SON DAKİKA
Hava Durumu

Önce insan! Hayvan sevgisinin de bir hududu var

Yazının Giriş Tarihi: 28.12.2021 10:03
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.12.2021 10:03

Başlarken belirteyim ki, kızlar doğduktan sonra yaşadığımız evde bakmadığım, besmelemediğim, ....nu püsürünü temizlemediğim (evcil) hayvan hemen hemen kalmadı. 
Balığından kuşuna, tırtılından tavşanına, ördeğinden kedisine, köpeğine kadar onlarca hayvana (çapımın, gücümün yettiğince annelik ettim.)
Gecenin köründe, "bu tavşanın uykusu kaçtı. Ayağında sallaman lazım" diye uyandırılıp, (umarım uyku sersemliğinderdir) kaçan uykusu gelsin de uyusun diye ayağımda ninniyle sallaayarak tavşan uyutmuşluğum da oldu. Beni gerçekten anneleri belleyen yavru ördeklerle (Ki harbiden de asla insanın peşinden ayrılmıyorlar) haftalarca evin içinde bir odadan diğerine, peşimde yayru ördeklerle gidip gelmişliğimde...
Pisi kızlarımın iki kere ebesi oldum ben. (Laf olsun diye falan da yazmıyorum. İki kedime de bizatihi ebelik yaptım. Akıllara zarar bir deniyimdir. İnsan görünümlü "anneyim" diye gezinen nicelerine inat... Evlat nasıl bir benzersiz deniyim pisiler için...)

Pandeminin en sarsıcı, en kısıtlamacı günlerini de, evde 5'i bebek 7 kedi ile geçirdim ve büyük bir samimiyetle delirdim.
Hasılı, aslında ben yazmak istediklerime geçmeden önce bir nevi rüştümü ispatlamak istiyor, hayvan sever olduğumu anlatmak istiyorum.
Zira, bu konu mühim. 
Hayvan sevmeyen insan... Tillahı olsa hazzetmem. Velinimet olsa, umurum olmaz.
Daha da önemlisi, hele ki hayvanın sevmediği insandan ivedilikle uzak dururum. Kediyi darlayandan, köpeği huzursuz edenden falan işkillenir, uzaklaşırım. (Bana göre dehşetli mühim bir kriterdir hayvanların sevmemesi...)
***
Bir kez daha hasılı... Ben hayvanları severim.
...de, bu mevzu bir trend halini aldığından beri... Yani hayvan sevmek, hayvan seven insan olmak, hayvan hakları için çabalayan bireylerden biri olmak,  hayvan hakları aktivisti olmak falan son yıllarda trend olunca işkillendim.
İsmi hiç lazım değil. Şahsı tanıyor, biliyorsun. Evinde şiddetin feriştahını uyguluyor. Karısına, çocuklarına hayatı bariz zindan ediyor dallama! Gel gelelim, sosyal medyaya uyarlanmak için evrildiği (sahte) yaşamında, ay hem de nasıl bir pati dostu. 
Bagaj dolusu hayvan yemiyle geziyor. Hayvanlar heder olmasın diye canını dişine takıyor. Hayvanlar için yaşıyor. İcabında hayvanlar için de ölecek!
Öyle bir hayvan dostu ki, sanırsın ailesinin canına okumak üzere eve ayak basmadan az önce karıncalara eliyle su içirmiş!

Bu arada, o aynı yüce ruh, Suriyeliler'den nefret ediyor! Tepesi attıkça, "Gebersinler!" Falan diyerek babasından tapuyla kalan ülkesinden kavuyor! 
Suriyeli çocukları gördükçe, onlara çemkiriyor, analarına insanlık suçu ayarındaki cümlelerle saydırıyor, babaları için ağza alınmayacak küfürler ediyor. (Çünkü bu esnada, yine trend olduğu üzere vatanını sevip, koruyor. Sahi... Var böyle tipler. Vatanseverlikleri, Suriyeli düşmanlıklarıyla ter orantılı. Suriyeli göçmenlerden nefret ettikçe, vatanını ve o vatanda doğmuş olmakla kazandığı özlük haklarını daha bi çok koruyup kolladığına inanıyor.)
Çoğu zaman hayretle izliyorum onları. Bahse konu insansa, bir "kan-damar-ırk" sefil kriteri koyuyor ortaya.

Önceden misal, Kürtler'i sevmezdi zaten. Ama öyle böyle değil. Nefret ederdi yine vatanını ve ırkını korumak için. Sonra Suriye'de iç savaş çıkınca Kürtler'i rahat bırakıp, (İlla nefret edilecek bir kesim bulmalı. Bu nefretten enerji devşiriyor zaar.) Suriyeliler'e sardı. 
İnsandan kolaylıkla nefret eden, hatta bazı insanlardan nefret etmek için yaratıldığına inandığım o kişi-kişiler...
Şimdilerde, topu temeli 4 yaşında olan küçücük Asiye'yi ölümcül bir şekilde yaralayan, Asiye yoğun bakımda yaşam mücadelesi verirken hala,  Pitbull cinsi köpeklerin hakları için tırmalıyor! (Sokak hayvanları falan demiyorum, dikkatinizi çekerim. Pitbull cinsi köpeklerin hakları için... Ne demekmiş toplatılmak? Nasıl olurmuş? Ne mümkünmüş?)

***
Hah... İşte benim tepemin attığı nokta tam da burası. 
Bana göre, hastalıklı bir yapı var bahse konu olan.
"Yok aslında o köpekler saldırgan değilmiş de, bağzen bilmem neyin tetiklemesiyle münferiden istenmeyen olaylar olabiliyormuş" da... 
Bi gidin be anacım!
Asiye'nin ait olması gereken yer, doku nakli öncesi ve sonrasındaki yoğun bakım ünitesi miydi?
Asiye'nin ait olduğu yer parçalanmış bedeniyle hastane miydi?

***
O saldırgan köpekleriyle ve kim bilir hangi kompleksin ürünü olan halleriyle, tasmasını elinde tuttuğu saldırgan güçle caka yapan Pitbull sahibi tavrını hiç mi görmediniz? 
Valla ben çok gördüm. 
(Benim gibi) salak salak "ne cins bu?" Diye soranlara yanıt verirken, müstehzi bir gülüşle, icabında o cinsin seni paralayacağını hissettiren bir dangalak işi tavırla yanıt veren andavallı Pitbull sahibi perişana hiç mi denk gelmediniz?
Ben çok denk geldim.
Tasmanın ucundaki (icabında tehlikeli) güce duyduğu güvenle bi hallere girerek, mümkünse uzaklara bakarak yanıtlar senen o salak salak, "hangi cins bu?" sorunun yanıtını.
Ve tabii, o esnada zor zapteterek!
Bu kadar yalnız kalmış olamam.
"Pitbull sahibi" diye bir karakter varken bu ülkede! Bir tek ben denk gelmiş olamam.
O tiplerin binip indikleri arabaları, takıldıkları mekanları, belli ki çok paralarını, olanaklarını, köpeklerininkinden ziyade, onları zor zaptediyormuş havasındaki beden dilleriyle anlattıkları o üstenci sakilliği...
Ve diğer tümünü tek başıma görmüş, onlara tek başıma denk gelmiş olamam.
Evet... Şiddet uygulamıyorlar. Ya da, (muhtemeldir ki bedensel ya da ruhsal güvensizlikleri hasebiyle) uygulayamıyorlar. Ancak, potansiyel şiddet sahibi olarak dolanıyorlar!
Daha yeni inmiş, bilmem ne ne model arabasından. 
E hayvan güçlü. Durmuyor. 
Efor sarf etmek lazım, ki seni beni parçalamasınEfor sarf etmesi lazım ki, beslediği hayvanın sebep olabileceği yıkımlardan cümlemizi korusun. (Onun sebep olacağı potensiyel yıkımdan, yine onun sarf ettiği eforla kurtulmuş insan minneti istiyorlar sanırım.)
Sizi bilmem ancak, ben hangi Pitbull tasması elinde olan insanı gördüysem, alayı bu minvaldeydi. (Yaş aralığı da barizdir. 23-30 arası...)

***
Bu minveldeki tüm hayvanseverler (!) anca dursun!
Önce insan...
Hele ki, Asiye'den sonra... Saniye durmam. Bir tek Pitbull göreyim. Anında cingar çıkarırım. Anında ihbar ederim!

Beslediğiniz hayvanın saldırganlık durumuna ilişkin sebep-sonuç ilişkisi kuralacak bir pozisyonum yok. Ancak, o hayvanı besleyenlere ve o heyvanların sebep olduğu yıkıma ilişkin bir tecrübem var. 
Cingar çıkardığım yer sizin habitatınız olabilir.
Ben yadırganabilirim. Hatta deplasmanda olmam hasebiyle tepki toplayabilirim.

Fark etmez. 
Dönemin trendlerine göre yetersiz ve hatta eksik kabul görebilecek olan hayvan sevgim, insana, hele ki çocuğa zarar verme ihtimalinin olduğu yerde ve anda frene basar.
***
İlaveten de...
Sokak hayvanlarının sokakta kalması gerektiğine inanıyorum. Onların, suç ve ceza denklemi kuramadığımız-kurulamayacak olan barınak adı altındaki hapishanelene kapatılmasına da sonuna kadar karşıyım. 
Barınmasınlar. Yaşasınlar.
Hem, niye barınsınlar? Yaşamları niye barınmak esasına göre şekillensin? 

Toplum, "Serbest gezen tavuk" yumurtasına tav olmuşken, bu toprakların kedisi, köpeği neden ve nasıl serbet gezemesin?
Pitbull vakaları yüzünden dünya güzeli ve iyisi köpeklerin en çok da, serbest gezen tavuk kadar özgür olamadığı bir yaşama kökten karşıyım.
Unutmayın...
Gerçekte onların yaşamına yancı olan bizleriz. 
***
Ve fakat...
Bir miktar başa dönecek olursak...
İnsan sevmeyenin, insanın yaşama hakkına saygı duymayanın sırf trend diye hayvan hakkı bir şeysi olması da bana göre hastalıklı bir ruh halidir.
O da şöyle ki:
Malum, pandemi hasebiyle üniversiteler iki yıla yakın bir süre yüz yüze eğitim veremedi.
Derken, şartlar ve yöntem nispeden normalleşti. Ve üniversiteler kapılarına yüz yüze eğitim için öğrencilerine açtı. 
Bizim kızlar da haliyle okudukları okulla buluştu. Onlar da okullarıyla buluşsun diye İstanbul'un epey bi janti semtinde kızlara ev tuttuk. 
Kibar, naif bir semt. Ev tuttuğumuz site ona keza...
Giriş kapısında birbirine ratslayan herkes, bir diğeri önce buyursun diye istirham falan ediyor.
Site bahçesi, kedi köpek yemiyle, kulübesiyle dolu. Hemen herkes hayvan besliyor. (Hepsi de cins köpekler...)
Öldük tabii mutluluktan. 
Kızların (tedarik sorunu yaşayan firmalara sipariş edilen) eşyaları yokken, kedi köpek yemleri geldi eve.
Herkes hayvanları çok seviyor. Hekes normal, herkes  mutlu.
"Buralarda nalbur var mıdır?" Diye saf saf  sorduğun adam, Nusret'in, Nusret'ten de kibirli valesi çıkıyor. (Rezillik...)

Öyle bir yer...
E zor bir komşu olduk ilk vakitler...
Eşyalar geliyor. Kartonlar, kutular falan...
Darladık tabii epey kızların oturduğu siteyi...
İlk uyarı, Osmanoğulları'ndan gelmiş edasıyla caka yapan yaşlıca karşı komşudan geldi. 
"Bu ambalajlar... Atıklar... Ne zaman sona erecek"?
"Bır bır bır" anlatmaya başlar başlamaz anladım hata yaptığımı.
Dinlemedi.... Dinlemeyince kestirmeden, "az kaldı" dedim. 
Oysa daha, "Teyzesi kızlarım size emanet falan" faslı vardı...
Olmadı. Dedirtmedi.

Koltuklar gelince olanca gürültüsü ve atığıyla tekrar açtı kapıyı. "Ne zaman bitecek bu durum?" dedi.
"Bik bik" ettim.
Sonra, bir sabah karşılaştık.
"Bakınız, hanımefendi" dedi, sefil haldeki bana...

 "Burada çöplerin belirli bir çıkarılma vakti vardır. Vaktinden önce çıkarmayınız! Koku yapar" dedi yeni alınmış televizyonun karton ambalaj atığını işaret ederek.
"Tabii" dedim. "Şimdi biz yeni taşınınca..........."
Dinlemeden. "Çat" diye kapadı kapıyı, yine son Osmanlı edasıyla...

***
Derken bir sabah, sitenin kepi köpek yuvası bahçesine bakıyorum balkondan.
Bizim son Osmanlı da orada.
Falanca cins köpeği olan bir genç kız köpeğiyle birlikte çıktı.
"Eyvah" dedim. "Apartman kapısından çıkan köpek zorda sanki. Kaçırabilir!"
Köpek kaçırmadı. Zorlanmadı. Baktım...

Ancak, apartman çıkışındaki çimenliken önceki beton yola bile isteye işedi. Zaar erkek köpekmiş. Bir ayağını kaldırdı ve bir güzel apartmanın beton girişine işedi!
İki adım ötesi çimenlik. İki adım ötesi bahçe...
Ama köpek beklemedi. Apartmanın girişindeki beton alana işedi!
Bizim, yeni alınmış eşya kartonuna dahi, tek kaş havada aşağılayarak laf eden komşuya baktım...
Apartmanın betonuna işeyen köpeği seviyor! 
"Canim benim. Sen çok mu su içtin?" Diyerek.
 

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.