SON DAKİKA
Hava Durumu

Trafikte yaşlı amca tehlikesi diye bir hakikat var!

Yazının Giriş Tarihi: 11.03.2018 18:18

Aslında başlığı böyle atmak hiç de içime sinmedi.

İnsansa bahse konu olan, yetişkin pek sevmem ben. (Çok zorda kalmadıkça işim olmaz hatta.)

Onun yerine, henüz hiç anasının gözü olmamış, kirlenmemiş çocukları ve her şeyden muaf kabul ettiğim yaşlıları hem de pek çok severim.

***

Fakat ne yazık ki bu yazının konusu çocuk ve yaşlıları neden çok sevdiğim değil.

Üzülerek de olsa (meğersem ne çok kişinin başı aynı dertten ötürü yanmış. Ne çok kişi benim gibi ucuz atlatmış.) "trafikteki yaşlı amca riskine" dikkat çekmek...

Hakikaten böyle bir risk var. Varmış.

Tıpkı gösteriş yapıcam diye insan hayatını riske eden ehliyetsiz ergenler gibi, tıpkı alkollüler gibi hatta her an potansiyel bir trafik canavarına dönüşebilecek tüm hepsi gibi, araç başına geçen bir "yaşlı amca riski" var. (Beni iki kere pert eden sürücüler amca-dede olduğu için, trafiğe çıkan 70'lik, 80'lik teyze-nine görmediğim ve bu yönde de bir ihbar almadığım için bu yazıda da kadınlara pozitif ayrımcılık uygulanmaktadır.)

Bundan bir ay kadar önce Lodos'un otoparkından çıktık, hesapta tam yanımızda dikilen 224 Plaza isimli kallavi ve bir o kadar da afili plazanın arkasından geçip, yanındaki bayırdan da çıkıp FSM'ye, yani ana caddeye ulaşıcaz.

Bu arada, tüm inşaat sürecinde bize ayrı, araçlarımıza ayrı kök söktüren, kim bilir kaç lastiğimizi emperyal bir tavırla şantiyeye dahil ettikleri yol boyunca bıraktıran!

Yolun başına zerre kadar uyarı levhası koymaksızın, taaaa sonuna ulaştığımızda "Buradan geçmek yasak!" diye hem sinirimizden, hem de zamanımızdan eden 224 Plaza isimli fevkalade sosyetik yapının, bahsi geçen eziyetinden sorumlu her kimi varsa, istisnasız alayının kulaklarını en kalbi hislerimle çınlatmış olayım.

Hakikatli bir ömür törpüsü idiniz!

Neyse...

Bayırı, vızır vızır işleyen FSM'ye ulaşmak için çıktık. Durulması gereken yerde durduk. Araçlardan yol bulabildiğimiz gibi biz de akıcaz FSM'ye.

Ki, o da ne!!!

Arkadan ÇATTT diye çarpan aracın sebep olduğu devasa sarsıntıyla neye uğradığımızı şaşırdık.

Bir indik ki arabadan (o hızla çarptığına göre, o bayırı nasıl becerip de son sürat çıkabildiğini hala aklım almaz) 70 yaşın üzerindeki bir dede söylene söylene iniyor bize çarpan araçtan:

"Sen n'aptın be kızım? Durulur mu hiç böyle yolun sonunda?"

"Amca ben burada durup beklemek zorundayım. Bak! Ana caddeye çıkıcam. Asıl sen bana nasıl çarptın böyle?"

"Durursan çarparım tabii!"

Hadi buyur...

Yetişkin olsa içindeki cadalozu çağır gelsin. Ne gerekiyorsa söylesin.

Ama amca bir yandan titriyor, bir yandan da zerre kadar suçum olmadığı halde beni çok fena azarlıyor.

"Tamam amca. Olan oldu. Neyse ki hiçbirimize bir şey olmadı. Tutanak tutalım, hallederiz."

"Ne tutanağı tutcakmışız! Ben tutturtmam tutanak falan!"

Haydaaa...

"Amcacım, sen gelip bana çarptın ya! Bak benim arabanın sol arka yanı sizlere ömür oldu ya! İşte bunun için tutanak tutmamız lazım."

"Yok tutanak falan. Tutamazsın hiçbir şey! Durmasaydın orada!"

O ana kadar arabada oturmakta olan nine de titreyerek inip, duruma epey bi sert müdahil oluverdi:

"E sen duruverdin birden çocuğum, amcan n'apsın?"

".....?????"

Pes ederek, "Haklısınız" dedim teyzeye.

"Tabii ben ansızın durunca, amcam n'apsın?"

Ne tutanak tutabildik, ne polis çağırabildik, ne de başka bir şey...

"Amaaaan... Cana gelen mala gelsin." deyip bindik sol yanı nakavt olan arabaya, yola devam ettik.

***

Derken dün...

Yer yine FSM... Park ettiğim- park halinde duran arabamdan inmek istedim.

Dikiz aynasına bakarak sol kapıyı açtım, durum inmeye gayet elverişliydi. Sağ koltuktaki çantamı aldım, tam inecektim ki, "Allah'ım sana geliyorum!"

O da neydi öyle?
Solumdan geçen F-16, korkunç bir ses ve gürültüyle arabamın sol kapısı da dahil sol yanını biçti!!!

İnmek amaçlı emniyet kemerini de çözdüğüm için önce sağ kapıya kadar gidip çarptım, sonra da kendimi açık olan sol kapıdan düşmek üzereyken zor tuttum.

"Kim bu katillll!!!" diye güç bela arabadan indim. İnsan birkaç saniye ile yırtınca, potansiyel azrailini tanımak istiyor haliyle.

Ki, eyvah eyvah...

Ama hakikaten eyvah eyvah...

Ancak park halindeki diğer dört arabayı da geçince durabilen beyaz bir araçtan en az 75-80 yaşında bir amca indi!!!

"Yok artık!" dedim. "Hakikaten yok artık!"

(Rica ederim evren bu kısmı kayıt altına almasın?) Bir insan bu kadar bahtsız olmamalı.

Hadi ilk amca sadece mala zarar verdi, ama bu kez bu amca, birkaç saniye sonra çarpmış olsaydı bariz bir şekilde canıma okuyacaktı.

***

Amca titreyerek ve zorlukla yürüyerek bana doğru geldi.

Ve başladı bana kızmaya:

"Sen n'aptın be çocuğum! Hiç o kapı açılır mı öyle?"

Artık tecrübeliyim ya... Amcaya anlatır gibi anlatmalıyım durumu.

"Amca yol kenarı burası. Park edilen yer. Bak, herkes buraya aynı benim gibi park etmiş. Ben de durmak ve sonra da çıkmak için arabayı park ettim. Çıkmak için de kapıyı açmak zorundaydım."

Ama bu kez amca, bir öncekinden de yaşlı.

Ve bir önceki amcadan çok daha fazla titriyor.

Üstelik şakır şakır yağmur yağmakta!

Üstelik azarlamasına ara verince, "Polis falan çağırma şimdi kızım, bak ben çok hastayım!" da demiş.

Zaten ölmüş bütün aile büyüklerim burnumda tütüyor. Her birini ne çok özlemekten her gün kalbim kanıyor.

Eşekliğin lüzumu var mı???

"Geçmiş olsun amca. Tamam, çağırmam polis falan. Ama bari telefon numaranı ver."

Edip Amca telefon numarasını verdi ve "bir daha böyle yapma" diyerek gitti.

***

Bense, yırtık bir yelkenli gibi salkım saçak kalakalan, ne kopup giden, ne yerinde kalan, asla ama asla belli bir mesafeden sonra arabaya yanaşmayan parçalanmış kapı ile kalakaldım.

Onu ara, kapalı. Bunu ara, ulaşılamıyor.

"Sen, iş makinesi ayarındaki Lada'yı bile üstelik ikize hamileyken son ayına kadar kullanmış kadınsın!" dedim kendi kendime.

Sol elimle salkım saçak kapıyı tuttum, sağ elimle de direksiyonu...

Evin otoparkına kadar iflahım kesilerek getirdim arabayı. En çok da virajlarda, hele bayırlı virajlarda canım çıktı!

Meğer çok zormuş, bir arabanın gitmek için can atan o metal yığını ağır kapısına sol elle hakim olmak.

***

Bu arada, tuhaftır...

Hatta fevkalade hazin...

Şu son bir ayda, arabam bile hep sol yanından darbe yedi!

Ve olan, hala zonklayan sol koluma oldu!

Heyyy büyük Allah'ım...

İspatlı ve kayıtlıdır.

Tam yazının burasına geldiğinde telefonum çaldı.

Arayan (Aynen de böyle kaydetmiştim) Edip Amca.

Üstelik yine kızgın:

"Numaramı aldın ama aramadın! Demin de aradım, açmadın!"

"Valla yoğunluktan arayamadım Edip Amca. Az önceki aramanı da telefon sessizdeydi ondan duymamışımdır."

***

Hasılı yazının özü:

Başlarken de dediğim gibi, çocuklar ve yaşlılar gözümdür. Hiç ama hiçbirisine kıyamam.

Ve fakat, sizlerin belirli bir yaşın üzerindeyken trafiğe çıkmanız gerçekten ama gerçekten çok tehlikeli!

Refleksler zayıflayınca hafiften, e gözler de tabii az bir şey de olsa göremeyebiliyor.

Öyle olunca gelip gelip duran arabalara çarpıyorsunuz!

Hem bakın (Allah korumuş her birini) meğer sizin yaş grubundaki sürücülerin sebep olduğu ne kazalar varmış. Dünden beri hep bunları dinledim. 

Hadi benim her ikisinde de mala geldi. Ama ya cana zarar gelseydi? Ya gelirse?

Şunu kabul edin ki:

Tonton olduğunuz kadar tehlikelisiniz de!

Tam da bu sebeple gözünüzü seveyim araç kullanmayın?

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.