zarar analizi yaptılarsa... Daha önce aktif siyasi geçmişi olan insanlar makbul değil Deva Partisi için...

Dediğim gibi, epey enteresan...

En çok da, siyasi kariyerine bu partinin saflarında devam ederek, ikbal kazanmayı aklından geçirenler açısından enteresan bir durum.

Gerçi, (biz de anketlerin yalıncısıyız) partinin mevcut oy durumu, bilhassa siyasi ikbal hesabı yapanlar için çok da tercih edilesi değil henüz.

Faraza, yıllarca İktidar Partisi'nde siyaset yapmış ve deniz bitince de, gözünü bu partiye dikmiş olanlar açısından diyorum. Bekliyorlar haliyle. Tartıyorlar, test ediyorlar...

Şu an için, koştur koştur saflarına katılmak üzere sıraya girilecek bir durum yok.

Daha da önemlisi, uğruna İktidar Partisi'ni terk edecek kadar bir ışık yok.

Ve fakat, tut ki reel siyasetin dengeleri değişti.

Parti dehşet bir rüzgar aldı. Anketler artık başka türlü bir realiteye işaret eder oldu. İşte o vakit, "Mazisi epey yüklü" bu siyaset esnrafı, "Mazisi temiz" isim arayan partiye nasıl entegre olur? Olabilir mi?

E orasını da Ali Babacan düşünsün!

Sohbetimiz sırasında Serkan Özgöz'e, "iddia edildiği gibi parti olarak çok paranız var mı? Emperyalizmin desteği arkanızda mı? Kraliçe harbiden size bütçe ayırdı mı? Kaç para gönderdi?"

Gibi sorular da sordum. (Bu arada, her ihtimale karşı konuklarımıza o gün Lodos'ta çayı, milyonlarca yıldır tüm misafirlerimize olduğu gibi çay bardağıyla değil, "Kraliçe'nin beş çayı" ayarında porselen fincanlarla ikram ettik. Ki, varsa bir durum, yarın bir gün saf dışı kalmayalım diye...)

"Bizim paramız falan yok" dedi. Serkan Özgöz.

Pekii ya işadamları? Para babaları?..

Yokmuş.

Pekii ya emperyal sermaye?..

O da yokmuş.

E bari Kraliçe?..

O hiç oralı değilmiş.

***

Bursa teşkilatlarını oluştururken, yer yurt ararken, bulduklarını tutarken falan hep bu yapıya gönül vermiş insanlar olarak kendileri katkı koymak suretiyle yol almışlar.

İddia edildiği gibi, partinin arkasında, yanında, yöresinde güçlü sermaye yapıları, gizemli emperyal destekler falan yokmuş. (Olan, bizim ne umutlarla sunum yaptığımız porselen fincanlı atraksiyon neticesindeki beklentimize oldu.)

"Pekii ya siz?" Dedim, Serkan Özgöz'e...

Siz ne tür bir ekonomik yapıdan geliyorsunuz? Onca zaman yazılmış, çizilmiş... Günlerce, haftalarca konuşulmuş bu partinin arkasındaki para desteği...

"Henüz oyları falan yok ama, adamlarda para çok!" Diye anlatılmış.

Kimi tek tek tahmini destekçileri anlatmış.

Kimi miktar saymış.

Kimi ortaya devasa bütçeler çıkarmış.

Hepsi mi yalan?..

Bu soruma yanıt verirken, "ben bir şoför çocuğuyum. Üstelik amcam da dolmuş şoförüdür" diye anlatmaya başlayınca Özgöz, pes ederek, "tamam" dedim. Sermaye, para, pul, destek, kaynak konularını kapattık.

Züğürt çeneme yazık.

"Ya Bursa?.." Dedim.

Bursa gözünüzde nasıl bir yerde?

Konu hasebiyle yazdığım son yazıdan ve o yazıda ifade ettiklerimden hiç hoşlanmamış olmanın da tesiriyle, "Örneğin Yunuseli Havalanı arazisi ile ilgili çok büyük endişelerimiz var" dedi.

Malum, Deva Partisi Bursa'da bu noktada diğer muhalif bileşenler gibi Yunuseli Havaalanı'nın devasa ve kıymetli arazisinin başına bi haller geleceğinden endişeli.

Ortada henüz hiç bir projenin olmayışı...

Ve bunun da, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş tarafından bir kaç kez açıklanmış olması ikna etmemiş onları.

Israrla endişeliler.

Alinur Aktaş'ın, "o araziyi Botanik Park gibi, kente kazandırmak en büyük hayalim" şeklindeki ifadesi de gidermemiş endişelerini.

O araziye önünde sonunda beton mikserlerinin çökeceğine inanıyorlar.

Bakar mısınız, rant denilen belanın bizleri düşürdüğü duruma.

Bir yerde yüksek rant ihtimali varsa, o saatten sonra iflah olmuyor tedirginliğimiz.

Şüphemiz, endişemiz zihnimizi kolay kolay terk etmiyor. Daimi işkilli insanlar olarak devam ediyoruz yola.

Gerçi, bir önceki yazımda da ivedilikle belirttiğim gibi, "Yunuseli Havaalanı yeşil kalsın" muhalefetini yürütenlerin hatırı sayılır bir ekseriyeti fevkalade azılı rant sabıkalısı!

Dolayısıyla, yakın mazi ve hilkat garibesi eserleri en botanarme haliyle tepemdeyken, bu ekipteki sabıkalıların samimiyetine asla inanmıyorum.

Ancak, Deva Partisi'ne bu anlamda diyecek lafım yok henüz.

Yolun başındalar.

Şu ana kadar hiç bir kantara çıkmadılar.

Samimiyetlerini sorgulayabileceğim bir done yok elimde.

"E arkanızda, emperyalist sermaye varken, bu halkçı endişe similasyonunu yer miyim?"

Diye yükselmek isterdim örneğin...

"Kuruş yok" dedikleri için onu da diyemedim.

........

***

Finalde...

Sevgili Serkan Özgöz, Merve Çubukçu ve Hakan Tuğrul Çavuş... Hoş geldiniz...

Memnun oldum tanıştığımıza.

Yolunuz açık, kente dair samimi endişeleriniz daim olsun.


 

Yazarın notu:

DEVA Partisi yöneticileri Lodos'a geldiklerinde, Bekir Ağırdır'ın, "Hikayesini Arayan Gelecek" isimli kitabını hediye etti. Mutlu oldum... Bana göre kitap gerçekten en kıymetli hediye. Tekrar teşekkür ederim.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.