"Korkmayın Sedat Yalçın... Genelde FETÖ'ye, yerelde ise RANTA karşı bi destek atıp çıkıcaz!"

Özlem Yağmur 08 Haziran 2021 Salı, 14:18

Aslında bu başlıktaki hakikati, kırk kere anlattık, milyon kere de yazdık.
Ama yok. Olmadı.
Ne yaptıysak anlatamadık.
Ya da aslında çok iyi anlattık da, kabullenmek işlerine gelmiyor.
Sonuçta FETÖ dediğin, din-iman-Allah-Kuran-vatan-millet gibi değerlerin yanından dahi geçmeyen "made in ABD" işi bir siyasal ve rantsal çıkar örgütü idi teeee en başından bu yana.
15 Temmuz itibarıyla da görüldü ki, bu ülkede insan öldürerek darbe yapmaya kalkışan, eline kan bulaşmış bir düşman yapı!
Hoş, biz bunların ne hastalıklı, ne şizoid bir yapı olduğunu en başından beri biliyor ve söylüyorduk. 
Ancak, dönemin sürreel gidişatı sebebiyle sallayan olmadı! 
***
E RANT deseniz...
Bakın o da benzer bir ayrı bela!
Orada da temel odak menfaat... Orada da, din-iman-Allah-vatan-millet-insan-kent-doğa-yeşil sevgisi yok. 
Orada da, çıkar odaklı bir araya gelmiş çok güçlü yapılar var.
Ve her iki yapı da, tekerine çomak sokulsun istemiyor. Elinde çomakla gezenleri de, haklı olarak  hiç ama hiç sevmiyor.
Her iki yapı da, hükümranlığı sürsün istiyor. 
Rant denilen herze, ne yazık ki baki... 
Bitmiyor. Bitmez... Rantın düşmanlığı da bitmez. Aldık kabul ettik. Mücadeleye devam...
Pekii ya FETÖ?.. O bitti mi? (Buradan sonrası epey bi "Aydınlık Gazetesi yazarı" gibi olacak ancak idare edin.) 
Benim gibi düşünenler adına üzgünüm, gizliden, derinden, saman altından da olsa bu yapıya sevdasını sürdürenler adına müjdemi bir nevi vermiş olayım ki, o da bitmiyor!
Mazideki o Lale Devri'nde yaşadıkları akıl dışı güce olan özlem nedeniyle bitmiyor. 
Cümleten malı götürdükleri o tatlış günlerin hasretiye bitmiyor. 
Gözleri doymadığı için bitmiyor. Allah'tan korkmadıkları için bitmiyor. Vatan umurlarında olmadığı için bitmiyor. 
Ülke sathında ne de güzel at oynattıkları o marazi padişahlık-yetkinlik duygusu olmadan yaşamayı beceremedikleri için bitmiyor. 
Dedik ya, marazi bir yapı diye... O maraz depreştikçe, nereden baksan bitmiyor.

Örneğin Bursa'da bitmiyor.
Faraza Mustafakemalpaşa'da bitmiyor.
Şu son süreçte de görüldü ki, uçuk virüsü gibiler. Gelip sindikleri yerde, sırasını, gününü, fırsatını bekliyor. (Kemalpaşa olayında İzlerini, gizlerini, ve dahi kapı gibi bir çok belgeyi-bilgiyi ilgili olmasını umduklarımıza teeeek teeek anlattık. Kim kime hayran? Kim kime yandaş! Bağzı suç makinesi bitirimler neden, nasıl korunuyor? 
Kemalpaşa sınırlarında "alkollü araç kullanmaktan ehliyetinin elinden alındığı" ve fakat buna rağmen "o haliyle hala taksicilik yaptığı" iddia edilen bağzı imtiyazlı bitirimler var deniyor. O bitirimler ki, kendisi hala İYİ Parti üyesi... Eşi hala AK Parti üyesi... Hatta o eş ki, ortalama bir üye de değil. Seçimlerde AK Parti'nin sandık görevlisi olarak görev almış bir partili.  O öyle bir bitirim ki, AK Parti'nin Mustafakemalpaşa İlçe Başkanı fena halde fanı. Ne paylaşsa beğeniyor. Ne koysa beğeniyor. Yahu bari, Kemalpaşa İlçe Başkanı'nıza biriniz desin ki, "Kardeş... Ayıp oluyor ama. Bari içinden sev. Zira bu adam bizim Reis'e sosyal medyadan ulu orta hakaret etti!" Şahsen ben inanıyorum ki, AK Parti Kemalpaşa İlçe Başkanı bu durumu bilse... Bu, her partiden ayrı imtiyazlı bitirimin AK Parti'nin kurucusu ve Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ulu orta hakaret ettiğini bilse... O eli, beğen-kalp at butonuna gitmezdi...)

Uzun parantez sonrası FETÖ sanrılarına devamla...
Tüm edilgen, maşa yapılar gibi güdümlü oldukları için, orijinal işler yerine hep aynı ezberden giderek hep aynı dümenleri kurgulayabildikleri için de çok ama çok bariz oluyorlar.
Anlatabiliyorum değil mi? Çok bariz...
İlişkiler bariz, geri zekalı işi izler bariz, bir araya gelişler bariz, yöntemler bariz, imtiyazlar bariz...
Destek verenler bariz, mücadele edenler bariz.
Sevenler bariz, sövenler bariz! 
Hal böyleyken, biz de böyle bariz yazılar yazarak sonucu bekliyoruz ister istemez.
Sabırla bekliyoruz. (Bana da bakar mısınız? Naapacaksam?.. Elimdeki kalemden başka ne gücüm varsa?..)
Neyse...
Neye, kime, ne zamandan bu yana, hangi sebeple, o hiç ama hiç hazzedilmeyen desteği verdiğimi bir kez daha su üzerine yazmış olayım. 
Bu ülkedeki (şu an için sinik de olsa) FETÖ gerçeği beni ifrit ediyor!
Bu ülkedeki sinik FETÖ gerçeği ile çıkar odaklı kurduğunuz yılık yılık ilişkiler beni ifrit ediyor!
Bu kentin başına bela olmaya tüm hatlarıyla devam etmek isteyen RANT terörü ve bu gerçeğe hizmet edenler beni ifrit ediyor. 
Hasılı...
Topunuza ifrit oluyorum.
Diye, döne döne aynı şeyleri anlatmaya devam ediyorum.
***
Tabii bir de, AK Parti il eski Başkanlarından Sedat Yalçın mevzuu var.
Sedat Yalçın, şanı büyük Sözcü Gazetesi'ne verdiği demeçle AK Parti saflarından neden ayrıldığını ifade etmiş.
Sedat Yalçın'a yüzde yüz katıldığım eleştirileri var. Kısa zaman öncesi benzer durumlara verdiği tepki ile bugün geldiği nokta arasındaki bariz paradoksa ilişkin eleştirilerim var.
Bunların tamamı detaylarıyla bir sonraki yazıya kalsın.
...Da, o kibar, o naif adamı niye bana düşman ettiniz? 
Ki o da, "İstifanız hayırlı olsun" demek için arar aramaz başladı İYİ Parti İl Başkanı Selçuk Türkoğlu ayarında bana sataşmaya. (Hep aynı farazi suçlama, aynı cümleler, aynı çivili dil... Nereden geldiği nasıl da bariz...)
Aşk olsun Sedat Yalçın Bey...
Aman diyim müsterih olun. Yazının başlığında da belirttiğim gibi, biz yalnızca ve yalnızca bi destek atıp çıkıcaz.
Ha o desteği de niye atıyoruz? Sorusunun yanıtına gelince...
Şöyle ki: 
Bakınız, bu ülkedeki istisnasız tüm darbeler bizim cenaha bela oldu. Hepsinde ABD parmağı vardı. Hepsinde de bizim mahallenin üzerinde tepinildi! Bizim hayatlarımız, umutlarımız yalan oldu!
O bakımdan, teee çocukluğumdan bu yana asabiyim ben.
Bir yerde darbe yapmaya kalkışan varsa, ben darbeciden yana olmamıyorum. 
Bu, kendi içinde tutarlılığı olan bir hal. Yoksa, stratejik bir tavırdan, yüsek bilinç düzeyinden falan kaynaklanmıyor. 
Çocukluktan kalan bir travma! (Sizin cenah dolce vita yaşadı o günleri, anlamazsınız) Yaşanmışlıklar, yaşanamamışlıklar... Ve daha bir sürü şey.
Darbe varsa, milim şaşmayan refleksim net. Mağdurdan yana. Vatandan, milletten yana. En çok da, her seferinde hayatı kayan bizim mahalleden yana. 
Bir de, düşünün ki, FETÖ Darbesi! 
Vay vay vay vay... E şimdi siz çoğunuz, geçmişten aşinasınız diye, belki bizim kadar paranoyak olmadınız. Birlikte yol yürümüşlükleriniz var. Karşılıklı sevilmişliğiniz var.
Ya biz?.. Eyvah eyvah! 
Kayıran Allah bizi kayırsın diye, kayırmazsa da elimizden bir şey gelsin diye, bildiğin korku şeysine destek veriyoruz en çok da. 
Çok tanıdık, çok tutarlı bir korku... 
Sizin mahallenin, MHP'nin, İYİ Parti'nin felan kati surette kavrayamayacağı türden patolojik bir korku.
Bir de, tabii bu kadar akut bir korkuyla yaşayınca, daima işkilleniyoruz.
İşkilli işkilli geziyoruz.
"Yok yav, bu FETÖ bitmiyor!" 
Diye işkilleniyoruz.  
"AK Parti içinde bu yapıya hala destek olanlar vardır kesin!" 
Diye işkilleniyoruz. 
"Şunlar şunlar hala birbirlerini kolluyor. Diğerlerini ya yalnız bırakıyor, ya da altını oyuyor! Ne ayak?" 
Diye işkilleniyoruz.  
Allah sizi inandırsın. Bizdeki ruh hali 6 senedir böyleyken böyle.
***
Ha bir de, dediğim gibi rant var yerelde karşı durduğum. (Ne dedik? Genelde FETÖ, yerelde RANT...)
Orada da yine sağlıksız bir ruh hali söz konusu.
Ranta karşı olan emsalsiz nefretimle destek veriyorum, yine ranta karşı olanlara. 
Bakın o da şöyle:
Yaşadığımız kentin ve en çok da benim yaşadığım Nilüfer'in, af buyurun içine edildi ya!
Ben de, ömrümüzün üzerine beton döken  müteahhit tayfanın işkembesi bir türlü dolmayan o korkunç para hırsından ölesiye nefret ediyorum ya...
Ondandır ranta karşı duranlara destek verişim. 
Ranta karşı durdukları sürecedir. Şartlıdır. Sürelidir. Gidicidir...
Yoksa...
Benzer milvaldeki bir çoklarının AK Parti'den ayrılıp, yepyeni ufuklara yelken açtığı şu süreçte...
"Burada deniz bitti" diyenler fıyarken...
Pandemi başta olmak üzere, bir çok sebep-sonuç ilişkisi ve elbette ki bariz hatalar sonucunda AK Parti epey bi yıpranmışken...
Mazideki (Hani şu vakti zamanında hepinizin gani gani istifade ettigi) haşmetli günler mumla aranıyorken...
Ben, sizin oradan bakıldığında bu kadar mı çok salağa benziyorum? 
E aşk olsun!
Daha da mühimi... 
Kendinizden pay biçin... Sizler gidiyorken, biz mi geleceğiz? Ya da anca şimdi mi geleceğiz?
"Beraber yürüdüğünüz-büyüdüğünüz-görüp geçirdiğiniz" o ballı günlerinizdeki karşı durduğumuz bir dünya görüşüne, bir yapıya...
İddianızdan hareketle diyorum ki, bu kadar geç mi intikal ediyoruz?
Her şey bir yana...
Rantı, parayı takip etmek o kadar kolayken...
Hiç bir şey yapamazsak, takip edenleri takip ederdik. 
Bari (iyi kötü yine de bugüne kadar idare eden) zekama bu denli ağır hakaret etmeseydiniz be  kuzum... 
Fena gücendim...


Yazarın notu 1: 
Sedat Yalçın, her ne kadar bir başka partide siyaset yapmayı düşünmediğini ifade etse de, bir süre sonra tabandan ve tavandan gelen kuvvetli baskı ve ricaları kıramayarak, faraza İYİ Parti'ye geçmesi bana göre kuvvetle muhtemeldir. 
Yazarın notu 2:
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun daha şimdiden, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey'dir. Millet İttifakı paydaşı İYİ Parti de dahil herkes tıpış tıpış gidip Bozbey'e oy verecektir" Diye aday kitlemesi, Meral Abla başta olmak üzere İYİ Parti'nin haklı olarak hiç hoşuna gitmiyor. Bu siyasi öngörüsüzlük ve nezaketsizlik epey bi sorun çıkaracak gibi duruyor.
Yazarın notu 3: 
İddia o ki, AK Parti içindeki bir kesim, bir sonraki yerel seçimde Büyükşehir Belediye Başkan adaylarının BTSO Başkanı İbrahim Burkay olmasını pek arzu etmekteymiş. Sayın Burkay, burnundan kıl aldırmadığı ve biz fakir fanilerle temas kurmadığı için bu yöndeki bir iddiayı kendisine sormak gibi bir densizlik yapmadım elbet. 
Sevgili Osman Tüysüz... Bari sen dolaylı ses ver? Merak etme. Elçiye zeval olmaz.