CHP ve Memleket Partisi'nden sarsıcı, tuhaf iddialar... Ve müzmin pişkinlikler!

Özlem Yağmur 30 Ağustos 2021 Pazartesi, 11:25

Öncelik, daha rüştünü imzalamadan son derece dangalakça bir yarış ortamına girerek, birbirleriyle epey bi papaz olan Memleket Partisi'nde.
O ne hal be kardeşim?
O örgüt içindeki birbirine düşman insanların hali ne?
O nasıl korkunç, o nasıl çirkin, küfür kıyamet yazışmalar...
O nasıl pespaye bir dil!?

Bana gönderilen ekran görüntülerinde yer alan (Feys'in orta yerinde...) o çok aleni, o çok çirkin küfür-kıyamet yazılar-yorumlar gerçek ise... Yani birileri uğraşıp, didinip montaj falan yapmadıysa... 
Fevkalade büyük bir iftiraya kurban gitmiyorsanız...
Peşin peşin bilin ki, Bursa'da sizin partiden siyaseten bir halt olmaz! Birbirinize böyle ulu orta söver durursunuz.
Yahu alt tarafı, şu an için muadilleri gibi "Pazarlık Partisi" konumunda olan bir partinin ilk kongresi için bu kadar ucuzlaşılıyorsa...
Oy oranınız, herkesin malumuysa...
Yarın bir gün bir ittifaka kıyısından ilişmeniz halinde dahi, içinizden hiç birinize vekillik yolu görünmüyorsa... (Hoş, görünse kaç yazar?)
Daha kurulalı bir kaç ay olan bir partide, çift liste ile gidilen il kongresi öncesinde birbirinize en çirkin halinizle düşebiliyorsanız...
(Aklı başında ve edep sahibi tüm parti üyelerini ve seçmenini elbette tehzih ederekten) tekrar ve ısrarla söylüyorum, bu yapıdaki bir zihniyetten siyaseten bir halt olmaz. 
Ve şayet, kongrede muhalefetin Adayı Cavit Kaya'ya karşı seçimi kazanarak yeniden il başkanlığı koltuğuna oturan Güner Aklan, "Temel ahlak kuralları" temalı kriter uyarınca detoks yapmazsa partide, daha baştan fevkalade bitik bir konumdasınız. 
Benim bakış açım da, yorumum da budur.
***
Gelelim, kongreden seçilmiş İl Başkanı sıfatıyla çıkarak, üç günlük partideki muhalif yapıya karşı elini güçlendiren Güner Aklan'la ilgili enteresan ve sarsıcı iddialara...
Malum, bir önceki yazımda, kongrenin yapıldığı Nilüfer'deki İbrahim Yazıcı Spor Tesisi'nin Memleket Partisi'ne ücret alınmadan sunulduğu yönündeki iddiayı dile getirmiştim.
Amiyane tabirle, sallayan olmadı!

Sallayan olmadıdan kastım, ne gücenen oldu, ne bozulan oldu, ne, "Ne münasebet kardeşim! Biz beleşçi miyiz?" Diye gönül koyan oldu. Ne de, "Biz kamu malını bir siyasi partiye ücretsiz ikram etmeyiz! Mümkün mü? Daha neler!" Diyen oldu.
Şahsi yorumum şudur:
Ya, yazıda dile getirdiğim iddia gerçektir. 
Ya da, fevkalade büyük bir pişkinlik mevzu bahistir.
İkisi de birbirinden çirkin ihtimaller.
Bu iddia ile bağlantılı olarak gelişen iddialar çok daha vahim.
Bakın o da şöyle ki:
CHP'li Nilüfer Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem, Memleket Partisi İl Başkanı Güner Aklan'ı bi ayrı seviyor, bi ayrı destekliyormuş!
O kadar seviyormuş ki, maddi-manevi her türden yanındaymış Güner Aklan'ın.
"İste, kongrene kamu malu tesisini usulsüzce beleş vereyim. İste, maddi yardım yapayım" kıvamındaymış.

E malum, geçmişte Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in kamu malına ne gözle baktığı ispatlı!

***
Bunu demişken, iki parça da gıybet eklensin yazıya. 
Şimdi bu halkçı ve devletçi partinin Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in (Sonradan yıkılan) Kaçak Şatosu'nu Bursa'nın gündemine ilk ben getirdim. 
Havadan, karadan ve hatta uzaydan görüntülerle ben ortaya çıkardım! 
Önce yalanlandım, iftiracı ilan edildim! Sonra hiç utanmadan, yapış yapış bir paylaşımla Allah'a havale edildim. (Kul hakkı yemişim gibi... Oysa yiyen, kul hakkını da, kamunun hakkını da bir güzel yemişti yine hiç sıkılmadan...)
Derken, Şehir Gazetesi de Kaçak Şato'nun tapusunun Turgay Erdem'in kayınçosu (Dar gelirli) Mümin Terzioğlu'nun üzerine kayıtlı olduğunu ortaya çıkardı. (Ki, ne rezillik! Yahu insanda utanma olur...)
Sonra da benim, amansız karakol günlerim başladı.
Bu kayınço Mümin Terzioğlu'nun cabbar avukatları beni Nilüfer'deki her karokola ayrı şikayet etti.
Evime yakın olana ayrı...
İş yerime (Lodos'a) yakın olanlara ayrı.
Epey bi süre ben, yalnızca ve yalnazca gerçekleri yazdığım için karakol karakol dolaşıp ifade verdim.
Yok, "Feys'inde şunu demişsin. Bu müvekkilimizin kişilik haklarına saldırı!" 
Yok, "sonra da bunu demişsin. E bu da müvekkilimizin kişilik haklarına saldırı!"
Gittiğim bilmem kaçıncı karakolda bir de ne öğreneyim?!?
Hakkımdaki şikayetlerden birinde, şahsi konuta, (SİT alanı ve SU HAVZASINA) kaçak olarak yapılan Şato'ya kaçak girmiş ve fotoğrafları çekip, servis etmekle, konut dokunulmazlığı, özel hayatın bir şeysini ihlal etmişim.
Elinin körü!
Hatta yuh!
Bu ne izansızlık?
Yahu ben o Kaçak Şato'yu ortaya çıkardıktan sonra tüm basına bilgi ve fotoğraf yağdı.
Oraya kamu kaynaklarıyla yolu yapandan, içinin sıvasını boca edene kadar.
Bir nevi ahlı mal!
Kamuya çökülmüş!
E belli ki, müteahhidine de gıcık olunmuş!
Sabah kalkıyoruz, Kaçak Şato'nun içi...
Öğlen olmadan pervazları...
Güneş batmadan, duvarından, süpürgeliğine kadar tüm detayları...
Artık nasıl nefret etmişlerse o gösteriş budalası, Kaçak Şato'dan...
Sadece bana değil, tüm Bursa basınına görsel yağdı.
Kimi gazetecilik yaptı, kimi de sizlerle pazarlık!
E ben hamdü senalar olsun ki gazeteciyim.
***
Dolayısıyla, bahse konu olan Turgay Erdem ise rasyonel ve elbette ki subjektif bakış açım, yorumum malum...
Gelelim yeniden, Güner Aklan'ı pek çok sevdiği iddialarına...
Muhtemeldir ki, kendisine arka bahçe-ek destek arıyor Turgay Erdem.
Eski kankisi Mustafa Bozbey, (en mankafa olan dahi biliyor ki) yerine nicedir Deniz Baykal'ı hazırlıyor. 
Orhan Sarıbal ve Hüseyin Akkuş ekibi, Hüseyin Akkuş'u rövanş kabilinden hazırlıyor.
Başka farklı isimler de, derinden derinden hazırlanıyor.
Hasılı CHP, Turgay Erdem'in yerine namzet hazırlayandan geçilmiyor.
Kim bilir, belki bundan seviyordur Güner Aklan'ı.
Yarın bir gün, altı hepten oyulursa lazım olur diye seviyordur.
Tüm bu inanılmaz pişkinlik süreci bu sebeptendir?
Ama şu Bursa ilginç bir kenttir!
Mesela ben, Kaçak Şato rezilliğini kamu yararına ortaya çıkaran gazeteci olduğum için bilmem kaç karakolda ayrı ayrı, tek tek ifade veririm.
Akıllara zarar, "konutuma-özelime girdin" iddialarının dahi muhattabı olabilirim.
Ancak hiç kimse, "İbrahim Yazıcı Spor Tesisi'ni kaça kiraladın? Hani ya dekontu?" Diye sormaz. 
***
Bu arada, bir gazeteci, SİT alanı ve SU HAVZASINA kaçak kondurulan, Nilüfer Belediyesi'nin kamu olanaklarıyla perçinlenen bir ŞATO'ya girer ve yıkımdan önce kamu zararırını anlayabilmek için görüntü alır! Ve bu da, Mümin'in özeline girmek olmaz. Zira Mümin daha bu topluma, o Kaçak Şato'nun tapusunu hangi gelirine istinaden üzerine aldığını dahi açıklayamamıştır. Onun yerine gazeteci kovalar, gerçekleri ortaya çıkardığı icin gaazeteci alt etmeye çabalar.
***
Sahi...
Kıymetli Mümin Terzioğlu ve birbirinden kıymetli, cabbar avukatları...
Büyükşehir Belediyesi yıkım ekiplerine saç baş yolduran, araç üzerine araç göndermek zorunda kaldığı...
O dış duvarları dahi PENTAGON ayarında yapılan (Kim bilir sadece o duvarlara nasıl para gömdünüz...) o bilmem kaç trilyonluk devasa KAÇAK ŞATO'yu hangi gelirle, nasıl yaptığınızı kamuya hesap vermek suretiyle anlattınız mı?
Yoksa gazeteciyi bezdirmek amaçlı kovalamaktan fırsat mı kalmadı?
Yoksa, devlet adına soran mı olmadı?
Faraza, Mümin'e bir Allah'ın kulu, "Nereden buldun? Neyle, nasıl yaptın?" Diye sordu mu?
Faraza, yine Mümin'e, "neden SİT alanına kaçak yapı yaptın?" Diye sorup, hukuki yaptırım uygulayan oldu mu?
Mümin hukuk karşısında bir bedel ödedi mi?
Yoksa korundu mu?
Yoksa, gazetecinin ömrünü yerken MÜMİN, korundu mu?
Misal ben... Mümin Terzioğlu'nun o Kaçak Şato'nun sahibi olmakla ödediği-ödemesi gereken bedeli kaç zamandır merak ediyorum.
Bunu sorarken de, hem ödememiş olma ihtimalinden, hem de başıma geleceklerden endişe ediyorum. (Düşünün ki, elimde böyle de sivri bir kalem varken...)
Hasılı...
İddialarda bahsi geçen Turgay Erdem ise şahsen ben şaşırmıyorum...
Kuvvetle muhtemel olması muhtemeldir.
***
Gıybetimizin ardından, bir de yine CHP'den bir kulis gelsin.
Nete geldiği üzere CHP, erken olacak savıya seçime kadar kongre takvimini durdurdu.
Yeni iddia der ki, Kemal Kılıçdaroğlu bu kararından vazgeçebilir ve kongre takvimini işletebilirmiş.
İş bu beklentiden hareketle, CHP Milletvekili Orhan Sarıbal ve kankisi, eski İl Başkanı Hüseyin Akkuş, milletvekili adayı olmak için il başkanlığından istifa edeceğini herkesin bildiği İsmet Karaca'nın yerine, CHP Yıldırım İlçe Başkanı Nihat Yeşiltaş'ı hazırlamaktaymış...
Genel plan da şöyle imiş:
Nihat Yeşiltaş CHP İl Başkanı...
Orhan Sarıbal yine CHP Bursa Milletvekili...
Hüseyin Akkuş da, rövanş kabilinden CHP'nin Nilüfer Belediye Başkan Adayı olsunmuş.