SON DAKİKA
Hava Durumu

Yılmaz Büyükerşen'den partizanlık beklemezdim

Yazının Giriş Tarihi: 10.09.2019 15:46

Nasreddin Hoca'ya, "Nerelisin?" diye sormuşlar, "Daha evlenmedim" diye cevap vermiş.

Bu yüzden bana, aynı sorunlunca, "Hanım Eskişehirli" diye cevap veririm.

İç Anadolu'nun en batısındaki Eskişehir, Bursa kadar olmasa da güzel şehirdir.

Eskişehir'in talihini değiştiren önemli kişilerden biri de, şüphesiz Yılmaz Büyükerşen'dir.

Bugün 83 yaşında olan Yılmaz Büyükerşen, Anadolu Üniversitesi'nin 2 dönem rektörlüğünü yaptı.

Büyükerşen ile aynı zamanda meslektaşız.

Çünkü Eskişehir'de çeşitli gazetelerde muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü yapmasının yanı sıra Radyo ve Televizyon Yüksek Kurulu Üyeliği ve bir dönem de başkanlığını yaptı.

Yılmaz Büyükerşen, 1999 yılından beri kesintisiz olarak Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin başkanıdır.

Büyükşehir Belediye Başkanlığı süresince Eskişehir'in Anadolu kasabasından modern bir kente dönüşmesinde büyük payı var.

Damat kontenjanından çok sık gittiğim için Eskişehir'in tarihi dönüşümüne tanık oldum.

Yılmaz Büyükerşen, sahip olduğu vizyonu ile Eskişehir'e çok güzel projeleri birbiri ardına yaptı.

Öyle çok büyük paralarda harcamadı bu dönüşüm sırasında.

Ulaşımı tramvay ile çözdü, birbirinden güzel parklar ile Eskişehir'i güzelleştirdi ve Porsuk çayını Vendik'e döndürüp, Odun pazarı evleri, balmumumu müzesi ile tüm Türkiye'yi Eskişehir'e akın akın getirmeyi başardı.

Kent Parka yaptığı plaj ile büyük sükse yapıp, şehrin adını yedi düvele duyurdu.

Açıkçası Eskişehirlilerin büyük kısmı gibi bende "hayrandım" Yılmaz Büyükeşen'e.

Hayranlığımın ana nedeni hizmet yaparken ayrım yapmadığını düşünmemdi.

Lakin gözlerimle şahit olduğum bir olay ile şoke oldum.

Bu olay ile gözümde büyüttüğüm, yerlere konduramadığım Büyükerşen balon gibi söndü.

Ne mi oldu?

Anlatayım.

Rahmetli kayınpederim Eskişehir'in Seklice Köyü'ndendir.

Bütünşehir yasası ile köyle mahalleye dönünce hizmet de kırsal mahalle adı verilen bu köylere Büyükşehir Belediyeleri tarafından verilmeye başladı.

Böylece eskiden İl Özel İdaresi tarafından yapılan yollar, Büyükşehir Belediyelerinin kontrolüne geçti.

Bahsettiğim köyün yolu bozulunca ahali durumu eski alışkanlık ile muhtara anlatmış.

Muhtar da, konuyu Büyükşehir Belediyesi'ne aktarmış.

Uzatmayalım, 2 ay önce bir ekip bozulan yolları bir güzel kazımış, aradan biraz zaman geçince de, yolda yama çalışması başlatılmış.

Buraya kadar her şey normal, lakin başlatılan yama çalışması köye 300 metre kala duruvermiş!

Gerekçe olarak da, başka bir köyde acil bir çalışma gösterilmiş, kalan kısmın 1 hafta içinde bitirileceği söylenmiş, hatta asfalt yama makinaları bile köyde bırakılmış.

Buraya kadar da normal diyelim.

Ancaaaak, sonrası tamamen ilginç bir hâl alıyor.

Nasıl mı?

Bunu da anlatayım.

Yaklaşık 1 hafta sonra Seklice Köyü'nde bekletilen asfalt makinaları ekipler tarafından alınıp götürülmüş.

Muhtar kalan kısmın ne zaman yapılacağını sorunca, "Seklice yolu tamamlandı" denilmiş.

Buraya kadar da normal kabul edelim, ortada bir yanlış anlama olduğunu düşünelim.

Ancak başıma gelen talihsiz küçük bir kaza ile gizlenen asıl gerçeği öğrendim.

Nasıl bir gerçek mi?

Bunu da anlatayım.

Geçen hafta sonunda Seklice Köyü'nden dönerken Frigya Vadisi'ni de görmek için Demirli Köyü üzerinde Kütahya'ya giden yolu tercih ettim.

Demirli Köyü'ne girerken yolda oluşan "obuk" misali bir çukura sertçe girince, hasar kontrolü için aracımdan indiğimde, sol ön tekerlekte balon oluştuğunu fark ettim.

Çaresiz aracı köyün içinde uygun bir yere çekip, hasarlı tekerleği yedeği ile değiştirmeye başladım.

Bu sırada Demirli köyü halkında meraklılar yanıma geldiler.

"Hoş geldin, geçmiş olsun" faslından sonra, köylülerinde yardımı ile yedek tekerleği kısa sürede taktım.

Sonrasında yakındaki evden taze demlenmiş çaylar geldi.

Anadolu insanı misafirperver oluyor, komşu köyün damadı olunca ayrı bir özen gösterildi bana.

Taze yapılmış salça, fırından yeni çıkmış köy ekmeği ve halis tereyağı eşliğinde başlayan sohbette balon yapan lastiği unuttum.

Bu arada aracımdaki basın plakasını gören orta yaşlı bir köylü, "Senin lastik Yılmaz Büyükerşen yüzünden patladı" dedi.

"Yok, canım benim dikkatsizliğim, Büyükerşen'in ne suçu var? Ayrıca çalışkan bir başkandır diye biliyorum" dediğimde, "Siz öyle bilin, o partizandır ve bizim köyden nefret eder" dedi köylü.

Sonra da anlatmaya başladı.

"Bizim köyümüzden AK Parti'ye çok oy çıkıyor. Genel seçimden önce köyümüze belediye otobüsü durağı getirdiler. Seçimde CHP ikinci parti olunca ertesi gün gelip durağı söktüler!"

"Yok, yahu" deyince köylü devam etti anlatmaya.

"Bir ay önce de yerel seçimin intikamını aldılar!

Köy yoluna asfalt yaması yapmaya başlamışlardı. Yama çalışması Seklice'ye yaklaşınca birden gizli bir el tarafından durduruldu!

Sorduk öğrendik, meğer buradan hatırlı bir CHP'li geçmiş buralardan. Asfalt yama çalışmasını görünce de çalışmayı durdurmuş!"

Bunları anlatan köylüye, "Yahu niye durdursun?" CHP'li hatırlı kişi, değimde asıl büyük şok ile karşılaştım.

Köylü devam etti anlatmaya.

"Seklice'de AK Parti, CHP'den daha fazla oy aldı, biziim köyde de durak olayından sonra çok kızdık. Bu yüzden CHP'ye bir tane bile oy çıkmadı. Bunu durumu iyi bilen CHP'li hatırlı kişi durumu ilgilere haber vermiş. Bu yüzden de belediye ekipleri makinaları toplayıp gittiler. Senin de içine düştüğün çukurlar, her geçen gün büyüyor. Bize olan oldu da, milli servete yazık!"

Köylünün anlattıklarına ilk anda inanmak istemesem de, çevremizde toplanan diğer köylülerde anlatılanı teyit edince ikna oldum.

Gözümde yıllarca efsaneye dönen Yılmaz Büyükerşen, işte bu yüzden balon gibi sönüverdi.

Oysa "CHP'li belediyeler çalışmaz, iş yapmaz" imajını silen adamdı Yılmaz Büyükerşen.

Partizanlık yapmadığını düşünüyordum.

Umarım Sayın Büyükerşen bu yazımı okur ve işin böyle olmadığını söyleyip yanlış anlaşılma olduğuna beni inandırır.

Kolay değil, koca bir efsane gözümde söndü.

Sonra da yapıldığı söylenen partizanlığın bana verdiği zararı düşündüm.

Bir lastiğim çöpe gitti, diğer 3'ü bir süre daha idare ederdi, fakat 4'ünü birden değiştirmek zorunda kaldım.

Benim lastik bir örnek.

Anlatınlar doğruysa, oradan geçen her araçta oluşan hasarların sorumlusu ne yazık ki, yapılan partizanlık ve hizmetin oya tahvil edilmesi.

Yazık, hemde çok yazık.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.