SON DAKİKA
Hava Durumu

CHP Bursa Kulisi ve Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem ve Pasiflora Eşref ve Şemsi

Yazının Giriş Tarihi: 07.08.2022 10:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.08.2022 10:44

Eveeeet...
Uzunca bir aranın ardından yeniden siz değerli okurlarımlayım. 
Önce, ayrı kaldığımız zamanlarda neler olduğunun kısa bir özetini yapalım. 
Mesela petshoplar, arada kurulan harikulade bağ neticesinde Kasaplar Odası'na bağlandı!  Bu bağlanış hikayesindeki ortak payda, petshopların da tıpkı kasaplar gibi canlı hayvan işiyle uğraşıyor olmasıymış.
Zaten bu muhteşem kavuşmanın öncesinde de petshopların bir kısmı Çiçekçiler Odası'na, bir kısmı da Manavlar Odası'na bağlı şekilde ticari faaliyet yürütmekteymiş. İşin içine Kasaplar Odası'nın da girmesiyle şahane bir iş kotarılmış. Hayırlı olsun.
Bir diğer hatırımda kalan  mevzu ise yine bir 15 Temmuz vesilesiyle, ne kadar FETÖ artığı varsa alayının, sosyal medyalarından vatan-millet-bayrak-ecdat falan gibi manevi boyutu yüksek paylaşımlarla kamuflaj meselesinin bi şeysini çıkarması oldu. İşin daha da güzeli, darbe kalkışmasının harbiden de kalkışmadan ibaret olduğunu (yusuf yusuf) idrak ettiklerinde, pıstıkları deliklerden çıkıp, "salla bayrağı düşman üstüne" moduyla meydanlara koşup şaklanbanlık yapanlarla, şimdiki ponçiklerin birebir örtüşmesi!
Bu güruhu anarken aklıma hep, büyük üstad Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'ta yazdığı o muhteşem, "parası olanın ırzı da tamam, namusu da..." Cümlesi gelir. 
Vaziyete uyarlarsak, "parası olan FETÖ'cünün vatanseverliği de tamam, demokrasi aşkı da..." Realitesiyle burun buruna yaşayıp gidiyoruz hamdolsun. (Valla ben bu konuyu daha önce de aynen böyle yazdım sanırım-büyük bir ihtimalle. Ama olsun.)
Ha bir de...
Çalışmayıp, tatil yapma azmi konusunda tam da benim kafada olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu çıktı bir ara ekrana. (Fatih Altaylı'nın programıydı yanılmıyorsam.) "E tatil hakkımdır, ailemdir, babayımdır" falan diye anlatmaya çalışıp darladı epey. 
Tam sıkılıp kanalı değiştirecektim ki, nasıl olduğunu anlayamadan İmamoğlu'nu ekranda üzerini bastıra bastıra "Ben SÜNNİYİM" vurgusu yaparken buldum.
Hem seçmene, hem de 6'lı masaya gönderilen ne kadar sevimsiz, ne kadar perişan bir mesaj!
En fenası da...
Cumhurbaşkanlığı için CHP'nin adayı olduğu kesinleşen Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na karşı yapılmış bu kaçıncı büyük bir ayıp!
Zihniyete bak!
Nereden vuruyorsun?
Neyle vurmaya kalkıyorsun?

Hoş, Ekrem İmamoğlu dediğin sonuçta geçmişinde ANAP olan Karadenizli bir müteahhit. 
Tarih boyunca solla bir bağı falan olmamış. Hatta, hiç oralı olmamış.
Kaldı  ki, zihniyeti o taraklarda hiç ama hiç bezi olmadığını zaten ortaya koyuyor.
...Da, O'nu solcu sananlarla, solda olduğunu iddia edip İmamoğlu'nu destekleyenler akıl alır gibi değil. (Sanırım, onlarınki de farklı bir kamuflaj...)

Neyse...
Ekrem İmamoğlu'nun üzerine bastıra bastıra SÜNNİ olduğunu vurgulamış olması vız gelip tırıs gitsin. 
Biz gelelim Bursa siyasi kulislerine...
En son yazımda, "Bu iddia CHP kulislerine bomba gibi düştü!" demiş ve genel seçimde CHP Bursa milletvekili aday listesinin önseçimle belirlenme ihtimalinin yüksek olduğunu belirtmiştim. 
Ki, yazı harbiden de CHP kulislerinde bomba gibi patladı.
CHP örgütü haliyle, hakkı olduğu üzere sevindi, umutlandı. 
"Kim takar örgütü" düsturuyla yol alanlar ve almaya çalışanlarsa epey bi gerildi.

Gelenler malum:
Orhan Sarıbal dışındaki tüm CHP Bursa Milletvekilleri...
CHP İl Başkanı İsmet Karaca ve benzerleri...
Ve pek tabii ki adı, dokunulmazlık zırhına bürünmesi gerekebilir kabilinden milletvekilliği için de geçen Mustafa Bozbey...

Hatta, o kadar gerildi ki Bozbey, gidip hakkında yazı yazan gazetecileri şikayet etti. (Bak yazarken aklıma geldi. Daha gidip basın savcılığında ifade vericem.)
Mustafa Bozbey fena gerildi. Zira, Millet Adayı'nın Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı olma ihtimali çok düşük. 
Daha önceleri de defaaatle yazdığım üzere, İYİ Parti kendisini aday olarak istemiyor! (Kendi adayları var. İsmail Tatlıoğlu...)
CHP örgütünün hatırı sayılır bir kısmı kat-iyyen istemiyor. (Sebebi malum...)
Bozbey'in her manada ana vatanı olan Nilüfer'in Belediye Başkanı Turgay Erdem (şimdilik) asla istemiyor. 
Yakın çevresi istiyor diycemmm...
E yakın çevresi de kalmamış! 
Bakıyorsun, oraya buraya gidilen karelere... Nilüfer Belediyesi'nin kadrolu iki personeli eşlik ediyor. Birisi fotoğraf çekiyor, diğeri yanında geziyor.

Bu arada, yazarken aklıma geldi. 
Kamu kurumunda çalışan personel, nasıl oluyor da, tüm ama tüm mesaisini kamuyla ve kamusal fayda ile zerre kadar alakası olmayan bir siyasetçiye hizmet ederek geçirebiliyor?
Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem bu durumu bilmiyor olamaz!
Benim ve dahi herkeslerin bildiği o iki kamu çalışanının, devletin ödediği maaşlarla tüm mesailerini tek sıfatı "siyasetçi" olan Bozbey'e sevk ettiklerini elbette Turgay Erdem de biliyor. 
Neden karşı çıkmıyor?
Hadi Turgay Erdem diyelim ki, geçmişte birlikte yenilen ......ların hatrına gık çıkarmıyor!

Eeeee?..
Ya tüm diğerleri?

Diğerleri demişken, AK Parti Nilüfer İlçe Başkanı Eşref Kurem geldi.
Eşref Bey'ciğim... 
Bak and veriyorum artık. Allaisen bir araya gelelim. 
Konuşalım, sohbet edelim. Hatta dertleşelim...
Nedir bu suskunluk? Nedendir bu boş vermişlik?..
Kaç zamandır o koltukta, öyle gamsız, öyle umarsız...
Dünya yansa, hasırınız yanmadan, mutlu mesut huşu içinde oturuyorsunuz ya...
Nilüfer hamuduyla götürülüyorken, siz hiç tınmıyorsunuz ya...
Sizden feyz almak, evrene sizin minvalinizde gamsız mesajlar iletmek istiyorum. 
Evren de bana o ayarda karşılık versin istiyorum.
Hem idolüm, hem de mottomsunuz. 
Hiciv filan değil. Hicvi kalmadı artık.
Büyük bir samimiyetle diyorum ki, sizinle sohbetler edelim. Yol göstericim, hatta organik Pasifloram olun. 
Hatta, izniniz olursa bundan böyle size "Pasiflora Eşref" diye hitap edeyim. 

***
E dağaldık tabii...
Eşref Kurem'den bahsederken dahi insanın zihni önce bi karışıyor. Sonra duman olup dinginleşiyor. 
Nerede kaldığım umurumda olmaksızın. 
Devamla...
Ben, biz, siz, hepimiz, çalışıp vergi ödeyelim. 
Bizim vergimizle istihdam edilen Nilüfer Belediyesi çalışanları Mustafa Bozbey'e hizmet etsin!
Kabul etmiyorum!
Bu kamu personelinin isimlerini (Geçmişte teşrik-i mesai  yaptıklarım da var, üstelik mazide hıç sıkılmadan soldan soldan tınlarlardı! Parayı devletten al. Siyasetçinin yamacında dolanıp, siyasi ikbaline hizmet et! Vaay vay vay vay!) şimdilik yazmıyorum Sevgili Turgay Erdem...  Ama şimdilik...

Finale gelmeye çalışırken...
İddia o ki, Mustafa Bozbey, şu ayrı kaldığımız zaman diliminde yalnızca gazetecilere sarmamış. 
Nilüfer Belediyesi'nin medar-ı iftiharı Şemsi Oğuz'u da radarına almış! (Rahle-i tedrisinden geçeni sevmiyor zaar.)
İddia o ki, hiç istemiyormuş Şemşi Oğuz'u.
Artık ne duyduysa, ne biliyorsa...
Bir Şemsi'dir takmış! "Gidecek, de gidecek" diyormuş, başka da bir şey demiyormuş.

Yazarın notu: 
1) Beni mümkünse karakola, savcılığa falan, yaz mevsiminde, hele ki, hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyredenken şikayet etmeyin. Ilıman iklimi bekleyin. 
Tansiyon hastasıyım ben.  Darlanıyorum o sıcaklarda. En son, Kaçak Şato'nun üzerine tapulu olduğu kayınço Mümin Terzioğlu yapmıştı bana bunu. 
2) Şemsi Bey, gerek esnaf olsun, gerek esnafa yaklaşımı olsun, gerekse zabıta arkadaşların anlatımından olsun... Benim de ilgi alanımda gani gani! Aylardır öğrendikçe, duydukça bildikçe kıyın kıyın yazıyorum. 
Ama yazarım, yazacam, edecem yok!
Önceden lansman, fragman yok!
Üzerine günlerce durmak, beklemek yok!
Şemsi Oğuz, Bozbey'in bile nefretini üzerine çekebilmiş öyle bir isimdir ki...
Günler öncesinden yazıcam edicem diyip, sonra susmaya gelmez!
3) Gazetecilik bahse konu olduğunda mekanın sahibi kimdir? Tartıışılır. Tartışırım...
Ancak, ben öğrencilerimle kapışmam. Onlarla yalnızca iftihar ederim.
4) CHP Genel Merkezi, Cumhurbaşkanlığı için kesin aday olan Kemal Kılıçdaroğlu'nun ardından, ilk edepta Faik Öztrak ismine hazırlanıyor. Sonrasında ise Oğuz Kaan Salıcı, ve Özgür Özel çekişmesi bekleniyor. 

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.