"Kemal Kılıçdaroğlu Chp Bursa örgütü'ne bombayı atıp gitti!"

Özlem Yağmur 29 Mart 2021 Pazartesi, 18:47

Başlığa çıkardığım bu ifade bana değil, Kılıçdaroğlu'nun ardından görüştüğüm partililere ait.

Bu arada, elbette görüştüğüm partililer aynı metin üzerinde ezber yapmış gibi vaziyeti aynı cümlelerle ifade etmedi. Ana tema hemen hepsinde aynıydı. En net, en rasyonel olanı buydu. Ben de alıp başlığa koydum.

***

Mevzuya girecek olursak...

Malum, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu geçtiğimiz gün Bursa'ya geldi. Partili belediyelerinin hizmetlerinin açılışlarına katıldı. Temaslardı falan derken, o gün hangi ilçeye gitse döne döne ve ısrarla tek bir şey söyledi:

" 2019 Yerel Seçimi'nin Bursa sonucu içimizde yaradır. Bu kez rövanşı yapmamız farz olmuştur. Mustafa Bozbey bizim, (Bu durumda tüm Millet İttifakı'nın) 3 yıl sonraki yerel seçimde Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayımızdır. Başkaca bir imkan ve ihtimal yoktur. Konu da burada kapanmıştır. Nokta!"

Amanın...

Kendimi bildim bileli siyaset takip eder, siyaset yazarım. Böyle böyle bir süreç ne gördüm, ne de duydum.

Tam üç yıl öncesinden rezerve edilmiş bir adaylık koltuğu!

Hem de, ittifaklar siyaseti döneminde.

Eşi benzeri olmayan bir durum

***

Ertesi gün görüştüğüm tüm partililer ise işte bu tuhaf durumun kritiğini yapmaktaydı.

Ve hemen hepsi, asla dışa vuramayacakları, katiyen belli edemeyecekleri bir isyan duygusu içerisinde bozguna uğramış gibiydi. (Diye, isimlerini vermem zaten kabil değil.)

Çok şey konuşuldu. Çok şey anlattıldı. Ama özetle şunları dediler:

* Genel Başkan, tüm Bursa Örgütü'ne son derece antidemokratik bir emrivaki yaptı!

* Genel Başkan, koskoca Bursa'da bir tek Mustafa Bozbey vardır. Başka da kimse yoktur. Dedi ve gitti.

* Genel Başkan bu emrivakiyi, sadece partisinin örgütüne değil, en başta İYİ Parti olmak üzere Millet İttifakı'nın tüm paydaşlarına yaptı.

* Genel Başkan, Bozbey'i Bursa Örgütü'nün kralı ilan etti. Bize de, tacına takılacak pırlantaları bulup, yetiştirmek kaldı

* Genel Başkan, tam 3 yıl boyunca Bozbey'i partinin tepesine dikti. Bunu örgütün kabullenmesi mümkün değil.

Ve benzeri bir çok isyan temalı yorum.

Bu noktadan bakıldığında örgüt yerden göğe kadar haklı.

Kılıçdaroğlu Bursa'da, tüm siyasi teammüllerin ötesinde bir emrivakiye imza attı.

Bunu yaparken de Bozbey'i, örgütteki herkesden farklı ve imtiyazlı bir yere koyduğunu gün boyunca yalnız söylemleriyle değil, davranışlarıyla da ilan etti.

Şahsen takip etmediğim bir gezi olduğundan, anlatanların yalancısıyım bu noktada. Bozbey gezi süresince oradan oraya hep Kemal Kılıçdaroğlu'nun makam aracında gidip geldi.

Açılışların hemen hepsinde protokoldeki baş köşeye oturdu.

Özel ev ziyaretlerinde dahi, Bozbey'in baş köşedeki yeri değişmedi. (Hatta iddia o ki, koskoca parti yöneticileri falan, daha önceden oturmuş bulundukları koltuklardan kalkarak, "Aman efendim, siz dururken benim oturmam ne mümkün. Lütfen buyursunlar..." Diyerek Kılıçdaroğlu'nun gözdesi Bozbey'e yerlerini falan vermişler. Ki, "yok artık" dedim, Burada da diyorum.)

O gün Bursa'da bir nevi şehzade ilan edilmiş Bozbey!

Ha, "ben ölünce yerime oğlum falanca geçecek!"

Ha, "Teee üç yıl sonraki Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız Mustafa Bozbey'dir. Başka hiç kimse o pozisyona yeltenmesin. Üç yıl boyunca herkes haddini bilsin!"

Üstelik, bu öyle muazzam bir emrivaki ki, genel başkan yardımcılarının haberi yok, milletvekilllerinin haberi yok, partili üç belediye başkanının haberi yok.

Zaten ziyaret sırasında çekilen ve sosyal medyaya yansıyan karelerden de durum belli.

Kılıçdaroğlu ve Mustafa Bozbey mutlu.

Geri kalan tüm protokol şokta, şaşkın, mutsuz.

Böyle olunca da, Kemal Kılıçdaroğlu'nun ardından örgüt içinde egolar çarpışmaya başladı.

Daha da önemlisi, Bozbey'le arası kötü ve hatta çok ama çok kötü olanlar da siyaseten tutuştu!

Eleştiren var.

Kafa tutan var.

"O varsa, ben yokum diye" geçmişte posta koyan var.

Seviyormuş gibi görünüp, gerçekte günahı kadar sevmeyen var. Bu sevgisiz yapı içerisinde daha şimdiden kazan kaldıran var.

"Ne halt ettik lan biz!" Deyip, Bozbey'in yamacına doğru kıyın kıyın yanaşmaya çalışan var.

"Bundan sonra, milletvekili aday listesinden tutun, belediye meclis üyelerinden çıkın... Her bi şeyi Bozbey belirleyecek. ..... ...... böyle işin!"

Diyerek, Muharrem İnce saflarına kaş göz eden var.

"Bozbey, falanca ve filanca ilçe başkanlarını hiç sevmez. Gör bak, ilk işi onları görevden aldırmak olacaktır. Sen ondan sonra seyret Bursa'yı" diyen var.

Hasılı, CHP Bursa Örgütü'nde kaotik bir süreç var.

Burası genel hatlarıyla örgüte hakim olan ruh hali.

E bu işin bir de rantiye tayfası var.

Kentseli var, dönüşümü var.

CHP'liler, "üç yıl boyunca çekilmez bu çile" diye kederlere gark olurken, sevincinden ada, pafta, parseline zil takıp oynayan müteahhitler var.

Tıpkı eski günlerdeki gibi, planları masaların üzerine serip, " Yağma yok. Şurdan şuraya kadarını ben dönüştürücem" diye yarım kalmış hevesleri perçinlenen var.

Özetle...

Kemal Kılıçdaroğlu'nun ziyareti sonrasında Bursa'da durum şudur.

Mustafa Bozbey mutlu. Yandaşları mutlu. Kentsel dönüşümcü müteahhitler ise umutlu.

Geriye kalanlar ise böylesi bir emrivaki karşısında son derece üzgün, gergin ve sinirli.

Ha bakmayın siz, bu duygunun sahaya, sahadaki görsele yansımayacağına.

O da işin, siyasete hakim olan samimiyetsizlik.

Yazarın Notu:

Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet, Bursa gezisi sırasında öğlen yemeğini Crown Plaza'da yedi. 

Oldukça kalabalık bir hazirun vardı. 

Kılıçdaroğlu ise yemekte fevkalade hoş bir ironi yaparak, "CHP Bursa Örgütü'nü böyle birlik beraberlik içerisinde, son derece büyük bir uyumla çalıştığını görmek ne mutlu... Umarım bu harikulade haliniz diğer tüm il örgütlerine örnek olur" demiş.

CHP Lideri'nin bu şık kinayesi üzerine kendisini tutamayıp gülme krizine girenler dahi olmuş.