SON DAKİKA
Hava Durumu

Eyyyy beyaz Türkler... Aleviler uzaylı mı?

Yazının Giriş Tarihi: 14.06.2022 10:21
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.06.2022 10:21

Her şeyden önce, bir miktar havamızı atalım. 
Zira, daha kimsecikler ne tek kelimeyle kalem oynatmamışken, ne de ekranlara çıkıp bu konu üzerine ahkam kesememişken, cümlesi konu dahilinde uçak modundayken...
Cumhurbaşkanlığı adaylığı için kolları sıvayan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alevi kimliğinin (bu ülkenin seçmen yapısı hasebiyle) sandıkta (ne yazık ki) dezavantaj olduğunu- olacağını yazanlardanım, teeee aylar önce üstelik. 
Yine bir dünya sazan atladıydı çivili dilleriyle. "Mezhepçilik mi yapıyorsun? Ayıp değil mi-utanmıyor musun nasıl böyle yazıyorsun?.." Diye sabahlara kadar, car car car...
Nitekim, dediğimiz oldu. Seçmenden, sandıktan önce, ennnn beyaz Türkler günlerdir ekranlarda "kimlik siyaseti" üzerine konuşuyor, tartışıyor. 6'lı masa, yandan yöreden sufle veriyor, kadrolular da çıkıp kendi meşrebince, akım derken başka bir şey diyor.
Olan, (ki mezhepçilik faşizmdir! Faşizm de patolojik bir vaziyet... Gidin tedavi olun kardeşim.) bana göre olan İYİ Partili İbrahim Halil Oral'a oldu, herkes ileri geri zevzek zevzek konuşurken!
Unutmadan...
İYİ Partili İbrahim Halil Oral, CHP Lideri Kılıçdaroğlu için ne dediydi?
"Alevi kimliği Sünniler için endişe" dediydi.
Ve bunu da, tamamen kendi kendine,  kendiliğinden dediydi! (Liderin ilah yerine konulduğu Türk siyasal parti sisteminde. Yersen...)
Sonra ne oldu?
Ennnn başta ulusalcı beyaz CHP'liler ve 6'lı masa bileşenleri olmak üzere cümlesinin, hemen hemen artık her yerde, takır takır dile getirdiği, tartıştığı bu bakış açısını (güya  kendiliğinden) boş bulunup bir programda söylediği için adamcağız disipline sevk edildi. Meral Akşener yaldır yaldır özür diledi. Falan... (Ve fakat, aynı Meral Akşener, KÜFÜRBAZ Lütfü Türkkan'ı disipline sevk etmedi. Neden? Çünkü Lütfü bembeyaz bir zengindi.)
Halil İbrahim Bey'ciğimin ifadesi faşizandı. Lütfü Türkkan da zaten küfürbazdı! (Disipline sevk edilmek Lütfü'ye çok ama çok güzel yakışırdı.)

Malum bakış açısından hareketledir ifadem...
Derken...
Canım yaaa...

Hüsnüniyet elçisi Temel Karamollaoğlu vaziyeti toparladı, her şey dahil bir iyi niyet mektubu yazdı. (Madımak'ta yakılan aydınlar taaa oralardan tekrar ilendi.)
Sonra olan medyaya oldu. Günlerdir tüm tartışma programlarında herkes çıkıp "kimlik Siyaseti"ni konuşuyor. (Ama en çok da beyaz, bembeyaz Türkler...)
Elbette, (ekran önündeyken başka ne olacak?) herkes üzgün, herkes kınıyor.
Herkes, "Bu çağda bu kafa, bu söylem?" Türünden hayretler ediyor.
Herkes ilerici, herkes demokrat, herkes özgürlükçülüğün tillahı (Kimse, CHP kulisleri nicedir kara kara bu mevzuyu düşünüp, konuşuyor demiyor.)
Ve herkes, hem de bu çağdda, Cumhurbaşkanlığı adaylığına namzet olan Kemal Kılıçdaroğlu'na, O'nun mezhebi üzerinden faşizanlık yapılmasını hemen hemen şu sözlerle izah etmeye çalışıyor:
"Bizler, birlikte yaşama kültürüne erişmiş, çağdaş, demokrat insanlarız..."

HADİ CANIM!
Yahu bu ne?
Birlikte yaşama kültürüne erişmek, bu kültürü sağlamak da ne? Bunu başarabilmiş olmak da ne?
Asıl bu salak söylemdir ayrıştırmacı olan!
Asıl bu salak yaklaşımdır, (zoru, hatta çok zoru başarabilmiş insanların haklı kıvancıyla şişinerek) söylev çekerek ayrıştıran.
Neyi başardın ki kuzum sen? Ne kadar farklıydı? Ne denli aykırıydı ki, bir arada yaşayabilmeyi kendi hanene başarı olarak yazdın?
Çok mu zorlandın? Çok mu darlandın da, şimdi başarabilmiş olmanın kıvancıyla takdir bekliyorsun? (Eyyy salak!)
Nice zorluklar sonucunda ulaşılabilmiş ulvi mertebeye bak sen:
"Bir arada yaşama kültürünü gerçekleştirmiş-başarmış insanlarız."

Vay vay vay vay!
O kadar ama o kadar aykırılar ki bunlar... Düşünün ki, biz aşırı demokrat beyaz-bembeyaz Türkler, onlarla (dahi) bir arada yaşama kültürünü geliştirdik!
Hadi lan ordan!

Bakın bu da, gizli faşizm! Yaptığının büyük bir yücelik olduğunu zanneden ve öyle empoze eden beyaz faşizm.
Ekranlarda (istese de istemese de) bilinç altı dile geliyor. Kulislerde bilincin üstü-altı Allah ne verdiyse yardırıyor!
Adlarını yazmaya niyetim elbette yok. Ancak o kadar çok CHP'li ve ulusalcı eş dost var ki, Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alevi olması nedeniyle aday olmaması gerektiğini söyleyen. 
Hadi bunlar yine bir nebze cesur yürek. 
Bir de, daha vahim boyuttakiler var, "Seçilebilirlik" kriteri üzerinden miyavlayan.
Nedir ki bu "Seçilebilirlik kriteri" kaygısı?
Kemal Kılıçdaroğlu hırsız mı, arsız mı, uğursuz mu, yetersiz ve yeteneksiz mi? 
Ya da, 6'lı masa?..
Hemen her birinin ya ta kendisi, ya da yetkili sözcüsü falanı, "seçilebilirlik" kriteri üzerinden kantara çıkırmadı mı Kemal Kılıçdaroğlu'nu?
Eeeee? Kast ettikleri neydi?
Ekrem İmamoğlu ya da Mansur Yavaş'ta (Niyeyse) boncuk bulanlar, "Seçilebilirlik" kriteri gibi güya kibarca ifadelerle, Kemal Kılıçdaroğlu'nun adaylığına niye taş koydular?
Hala niye taş koyuyorlar?
Nedir engel? Nedir çekince?

Ekrem İmamoğlu ya da Mansur Yavaş'ı, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun önünde gösteren anketlerdeki ayırt edici vaziyet nedir?
Bana göre, faşizan yaklaşım CHP'nin içinde var. 6'lı sağ masanın elbette alayında var.
Ötesi, bilinç altının satır aralarına yazdıkları.
Bu arada olan, en ham, en rafine haliyle İYİ Parti'de, 6'lı masada ve hatta CHP kulislerinde konuşulan çekinceyi, KÜT diye ayarsızca dile getiren, İYİ Parti Milletvekili İbrahim Halil Oral'a oldu. 
Oral'ın ifadelerini nefretle kınıyor, nefretle kınanacak ifadeleri korku ..kuna dile getiremeyen onca satır arası gizli faşist ve hatta "küfürbaz Lütfü Türkkan" a dahi kıyak yapan İYİ Parti Yönetimi adına, Oral'a destek veriyorum.
Bari adam net, bari adam dürüst. Bari içindeki dışında!

***
Dedikten sonra gelelim Bursa'daki bağzı denyolara...
Palu-Erzurum melezi olup, malatya doğumlu olan annem, ne aleni ne de gizli Alevi değil. (Bu bileşimden, 9 Işık fanı  ülkücü çıkmaması şükür sebebi. O da, gitmiş teee o zamanlarda Ankara'da üniversite okumuş, falan. Olsaydı, olsaydık bangır bangır söyler, atarını yapardık.)
Babam, Girit kökenli Selanik göçmeni... Bildiğim tüm kaynaklar da dahil, adam Sünni.  (O yüzdendir Kalbim Ege'de kalır. O yüzdendir beni kara tutar. O yüzdendir denize, Ege Denizi'ne olan obsesif aşkım.)
Bana ne annem babam, ne kimse, ne devlet sormadı. (Bu konuda bir fikrim olup olmadığı dahi sorulmadı) dolayısıyla ben de (öyle oluyormuş diye) Sünniyim. (Bu bir payeyse şayet, bana ne diye verildiğini de anlamış değilim. Çünkü hak etmek için pek bir şey yapmadım.)
Oruç tutmuyorum. (Keşke, sigara serbest olabilseydi...) Namaz  kılmıyorum. 
Makbul bir Sünni gibi yaşamıyorum. (Mottom, başka bir hayata bile isteye kötülük yapmamak. Başka bir hayatı bile isteye kirletmemek. Bir de haramdan korkarım deli gibi. Öyle böyle değil. Ödüm kopar!)
Ama bir Alevi ile evli olduğum için bu toplumda Alevilik nedir,  bakış açısı nasıldır bilirim.
Bildirdiler!
Öğrettiler!

Hala da, "Birlikte yaşama kültürüne erişebilmiş güya solcu insanlar" her akşam tartışma programlarında tekrar tekrar öğretiyor!
Elazığ Palu ve Erzurum gibi namlı bir yarı kökenden geliyorum. (Girit-Selanik faslı zaten malumdur...)
Alevi bir adamla evliyim. 
Birlikte yaşama kültürüne hala erişemedik.
Milyonlarca sebepten ötürü ayrı düştük, milyonlarca sebepten ötürü kavga ettik!
Milyonlarca sebeple (annelerin ilgi alanına girer bu kapsamdakiler) ben adamı öldürmeyi düşündüm. 
Pandemi'de bana haftada bir kere çok ama çok fena geldiler. Tırlattım! (Açık olduğu saatte markete sigara falan almaya gitti. Dönüşte başından aşağı çamaşır suyu dökmeme izin vermedi. O akşam bir kez daha ben bunu boşarım dedim.)
Ben bu adamla, milyonlarca sebeple ağır kavga ettim.
Tek bir kere bile, "birlikte yaşama kültürü" diye bir şeyin derdinde olamadım.
Benim Sünni yanım mı yetmedi, O'nun Alevi yanı mı eksikti?
Bilemedim...

Hasılı...
Tartışma programlarında, "Alevilerle birlikte yaşama kültürünü geliştirebilen" beyaz faşistler...
Ben bu adamla 25 yıldır ihtilaflıyım!
Ömrümü yedi. Ömrünü (elbette) yedim! (Rövanşistim.)
Bizim bir tek kez bile mezhep sebebiyle kavgamız olmadı.
Milyonlarca kez karşı karşıya geldik. Ama hiçbirinde, ne onun ayrık otu mezhebi, ne de benim kutsanmış ve  kabul gören mezhebim aklıma gelmedi.
Siz o bir arada yaşama kültürünü, hangi zor ve meşakkatli zamanlara atıfla başardınız?

Yazarın notu:
1) Yazarınız şu yazıyı yazarken, "Klima sana çok da vurmasın?" diye klimayı kısmaya kalktı. (Fatura çok da şey etmesin diye...)
"Elleşme! "Ben böyle iyiyim" dedim. Bitti.
Adam Alevi, benimkiler onlara hiç sormadan Sünni. Kimse bana sormadan ben Sünni. 
Az sonra, ben sıcaktan çatlarken, 'ne demekmiş klimayı kısmaya çalışmak" diye sorarken mesele ne?
2) Bu mezhep meselesi, elbette AK Parti'nin heybesindeki kıymetli yerinde!
Ama solcular, demokratlar, özgürlükçüler salak salak ifadelerle konuşuyor! (Ekserisi, Ekrem İmamoğlu yararına...) 

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.