"Bursa'daki Gri Pasaport Skandalı! Ve Akıllara Zarar İddialar"

Özlem Yağmur 01 Mayıs 2021 Cumartesi, 10:57

26 yıllık gazetecilik hayatımda, hiç gri (hizmet) pasaportum olmadı benim.

Hiç yurt dışında ülkeme hizmet etmedim. Hiç de etmek istemedim. (Misak-ı Milli sınırlarında ettiğim hizmet kafidir. Kıymetini bilsinler...)

Oysa pek çok meslektaşım yıllar yılı bu kutlu hizmeti yaptı!

Aldılar gri pasaportları, doldurdular ceplerine kamunun paralarını...

Ver elini yurt dışı hizmeti.

Hatta, ekserisi yılda birkaç kere öyle çok hizmet etti ki kamu parasıyla, sabahlar olmadı!

Döndüklerinde de haftalarca, gevrek gevrek yurt dışı hizmetleri esnasında kendilerine (kamu parasıyla) eşlik eden hatunları anlattı.

"Yalnız o değil de... Adı falanca neydi be kardeşim..."

Öyle gizliden gizliye falan da değil. Açıktan açığa, mehtemeldir ki, ballandıra ballandıra...

İşte on çok da, bu hizmetleri duydukça, işittikçe nefret ettim şu gri (hizmet) pasaportu işinden.

Yalnızca gazeteciler arasında değil.

Kamusal alanda da büyük geyiği vardır bu yurt dışı kutlu hizmet kavramının.

Misal, bir dönem Nilüfer Belediyesi.. Artık hangi hizmet içinse, bilemedim şimdi. Ne kadar yöneticisi, kodaman meclis üyesi falan varsa Rusya çıkarması yaptı!

Gidene kadar çoğu pos bıyıklı olan bu tayfa, orada layığınca hizmet edebilmek için bıyık falan bırakmamıştı yüzlerinde.

Öyle tertemiz, cillop gibi binmişlerdi hizmet uçağına.

***

Tüm zamanlarda suistimale açık bir mevzuattır nazarımda bu gri pasaportlu hizmet aşkı.

Amacıyla ters orantılı olarak kamuya zarardır. Hatta, ekseriyetle de kamu sömürüsüdür. Kamu parasıyla halt yeme sefilliğidir.

En iyi ihtimalle, kamu olanaklarıyla kaide gezrdirme yöntemidir.

Ki, Bursa'da yakın geçmişte bunun hazin bir örneği yaşandı.

Eş, dost, çoluk çocuk, eltisi, yengesi, yengesinin kaynı falan, güzide bir gazeteci derneğinin yamacında, kaide gezdirme amaçlı gri pasaport aldı, bilfiil turistik gezi için!

Kabil olsaydı, o heyet de hizmet pasaportu ile yurt dışında ülkemize nice hizmetler edecekti.

Onlar kamu parasıyla hizmet ederken, tur sahipleri de güzel para kazanarak tur bindirecekti.

Olmadı.

Sonra bir de, yılışılan ve yılıştıkça güçlenilen dönemlerdeki eski adıyla Hizmet Hareketi süreci vardı.

Bakın mesela onların uçakları da hiç boş teker kaldırmadı pistten.

Hizmet Hareketi hizmete yeltendikçe, bizim meslektaşlar da kaptıkları gibi gri pasaportu, yaldır yaldır teeee Afrikalar'a bile gitti sırf vatan millet aşkıyla.

O hizmetlerde de olmadım hiç.

Koş, git. Hizmet et. Dön göl, yapış yapış yazılar yaz!

İşim olmadı.

Esetre esetre...

***

Daha böyle bir dünya sağlam örnek sayabilirim sırf Bursa dolaylarından.

Ve fakat, son günlerde öyle büyük, öyle skandal, öyle korkunç bir suçlamayla gündemdeki Bursa ve gri pasaport mevzuatı...

Akıllara zarar!

İnsan kaçakçılığı yapmakla suçlanıyor Bursa Büyükşehir Belediyesi!

"Şebekeyi kurup, raici belirleyip, parsayı toplaya toplaya Bursa'dan Avrupa ülkelerine insan kaçırmışlar!"

Hem de, sadece  ortalama vatandaşı falan da değil, "Terör Örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle yurt dışına çıkma yasağı olan tipleri kaçırmışlar, para karşılığında, para için!"

İşin içinde iş...

Suçun içinde suç...

Hayatlarını, kariyerlerini, onurlarını, itibarlarını, çoluğu çocuğu yakma pahasına, adam başı ortalama 7 bin yuro vereni, terörist dahi olsa alıp göndermişler yurt dışına!

Öyle de gözleri dönmüş yani.

Vay vay vay vay...

***

İddialar üzerinden ortalama bir hesap yaptım.

Denen o ki, faraza son birkaç yılda yerel spor kulüpleri aracılığıyla "Biz gidip, iki gol atıp gelicez" bahanesiyle yurt dışına çıkan 48 kişi dönmemiş.

İddia o ki, adam başı 7 bin yuro bastıran tam 48 kişi, yurt dışına kaçırılmış!

Netekim, konu yargıda.

Bir de böyle, "Canım... Malum, konu yargıda" deyip iki kelam edememek gibi bir yönelim var sinir olduğum...

E tamam, yargıda.
Sonuna kadar yargılansın da hatta.

Nedir? Niyedir? Ortaya çıksın.

Çıksın ki, biz de layığınca saydıralım!

...da, insan kaçakçılığı korkunç bir suçlama.

Hem de çok korkunç!

Kim, kaç kişi göze alabilir?

Düşünün ki, belediyede şebekeyi kurmuşsun. Takır takır adam kaçırıyorsun.

Hem de bunu bir kere değil. 4 kere yapıyorsun.

Sonra da, bu korkunç suç, bu vatana ihanet ortaya çıkana kadar orada mel mel oturuyorsun... (Avrupa'ya insan-terörist kaçıracak kadar cabbar. Gözü dönmüş! Rezilliği ortaya çıkıncaya değin hala o koltuklarda oturacak kadar sazan... Sırf sosyal deney için tanışmak isterim.)

***

Biraz akıl, mantık ve izan...

Ve mümkünse biraz da vicdan...

Ben Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin başında olucam.

Bu demektir ki, potansiyel rantın en tepesinde oturucam.

Velev ki, niyeti bozucam.

Velev ki, paraya doyucam.

Ama bunu, ranta kollarımı açıp, Bursa'yı da ranta açıp, herkeslerin biriciği olmak varken...

Rantla kavgayı bırakıp, hem konforlu, hem zengin, hem göreceli de olsa itibarlı olmak varken...

Yedi sülaleme yetecek kadar kaldırmak varken.

Bursa'dan Avrupa'ya, yerel fulbolcu, stoper, sağ bek, antrenör, masör falan ayağına insan kaçırarak, tali yollardan malı götürmenin derdinde olucam.

İYİ Parti İl Başkanı Selçuk Türkoğlu, bu çok ciddi iddiaları gündeme getirirken sormuş ya, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'a, "Ne iş?" Diye... (Kendi İl Başkan Yardımcısı'nın Başkanı olduğu ASGD'nin yakın zamanda yeltendiği gri pasaportlu eşli, çocuklu, dümenden hizmet gezisini... Aslında turistik ve fena halde kar amaçlı ticari gezisini... Hani şu kamu denetiminden dönen gezisini... Ne fena ki, tüm bu fecaati unutmuş! Oysa, biz unutamıyoruz bu fena kolpayı...)

Bu soru yetmez. Kesmez.

Misal ben el yükselterek sormak isterim.

Mevzu para ise...

Caaanım ranta yol açmak ve açılan o şanlı, o konforlu yoldan hep birlikte yürümek varken...

Bir insan neden bu korkunç suçlamalarla muhattap olmak ister?

Saf mıdır?

Epey bi safcana mıdır?

Bekle ki, 3 yılda 4 kere yerel spor kulübü gelsin de, stoper ayağına insan kaçakçılığı yap!