SON DAKİKA
Hava Durumu

Yıldırım Belediyesi'nin bu uygulaması, ne görüldü ne de duyuldu.

Yazının Giriş Tarihi: 12.09.2022 11:27
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.09.2022 11:27

Yarım asrı geçen ömrümde, muhtelif işlerim nedeniyle nice kamu kurumuna girmişliğim vardır.

Lakin Yıldırım Belediyesi’nin yaptığı bu uygulamaya bugüne kadar hiç şahit olmadım.

Eh be Oktay Yılmaz başkanım bu nasıl uygulama böyle?

Ne mi oldu?

Anlatayım efendim.

Geçen haftanın son gününde üstelik saat 16.00’da Yıldırım Belediyesi’nin İmar İşleri servisine gittim.

Önce, her fani gibi girişteki sıramatikten numaramı alıp boş koltuklardan birine iliştim.

Tam oturduğum sırada her kamu dairesi ve bankada alışık olduğum üzere çalışan memurlar için çay servisi yapan görevli geçti yanımdan.

Mübarek nasıl da buram buram koktu öyle.

Hele o tepsideki sular nasılda güzel göründü gözüme.

Uzanıp alasım geldi.

Ama malum onlar memurların çayı ve suyu… İstenmez ki.

Sonra gün boyu süren koşuşturma sırasında saatlerdir çay içmediğim geldi aklıma… Üstelik susamıştım da…

Biran yolun karşısındaki çay ocağına bir koşu gitmek geldi aklıma… Ama içeride çok sayıda gişe vardı ve işlemler de epey hızlı ilerliyordu.

Haftanın son gününde son saatlerde sıramı kaçırmamak için bu düşüncemden vaz geçtim.

Neden sonra çevremi incelemeye başladım… Ortam oldukça nezih ve alışmadığım kadar sakin geldi gözüme.

Tam o sırada başımı sağa doğru çevirdiğimde bir masa dikkatimi çekti.

Masanın üzerinde ambalajlı sular vardı, yanı başında bir çaymatik başında da oturan bir görevli… Çaymatiğin üzerine gözle görülür şekilde, “Çay ve su ikramımızdır” yazmışlar.

Refleksle ayağa kalkıp, masanın başına gittim.

Ben daha ağzımı açmadan görevli hanım karton bardağa çayımı doldurup suyumu uzattı.

Şoke olmuştum…

Yerime oturup önce suyumu içip, güzelce serinledim, tam keyifle çayımı yudumlamaya başladığım sırada genç bir görevlinin bana doğru hızla geldiğini gördüm.

Tam, “Hayırdır kardeşim” diyecektim ki, görevli beni geçip yanı başımdaki sıramatikten elleri titreyerek numara almaya çalışan yaşlı amcanın koluna girdi…

“Amcacığım senin sıra almama gerek yok, gel benimle” dedi ve o sırada boşalan gişeye kadar götürdü yaşlı amcayı.

Ben de yaşlı amca da şaşkındık. Ama amcanın işlemleri hızla yapılırken aynı görevli birde sandalye getirmez mi?

“Yok, artık” dedim içimden.

Bu şaşkınlık sırasında benimde sıram geldi. Elimde çay bardağım ile gişeye gitmem ile işlemimin tamamlanması neredeyse aynı zamanda oldu.

Işık hızıyla bir elimde evrakım, diğer elimde çay bardağım ile dış kapıya ulaştım.

Yahu biz böyle şeylere alışık değiliz ki Oktay Yılmaz Başkanım. Bu nedir yahu?

Oysa cuma günü mesai bitimine 1 saat kala bir kamu kurumuna gittiğinizde, klasiktir, memurların gözü saattedir… İşlemler yavaşlar, suratlar asılır, sinirler gerilir.

Genellik le de, “Sistem çöktü, şef gitti, müdür yok, siz en iyisi pazartesi gelin” derler.

Çoğu belediyede, başkanından, yardımcısına varana kadar her biriyle iyi kötü selamımız var.

İşim hızlansın diye (Ki bugüne kadar böyle bir şeyi hiç yapmadım) birinin yanına gidip torpil istesem bile o iş iki gün sürerdi.

Öyle ya, başkan veya yardımcısının yanına çat kapı girilmez ki, önceden randevu alacaksın, içeridekilerin çıkmasını bekleyeceksin, girip derdini anlatacaksın, sonra da işin görülecek.

Ölme eşeğim ölme.

***

Hülasa, belediyeciliği anlatmak için, “Beşikten mezara kadar süren hizmet zincirinin halkalarıdır” derler.

Hah işte Yıldırım Belediyesi’nde bu tanım cuk oturmuş… Vallahi koca bir tebriki hak ettiniz Oktay Başkan.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.