'İz bırakanlar'dan olabilmek…

Aslıhan Güngörmez 26 Ocak 2016 Salı, 13:05

İçimde bitmek bilmeyen sıkıntıların baş gösterdiği anlarda düşünürüm hep, ‘iz bırakanlar’dan olabilmeyi…



[dropcap type="3"]M[/dropcap]esela kışın tam ortasında, en derin yerinde…

Kendimden bile sıkıldığım günleri, kendimden kaçarak geçirmeye çalışırken ve aslında kendimden kaçarken başkalarının hayatlarına dokunmak istediğim anlarda yaparım muhasebesini…

İz bırakanlardan olabildim mi? Ne yaptım ardımda bıraktığım?

***

İnsan ömrü, 70 - 80 yılla mı sınırlı? Biyolojik ömrü bittiğinde o da ölüyor mu?

O 70 yıla, hayata dair iz bırakacak ne sığdırmalısın ki sadece ardından gelecek ilk nesil değil, diğerleri de hatırlasın/ansın seni?

Biyolojik ömrü bittiğinde bitenlerden olmamak, ‘iz bırakanlardan olabilmek’ için illa ki müthiş icatlar mı yapmalı, tarihe damga mı vurmalı?

Yani, bir Atatürk, bir Leonardo da Vinci, Mimar Sinan, Shakespeare, Michelangelo, Newton ya da Einstein olmak şart mı?

Kimilerine göre evet şart!

Ama benim dediğim ya da kendi hayatımda yapmaya çalıştığım o değil!

‘İz bırak şu fani hayatta; attığın adımda, yaptığın işte, yürüdüğün/geçtiğin yolda, dokunduğun hayatta, girdiğin kalpte iz bırak!’ Derken büyük şeylerden değil, minik ama etkili yaşanmışlıklardan söz ediyorum.

****

İyilik yap, yardım et, umut ol, şefkat ol, sevgi ol, sevgili ol, ihtiyaç duyulan anda ağlanacak omuz ol, çalış, çok çalış!

250 milyon kişi ile yarışıp, dünyaya gelmeye hak kazandıysan şayet, bu hakkın hakkını ver; fark yarat!

*****

“Yaşamak izler bırakmaktır” der Woltaire Benjamin; iyi güzel, özel izler bırakmak için insanların hayatına dokun!

Ama bunun için önce insanları sev!

Önce ailenle başla,

sonra dostlarının, arkadaşlarının

ve en önemlisi, yeri geldiğinde tanımadığın insanların hayatlarına dokun!

Gülümset onları!

O an ihtiyaçları olan her ne ise onunla yanlarında ol. Sevinçlerine ortak ol, dertlerinde destek ol, insan hayatı için emek ver!

İşinde elinden gelenin en iyisini yap, daha da iyisini yapabilmek için ne yapabilirim diye düşün. Çalış, çok çalış. Çok para kazanmak için değil, yaptığının en iyisini yapanlardan olmak için çok çalış!

Yani ‘iyi insan ol’!

İşte o zaman zaten ‘iz bırakanlardan’ olursun!

Ama fayda - maliyet hesabı yapmadan yap bunları!

Tüm dünya bilmesin seni; adın altın harflerle yazılmasın tarihe… Sen bil, yastığa başını koyduğunda vicdanın bilsin, bir de dokunduğun kalp bilsin… Yeter!

Kendini beğenmiş, bencil, egosu gökyüzüne uzananlardan olma!

Tıpkı Sezen Aksu’nun o dörtlükte de dediği gibi olmayı seç;

“Gücün bütün yollarından geçtim.

Kalabalıkta bir yüz olmayı seçtim.

Anladım ki benim için yaşamak budur;

Bir işe yaradığını bilmek ve fotoğrafta görünmemek”

İşte bunu yap!

Fakat bir tek nerede fotoğrafta görün biliyor musun?

‘Aşk’ta!

İşte orada 'ben'im de!

O’na o dolu dizgin aşkı yaşatan,

O’nun ayaklarını yerden kesen, yüzünü güldüren, kalbini yerinden çıkacakmışçasına attıran, elini ayağını titreten,

Can Dündar’ın "O'nu hatırladıkça başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup, kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain... Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O’'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa..."

cümlelerini yaşayan ve yaşatan aşk ‘bizim’ de! ‘Biz’in içinde ‘ben’in olduğunu bilerek…

Ve, öyle bir aşk yaşa ve yaşat ki karşındakinin, hayatında bir kez yaşayabileceği, o unutulmaz aşkındaki iz sana ait olsun!

*****

Şimdi, otur bir düşün gelip, geçenlerden misin? Dokunduğunu güzelleştirenlerden mi?

*****

Peki, ben kaç hayata dokundum? Kaç hayatta iz bıraktım? Kaç kişiyi 'yürekten, gülerekten' gülümsettim? Bilmiyorum!

İşte o da benim 2016 yılındaki ilk muhasebem olsun..!

Ve unutulmamalı ki; kötü, çirkin, zalim dediğimiz bu dünyayı ‘güzellik kurtaracak!’ Ve ‘insanı sevmekle’ başlayacak her şey…