Arzu Armağan Akkanatlı 05 Eylül 2021 Pazar, 18:56

Eylül...
Canım hocam Haydar Ergülen'in "Bu bir Eylül yazısı değildir" dediği satırlara değdi gözüm gönlüm
yine:
"Bu, bir Eylül yazısı değildir. Hoş geldin hüzün. Şehir küfürden, kötülükten, bayağılıktan
geçilmiyorken, vakit nasıl eylül olsun, eylül nasıl yazılsın? Eylül güze yazılmaz bayım, hüzne yazılır,
hem kasaba değildir eylül, boydan boya geçilecek bir ülke de değildir, bir ömürdür kimsenin dışına
çıkıp bakamadığı, yalnız görünür ama bir bakarsınız yalnızlıkla kalabalık bir vapur olur, artık kim kime
ağır gelir bilmem, eylül mü hayata, hayat mı vapura, vapur mu suya?"
Okumamış olanlar mutlaka okusunlar Eylül bitmeden. Bence yazılmış en şahane Eylül yazısıdır.

Eylül melankoliktir bazen. Cemal Süreya'nın dediği gibi:
"Dedim ya... Eylüldü.
Savruluşu bundandı kimsesizliğimizin"
Ezber edilesidir.

Nazım' a göre;
"Ayrılıkların, aşktan büyük yaşandığı, koca bir ömürdür eylül. Yağmurdur, hüzündür, kimse bilmesin
isterim, Eylül, Piraye'dir"
İşte ancak o böyle anlatabilirdi.

Umudun yeşermeye her mevsim ihtiyacı vardır.
"Bırakırsın acı anıları, hepsini katarsın eylül rüzgârlarının önüne. Dipdiri, güçlü, en taze, en yeni
duygularla dolu çıkarsın ana yola" diyen Oktay Akbal, insanın içine iyi gelir.

Sonbahar filmleri, sonbahar kitapları, sonbahar tiyatroları zamanıdır şimdi.
Tarihe geçmiş ilk psikolojik romandır edebiyatımızda "Eylül"
Unutulmaz tanıklıklarıyla ünlüdür. Derin ve izleri hiç geçmeyecek yaraların açıldığı ayın da adıdır ne
yazık ki.
Başlı başına bir mevsimdir o.
1977 yılından beri dillerden düşmeyen o şarkıda, yumuşacık sesli Alpay gibi seslenin özlediklerinize...
Ertelemeyin. Tam zamanıdır bu ay. "Eylül'de gel" deseniz gelmezler mi?