SON DAKİKA
Hava Durumu

Özlem Yağmur: "Aşı Emperyalizmi... Ve yeni dünya dümeni!"

Yazının Giriş Tarihi: 05.05.2021 09:41

Aşı Emperyalizmi...

Ve yeni dünya dümeni!

Genel olarak bakıldığında, güya tüm dünya, "Küreselci Kıyamet Lobisi"nin korku pompaladığı, insanlığın tek ve ortak düşmanına karşı topyekün bir savaş veriyor.

Korona tek! Biz hepimiz...

11 Eylül'ler bitti. 11 Eylül'ün en temel ve yegane öğretisi olan, "İslami Terör korkunç bir düşmandır" tezi ve bu teze dayanılarak girişilen işgallerden alınabilecek tüm verim alındı.

Amerika, kendi üretimi terör örgütleriyle, kendi uçakladığı kuleleriyle ve sonrasında çıkardığı arızalar neticesinde tüm zamanlardaki emperyal hamleleriyle belli bir noktaya geldi.

Sonra o senaryonun maksimum faydasına erişildi. Sonra hikaye tavsadı. Tavsayınca rafa kaldırıldı.

Ve sıra, sıradaki ortak düşmana geldi.

"Çinli bir kadın, binlerce yıldır atalarının yaptığı gibi, yine bir gün yılan yedi."

Ve bak sen şu işe ki, dünyanın başına korkunç bir musibeti sardı.

Covit-19 ortaya çıktı!

Artık herkesin ikna olduğu, herkesin korktuğu tek ve devasa bir düşmanımız vardı.

Bu ortak ve büyük belayı def edebilmemiz için bu kez küresel iş birliği şarttı. Ancak o işbirliğine de bir lider şarttı. Lidersiz işbirliğinden kim ne anlasındı. (Son cümleyi ben uydurdum. Ama olsun. vaziyet karşısında sırıtmıyor nasıl olsa.)

O da zaten belliydi. Hazırdı, vs...

Bu dangalak işi senaryoyu yiyen yedi, yemeyen benim gibiler de yaklaşık 1.5 yıldır beynini yedi.

İlaveten... Zıvanadan çıkmış halimin, öngörüldüğü gibi 1.5 yıldır kendi karbondioksitini soluyan herkes kadar makul karşılanması gerektiğine inanıyorum.

Ve yine ilaveten...

Tek başına asla ama asla mücadele edemeyeceğimiz, ölümcül ortak düşman karşısında fena korkmuş, fena halde çaresiz, fena pes etmiş, fena sazan halimizle tava gelmişken her bakımdan.

Düşmana karşı beklenen silah teker teker, patır patır icat edildi.

Bilim insanları aşıyı geliştirdi.

Tüm bu sefilliğin üzerine nasıl da iyi geldi.

Ölümle-yaşam arasında gidip gelirken uçtuk sevinçten.

"Yırttık" diye sevindik. Şükürler ettik.

Yaşamın sonrası kaldığı yerden devam eder diye planlar yaptık. Uzun zaman sonra hakiki hayaller kurduk.

Ki, yine safmışık...

Ya da, artık çok daha safmışık...

Tokadı "çaat" diye yememiz uzun sürmedi!

Rekor sürede bir dünya aşı geliştirildi. Patentler aldı, onaylar aldı. Şırıngalara verildi.

Ve fakat büyük sorun şu ki, parasıylaydı.

Hatta, hem parasıylaydı, hem de sırasıyla...

Para kısmı yeterince korkunç ve acımasızken, sıra kısmı devreye girdi.

Eurovizyon'da hakkımızın bir takım güçler-güç dengeleri hasebiyle yendiğine inandığımız o ötelenmiş dönemlere geri döndük.

Ancak bu kez işin ucunda hayal kırıklığı değil ölüm vardı!

Sadece biz değil, herkes döndü.

Düşük ve orta gelir düzeyine sahip ülkelere ulaşan aşı miktarı tüm bu dengelere göre belirlendi!

Hindistan ve Güney Afrika, aşı üretimini kısıtlayan patent yasalarını gevşetmesi için Dünya Ticaret Örgütü'ne (DTÖ) dilekçe verdi.

Gel gör ki, (çakal) ilaç şirketleri ve daha zengin ülkelerin hükümetleri, bunun pandemiyle mücadeleye ve ileriye dönük aşı geliştirme çalışmalarına zarar vereceği gerekçesiyle karşı çıktı. (İnsanlık tarihinin en kapital, en aşağılık gerekçelerinden biridir.)

Dünya Sağlık Örgütü, Şubat ayında yaptığı açıklamada, yaklaşık 200 milyon doz Covid-19 aşısının uygulandığını, ancak bunun yüzde 75'inin sadece gelir düzeyi yüksek 10 ülkede yapıldığını söyledi.

Kuzey Carolina'daki Duke Üniversitesi'nde Küresel Sağlık ve Kamu Politikaları Profesörü Gavin Yamey bir açıklama yaparak, 2,5 milyarlık bir nüfusun yaşadığı yaklaşık 130 ülkeye ise tek bir doz aşı dahi gönderilmediğini anlattı.

Gelişmekte olan ülkelere iki milyar doz aşı sağlamayı hedefleyen küresel Covax girişimi ve aşı geliştirme konusunda bilgi ve fikri mülkiyet haklarının paylaşılmasını öngören Covid-19 Teknoloji Erişim Havuzu (C-Tap), aşıların daha yaygın ve daha eşit bir şekilde dağıtılmasını amaçladı.

Ancak fos çıktı.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) "Bugün itibarıyla hiçbir teknoloji paylaşılmadı."

Diye açıklama yaptı.

Kimse tınmadı.

Aşı üretimi, katı patent yasalarıyla kontrol edilmeye devam etti.

Bu düzenlemeler, dev ilaç şirketletine yaradı.

O kadar.

Güney Afrika ve korkunç bir trajedi yaşayan Hindistan, DTÖ'den pandemi süresince aşıların fikri mülkiyet haklarını askıya almasını ve böylece patentleri geçici olarak geçersiz kılınmasını istedi.

Yine tınan olmadı.

Tam da bu insani feryatların arasında ilaç sektörü uzmanları, bu önerinin aşı üretiminin artmasına yardımcı olmayacağını vurguladı.

Dahası, "patenti versek kaç yazar! Sen kiiiim... Aşı üretmek kim? Hammadde, bilgi birikimi ve uzmanlıkta sıfırsın canım!" Dedi.

Mesela bu resmen ve alenen, hiç utanmadan denildi.

Güya Dünya Sağlık Örgütü de mel mel baktı.

Yetmedi.

***

Pfizer ve AstraZeneca gibi ilaç şirketleri tarafından ABD Başkanı Joe Biden'a yazılan bir mektupta, ilaç liderleri patent düzenlemelerinin gevşetilmesinin aşı çalışmalarında inovasyon ve yatırımları caydırmanın ötesinde zararlar doğuracağını, pandemiye verilen küresel tepkiyi zayıflatacağını öne sürdü. (İnsanlar patır patır ölürken. İnovasyon!)

Ve derken...

Tıp dergisi Lancet, Şubat ayında yayınlanan bir raporda, aşı üreticilerinin aşı geliştirme çalışmaları için kamu ve kar amacı gütmeyen fonlardan yaklaşık 10 milyar dolar kullandığını açıkladı!

Dikkatinizi çekerim...

"Kamu ve kar amacı gütmeyen fonlar" kullanıldı.

Ancak, kimin hangi fondan ne kadar para aldığı meçhul kaldı.

Tüm bunlar olurken, Dünya Sağlık Örgütü utandı zaar. Araya bir detay attı.

Ve Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, "daha zengin ülkelerdeki genç, sağlıklı insanlara daha yoksul bölgelerdeki risk grubundaki kişilerden önce aşı olmasının adil olmadığını" söyledi.

Söyledi ve konforlu konumuna geri çekildi. (Hoş, bu adamın siyahi olması da bir PR'dı zaten. Evrensel haksızlıklar karşısında sesini çıkarır efekti verir diye oturtulmuştu o koltuğa. O da efekte uydu. Arada bik bik etti ve sustu.)

***

Ve final...

Bilim insanları önce aşıyı buldu.

Sonra da aşıyı parayla satmayı keşfetti.

Aşıyı bulmak, evet bilim...

Aşıyı bulan, evet insan...

Ya ötesi?

Ötesi ticaret. Ötesi tüccarlık!

Ötesi böyle bir ortamda zenginleşme hainliği!

Ve bu korkunç çarkın dişlilerinden biri olanlara bir gram saygım yok.

Buna, pek zengin Bilim İnsanı Uğur Şahin de dahil.

Parayla satılan ölüme çare olmaz!

Ölüme-ölmeye çare parayla satılmaz!

Uğur Şahin olsa olsa kıyketli mucittir.

***

Sırada, can havliyle pek de ilişmediğimiz aşı pasaportu mevzuatı var.

Kalabilen sağlar uğraşacak o mevzuatla.

Sağ kalabilenler "öteki" olmak neymiş onu da görecekler.

Gelişmiş ülkelerin göçmen derdi, yasal ve haklı zeminde kalmayacak.

Hatta, bırakın o ülkelere göçü, bırakın savaştan kaçıp hayatta kalmak için ilişmeyi...

Paranla, havanla, cakanla dahi gidemeyeceksin.

Yeni dünya dümeni bu!

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.