Kılıçdaroğlu'nun, Dersim Katliamı'nı dahil etmediği "Helalleşme Stratejisi" Sonuç Verir mi?

Özlem Yağmur 23 Kasım 2021 Salı, 09:28

Benim bir Hanife Ablam var, hayatımıza çok büyük katkısı olan...
Beni, bizi, evimizi toplayan, destek olan... İnanılmaz zeki bir kadın. Hicvi bol... Nüktesi sağlam. 
Baştan aşağı paradokstur çoğu zaman cümleleri. Altında kal, bir daha da kalkama cinsinden!
Lafını esirgemez! Durdurur, düşündürür, icabında yerli yerinde mahcup eder. Uyardığı ya da eleştirdiği yer hakikatin dibidir! Gözlem yeteneğine dehşet bir saygı duyarak kalakalırsın.
İlaveten...
Gerçek bir dindandır Hanife Abla...

Haramla en ufak işi olmayan, hakkı olmayana asla tenezzül etmeyen, dar gelirli, zor gelirli gerçek dindarlandandır. 
Ve sarsılmaz bir şekilde de AK Parti seçmenidir tüm ailesiyle birlikte. O beni bilir, asla ses etmez. Ben O'nu bilirim, asla saygısızlık etmem. 
Geçtiğimiz gün Hanife Abla ile hayat pahalılığı üzerine (Ben elbette haddimi bilerek) dertleşiyoruz. Hanife Abla takır takır anlatıyor. Marketi anlatıyor. Aldığını anlatıyor, alamadığını anlatıyor. Zehir gibi zeka ve hafızasıyla, neye, ne kadar kısa zamanda, ne oranda zam geldiğini söylüyor.
Yerden göğe kadar haklı olarak nasıl da darlandığından, yetmediğinden, yetişmediğinden bahsediyor.
"Tam da zamanı" diyerek sordum:
"E Abla ne yapacaksınız seçimde? Bu kez hangi partiye oy vereceksiniz?.."
"......."
"Yani 20 yıldır sizinkiler iktidarda ya?.."
"......."
Çekinirim de işin aslı Hanife Abla'dan. Tepesi attığında lafını esirgemeyen dik bir kadın olduğundan, sözümü tartarım çoğu zaman.
Bu kez, olası tüm tepkisini göze alıp bodoslama sordum.
"Abla... Bu hayat pahallılığı AK Parti İktidarı döneminde yaşanıyor. Bak, anlatıp duruyorsun yetmiyor, etmiyor diye... Yine de AK Parti'ye mi oy vereceksiniz?.. Yetmedi mi?.."
Eşinin, pandemiden, yani işsiz kalmadan önce apartman görevlisi olarak çalıştığı siteyi anlatarak söze girdi. 
"Özlem Hanım... Benim adamın çalıştığı o siteye cami çok yakındı. 'Ezan sesi rahatsız ediyor' diye, sitede oturanların çoğu imza toplamıştı! Biz dindar insanlarız. Korkarız Allah'tan."
.........
Kimi mankafalarca yanlış yorumlanır da tepem atar diye, diyaloğun devamını yazmayı pas geçiyorum.
Özetle şunu diyor Hanife Abla: 
Evet... Hayat Pahalı. Ve bu pahalılık esas bizi vuruyor!
Ancak, mukaddesatçı yapımız bize başka partiye oy verdirmez!
Korkuyor çünkü.
Ahireti yakmaktan korkuyor. 
Bu dünyada zaten zorun dibini görmüş! Her gün bir kez daha, birez daha görürken...
Ahireti yakmaktan korkuyor.
Zira, faraza CHP'ye oy vermeyi (bir nevi) ahireti yakmak olarak görüyor.
Her ne yaşarşa yaşasın, yaşarken ne kadar zorlanırsa zorlansın, öteki tarafı riske edemiyor!
Ki, en büyük tutamağıdır yoksul kesimin öte taraf...
"Evet... Burası olmadı. İstediğimiz, hayal ettiğimiz, hak ettiğimiz gibi olmadı. Zorlandık, darlandık, çok ama çok yıprandık! Madem-bari öteki taraf yalan olmasın."
Orası da yanarsa zira......
***
Hanife Abla ile bu konuşmayı yaptıktan bir süre sonra, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, bir seçim stratejisi olarak "Helalleşme" sürecini başlattı.
Derken...
Son dönemde, imamlar, vaizler ve müezzinlerle görüştükleri basına yansıdı.
Ve hatta, "Helalleşme" stratejisinin bu verimli geçtiği belirtilen görüşmelerin neticesinde ortaya çıktığı belirtildi.
Hem akıllıca, hem de lüzumlu bir açılım...
Hatta, farz olmuş.
...da, işe yarar mı? 
Seçmen nezdinde sonuca ulaşır mı?
28 Şubat Süreci diyor Kemal Kılıçdaroğlu...
Başörtülü kızlar diyor...
Helalleşme, barışma, karşılıklı olarak birbirini anlama diyor...
Yaraları sarmalıyız diyor. 
Bugüne kadar CHP ile mesafeli olmuş bir kesimden bahsediyor. O kesime yaklaşma çabası ortaya koyuyor. 
Ki, önemli...
Ki, son derece akıllıca...
Ki, şart!
Mevzu, sonuç alıp alamayacağı...
Şu aşamada, yorum yapmayıp, samimi bir merakla gözleme taraftarıyım.
***
Ve fakat...
Kemal Kılıçdaroğlu'nun, yaraları sarma temalı "Helalleşme Stratejisi"ne başka açıdan eleştirim baki...
6-7 Eylül olayları diyor. Çok şükür. Ne mutlu...
Roboski diyor. Çok şükür...
Diyarbakır Cezaevi diyor. Çok şükür...
Sivas, Maraş Katliamları diyor. Çok şükür...
Eeeee?
Dersim Katliamı nerede?
Neden yok?
Niye yok?
Dersim Katliamı olmadan, samimi helalleşme olur mu?..
Dersim Katliamı'nı anmayan bir lider, devletin açtığı yaralarla samimi bir helalleşmeden bahsedebilir mi?
Kimiyle helalleşmeyi umup, kimini (nasıl olsa çantada keklik görüp) pas geçen bir toplumsal helalleşme süreci ciddiye alınır mı?
28 Şubat mağdurlarıyla helalleşeceksin. Başörtülü öğrencilerle empati kuracaksın!
Gel gelelim, Dersim Katliamı'nı listeye dahil etmediğin gibi, bu süreçte dahi ağzına almayacaksın!
İşe yarar mı?
Muhtemel.
Oya dönüşür mü?
Muhtemel.
Pekii samimi mi?
Asla!
***
Devletin açtığı yaralarsa bahse konu olan...
Ve samimiyetse aslolan...
Üzgünüm. 
Böyle olmaz!

Yazarın notu:
1) EYT Rantçısı olarak betimlediğim CHP'li Özgür Erdursun...
Yıldıznameye bakar gibi, insanların umutları ve geleceği ile ilgili vaziyete ücret-para karşılığı ile gani gani bakadursun, beni sosyal medyada EYT mağdurlarının hedefi haline getirmeye kalkışıyor!
Kıymetli Özgür Erdursun... Bence yapma. 
Takipçin, fanın çok. Elbette can yakarsın! Ve fakat, sonuçta senden ne CHP'li belediye başkanı olur, ne de milletvekili! (Bak bu kesin bilgi)


2) Eker Park'taki yeşil alana, park alanına yasal olmayan yollarla-KAÇAK dikilen kafe-restoran bitmek üzere... 
Allaisen gerçeği bi deyiverin Nilüfer Belediyesi...
O KAÇAK yapının-kafenin gerçek işletmecisi gerçekten Nilüfer Belediyesi mi?
Orada yenilen tostun parası gerçekten Nilüfer Belediyesi'nin kasasına mı gerecek?
Yoksa?..
Nedense asla inanmıyorum!
İçimden bir ses diyor ki, o KAÇAK KAFE bir rantiyeye gitti gidiyor!

3) Bursa'daki bir kısım köşe yazarları...
Elbette taklit etme de, bir öğrenme yöntemi.
Öğrenecekseniz, edin.
...de, 
Hem beni gömerken, hem de benimle özdeşleşmiş, o denli bariz kalıpları aynen alıp kullanıyorsunuz ki...
Bu kez, ben bana benzemeyen yazı yazıcam diye kalıp bulmak zorunda kalıp zorlanıyorum!
Zaten eli kalem tutan, yazabilen az! 
Özgün olun.
Olamıyorsunuz madem, bu denli bariz çalmayın!
Ben yıllarca Türkçe'yi katlettim! Alenen... Kimseye benzememek için.
Şimdilerde toplu katliam yaşanıyor!