
Soruşturmanın geçmişine ilişkin açıklama yapan Atabay, 8 Mart 2022 tarihinde görevlerine son verilen Cüneyt Çakır, Fırat Aydınus, Alper Ulusoy, Hüseyin Göçek, Tugay Kaan Numanoğlu, Bahattin Şimşek, Burak Şeker, Mert Güzenge, Murat Erdoğan, Kutluhan Bilgiç, Serkan Tokat, Süleyman Abay ve Hakan Ceylan gibi hakemlerin avukatlığını üstlendiğini hatırlattı.
"Elimizdeki bilgi, belgelerin hepsini Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na bizzat teslim ettik"
Atabay, MHK yönetimine yönelik ilk şikâyetlerin hakem atamalarındaki usulsüzlükler, klasman belirlemeleri, sınav sorularının önceden paylaşılması ve hakem değerlendirmelerinin kurallara aykırı yapılması iddialarına dayandığını söyledi.
Şikâyet dilekçesinin 2025 yılının eylül ayında verildiğini belirten Atabay, sürecin sezon içerisinde ve sezon sonunda yapılan hakem klasmanlarıyla bağlantılı olduğunu ifade etti.
Atabay, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
" Hakem atamalarının usulsüzlüğü, klasman yapmalarının ve belirlemelerinin usulsüzlüğü, sınav sorularının önceden verilmesi, hakem değerlendirmelerinin usule aykırı yapılması... Bunların hepsi sezon sonunda veya sezon içerisinde hakem klasmanları yapılırken kimin klasmanı düşürülüp kimin klasmanı yükseltileceğine yönelik eylemleri Ferhat Gündoğdu, Yunus Yıldırım, Ahmet Şahin (PMİK) ve diğer MHK üyeleri belirliyordu.
Bunun usulsüzlük tespitine ilişkin suç duyurusu geçtiğimiz sene dokuzuncu ayda yapıldı. Bu süreçle alakalı olarak özellikle PMİK üyeleri sorumluydu. Biz o dönemde elimizde hangi bilgi, belge varsa hepsini Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na bizzat teslim ettik."
Atabay'ın iddialarına göre, hakemlerin klasmanlarının belirlenmesi ve yükseltilmesi süreçlerinde belirli isimlerin etkisi bulunuyordu. Bu iddiaların soruşturma kapsamında incelendiği belirtiliyor.
"Ahmet Şahin'in görünmeyen başkan olduğundan bahsettik"
8 Mart 2022 tarihinde görevden alınan hakemlerin tahkim süreçlerinde de avukatlık yaptığını belirten Atabay, daha önce kazanılan tahkim davalarının ardından benzer bir durumun yeniden yaşandığını ileri sürdü.
Atabay, ikinci kez görevden uzaklaştırılan hakemler için yapılan başvurularda somut ve değerlendirilebilir veri bulunmadığını savunarak, MHK kararlarının gerekçelerine itiraz ettiklerini söyledi.
Açıklamasında hakemlere yönelik maç vermeme, seminere çağırmama ve baskı uygulama iddialarına da değinen Atabay, şunları kaydetti:
"O tahkim davalarını kazandım. Bu kez ikinci 8 Mart vakası yaşandı. Bu kararda yine tahkime ben gittim. Bu defa tahkime bir şekilde müdahale edildiğini düşünüyoruz, çünkü bir önceki kazanılan Tahkim Kararının gerekçesinde bahsedildiği üzere ortada somut ve değerlendirilebilir hiçbir veri ve delil yoktu.
Aynı hakemlerin ve o dönem bu yanlış uygulamaya karşı çıkan hakem ve gözlemcilerin hepsini yine gönderdiler. Bu MHK gönderdi. Biz bunların usulsüz olduğunu, nasıl usulsüzlük yapıldığını, hepsini açık açık anlattık; elimizdeki evraklarla, belgelerle.
Bu adamların mobbing yapılarak maç verilmeyerek, bazılarının seminere çağrıldığını, bazılarının seminere dahi çağrılmadığını anlattık. Evraklarını verdik."
Atabay, eski federasyon çalışanı Eren Acar'ın da elindeki belgelerle savcılığa başvurduğunu belirtti.
MHK içerisindeki görev dağılımına ilişkin değerlendirmesinde ise Ahmet Şahin'in konumuna dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Biz, Ahmet Şahin'in bu oluşturulan Merkez Hakem Kurulu yapısının içerisindeki yerinden bahsettik. Ne kadar önemli olduğundan, aslında görünmeyen başkan olduğunu anlattık."
Yunus Yıldırım ve Ali Tuna üzerinden yürütülen iddialar
Soruşturmanın önemli başlıklarından birinin de eski hakem Ali Tuna'nın yaşadığı süreç olduğunu belirten Atabay, Yunus Yıldırım'ın bir oteldeki kaydın araştırılmasını istediğini öne sürdü.
Atabay'ın anlatımına göre, söz konusu kaydın araştırılması talebinin reddedilmesinin ardından Ali Tuna'ya maç verilmediği, daha sonra yazılı sınavda geçerli not alamadığı gerekçesiyle klasmanının düşürüldüğü ve hakemliğinin sona erdirildiği iddia edildi.
Atabay, konuyla ilgili şunları söyledi:
"Yunus Yıldırım'ın, Ali Tuna üzerinden bir oteldeki kaydın araştırılmasını isteyip ret cevabı geldikten sonra Ali Tuna'ya maç verilmeyip ve sonunda da hakem yazılı sınavından geçerli not alamadığı bahanesiyle klasman düşürülerek hakemliğinin bitirilmesi olayına kadar süreçlerin hepsini anlattık.
Ali de sağ olsun bunların hepsine ilişkin suç duyurusunda bulunmuştu. Ve sınav kağıdındaki yazıların kendisine ait olmadığını ileri sürerek evrakta sahtecilik suçuna ilişkin suç duyurusunda bulunarak tabiri caizse ilk taşı atmış oldu."
Atabay, soruşturmanın bu aşamaya gelmesinde Ali Tuna'nın şikâyetinin de önemli olduğunu ifade etti.
"Futbol ailesine gölge düşürenlerin bizzat kendileri olduğu ortaya çıktı"
Gözaltına alınan isimler arasında Ferdi Karadoruk'un da bulunduğuna dikkat çeken Atabay, hakem sınavları ve klasman yükseltmeleriyle ilgili iddiaların birden fazla kişi tarafından gündeme getirildiğini belirtti.
Sınav sorularının belirli hakemlere önceden verildiği ve bazı isimlerin klasman yükseltmek amacıyla desteklendiği yönündeki iddiaların daha önce de dile getirildiğini söyleyen Atabay, açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Bu işin içerisinde sadece Ahmet Şahin’den bahsetmek olmaz. Ferdi Karadoruk da bu işin içerisinde aktif olarak rol alıyor görüldüğü üzere. Sosyal medyada yazışmalarını tek tek okuduk somut olarak.
Buna ilişkin birden fazla kişi o dönem sınav sorularını kendisine yakın olan ve klasman yükseltmek istediği hakemlere verdiğine yönelik beyanlarda bulunmuştu ve suç duyurusunda bulunmuştu."
Atabay, geçmişte görevden alınan hakemlerin çeşitli iddialarla kamuoyu önünde suçlandığını, ancak soruşturma kapsamında ortaya çıkan gelişmelerin farklı bir tabloya işaret ettiğini savundu.
" O dönemde mağdur edilen hakemlerin hepsinin kirli olduğu yönünde asılsız bir sürü iddiadan bahsedildi. Basında buna ilişkin haberler yaptırıldı. Tahkim kurulunun gerekçeli kararında da futbol ailesine gölge düşürdüklerinden bahsedildi.
Bugün anlıyoruz ki futbol ailesine gölge düşürenlerin aslında o haksız ve hukuksuz yere tasfiye edilen hakemler değil, bizzat kendileri olduğu ortaya çıkmış oldu."
Atabay, soruşturmanın hakemler üzerindeki baskının sona ermesine katkı sağlayacağına inandığını belirterek, "Bu süreç o yüzden çok değerli. İnşallah tutuklulukla sonuçlanır ki bundan sonra hakemlerin üzerindeki baskı da kalmış olur. Hakemler daha rahat maç yönetecek diye inanıyorum" dedi.
"Hakemleri 'HTS kayıtların elimizde, kimlerle görüştüğüne dikkat et' diye tehdit ettiler"
Atabay'ın açıklamalarında mevcut hakemlere yönelik baskı ve tehdit iddiaları da öne çıktı.
Bazı hakemlerin seminerlerde özel odalara çağrıldığını ve kendilerine HTS kayıtları üzerinden uyarılarda bulunulduğunu ileri süren Atabay, bu konuda aktif görev yapan hakemlerin de tanık olarak dinlenebileceğini söyledi.
Atabay, iddialarını şu sözlerle dile getirdi:
"Hakemler inanılmaz baskılı bir süreç yaşıyorlardı. Herkesin seminerlerde özel olarak odalara çağrılıp 'HTS kayıtların elimizde kimlerle görüştüğüne dikkat et' diyecek kadar cesaret alıp da bir şekilde hukuk dışı yollara saparak, insanların kimlerle irtibatta olduklarına dahi kayıtları ellerine aldıklarına ilişkin olarak beyanları var birçok hakemin.
Aktif olan hakemlerden bahsediyorum. Bunların hepsi yargılama sırasında tek tek ortaya çıkacak."
Hakemlerin sistem içerisindeyken yöneticiler hakkında konuşmakta zorlandığını savunan Atabay, yargılama sürecinde daha fazla kişinin tanık olarak dinlenebileceğini ifade etti.
"İnsanların birçoğu korkudan konuşamıyordu. Çünkü sistemin içerisindeyken sistemin başındaki insana karşı konuşmak çok zordur. Yargılama süreci başladığı zaman aktif hakemlerin birçoğunu tanık olarak dosyada çağıracaklardır. O zaman Türkiye çok daha büyük şeyler öğrenecektir."
Maç sonuçlarına müdahale edildi mi? Atabay'dan dikkat çeken açıklama
Soruşturmanın ilerleyen aşamalarında maç sonuçlarına etki edilip edilmediğinin de araştırılması gerektiğini belirten Atabay, MHK yöneticilerinin bu yönde girişimlerde bulunup bulunmadığına ilişkin iddiaların açıklığa kavuşmasını beklediğini söyledi.
Atabay, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı:
"Maçların sonuçlarına tesir edilmeye çalışıldı mı, MHK başkanı tarafından veya başkan vekili tarafından. Bunların hepsi tek tek ortaya ortaya çıkacaktır. Böylece insanların kafalarında oluşan birçok soru da aydınlanmış olacaktır hakemlerle ilgili."
Bu açıklama, soruşturmanın yalnızca hakem atamaları, sınavlar ve klasman işlemleriyle sınırlı kalmayabileceğine ilişkin Atabay'ın değerlendirmesini yansıttı. Maç sonuçlarına müdahale edildiğine ilişkin iddialar ise soruşturma kapsamında ortaya çıkacak bulgularla değerlendirilecek.
"Ahmet Şahin özelinde para trafiği MASAK tarafından araştırılacaktır"
Avukat Halil İbrahim Atabay'ın açıklamalarındaki en dikkat çekici başlıklardan biri de soruşturmanın genişletilmesi ve mali inceleme ihtimali oldu.
Gözaltına alınan 7 kişinin ardından ikinci dalga operasyon yapılabileceğini düşündüğünü belirten Atabay, Ahmet Şahin özelinde para hareketlerinin araştırılacağını öne sürdü.
Atabay, şu ifadeleri kullandı:
"Sanırım oraya ilişkin araştırma devam ediyor. Çünkü Ahmet Şahin özelinde bir parasal anlamda trafik, MASAK tarafından araştırılacaktır. En zayıf halka konuştuğu zaman da tüm sistemleri çökecektir."
Atabay'ın bu açıklaması, Ahmet Şahin hakkındaki mali hareketlerin MASAK tarafından incelenebileceğine ilişkin beklentisini ortaya koydu. Ancak para trafiğine yönelik incelemenin sonucu ve yeni bir operasyon yapılıp yapılmayacağına ilişkin kesinleşmiş bir bilgi paylaşılmadı.
"Ferhat Gündoğdu ve MHK üyelerinin hepsinin el yazılarının alınması lazım"
Soruşturmanın seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Atabay, Ali Tuna'nın sınav kâğıdıyla ilgili iddiaların dosyada önemli bir yer tuttuğunu belirtti.
Sınav kâğıdındaki yazıların Ali Tuna'ya ait olmadığı yönünde adli rapor bulunduğunu ileri süren Atabay, evrakta sahtecilik iddiasının aydınlatılması için MHK yöneticilerinin el yazısı ve imza örneklerinin alınması gerektiğini savundu.
Atabay, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
"Resmi evrakta sahtecilik durumu var. Ali Tuna’nın el ürünü olmayan ve bunun kriminal olarak raporlanmış bir şekilde adli raporu var. O evrak varken artık burada suç işlenmiş ve somut delil elde edilmiş duruma geliyor.
Ferhat Gündoğdu'nun ve aslına bakarsanız diğer MHK üyelerinin hepsinin el yazılarının alınması lazım. İmza örneklerinin alınması lazım. O yazıyı kim yazdı? Onun bulunması lazım."
Atabay, elde edildiğini belirttiği delillerin soruşturma açısından önem taşıdığını savunarak tutuklama ihtimaline ilişkin öngörüsünü de paylaştı:
"Ondan dolayı da tutukluluğun geleceğine benim inancım sonsuz. Çünkü çok ciddi bir delil tespit edilmeseydi ve ortaya konulmasaydı bu operasyonu yapmazlardı."
Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında gözaltındaki 7 kişi hakkındaki adli işlemler, sınav evraklarına ilişkin incelemeler, olası mali araştırmalar ve yeni tanık ifadeleri gündemdeki yerini koruyor. Atabay'ın ikinci dalga operasyon ve MASAK incelemesine ilişkin açıklamaları ise kendi değerlendirme ve beklentileri olarak öne çıkıyor.