SON DAKİKA
Hava Durumu
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.

Sanrıların sözcükleri

Haber Giriş Tarihi: Yazının Giriş Tarihi: 27.12.2016 14:28

Yaşadıklarımızdan hissettiklerimizi, anlatabilecek sözcükleri bulabildiğimiz zamanlar,  sözcüklerin yetersiz kaldığı zamanlara göre çok daha şanslıdır.

Neler hissettiğinizi anlatamadığınız anlar gelir ya…  İşte o an, ceplerinden çıkardığın yarım kalan sözcükler de yetmez anlatacaklarına. Yitip gitmesinden korkarsın yaşanmışlığın. Anlatamadığın her duygu seli alır götürür çok daha fazlasını. Anlatamayacağını bile bile girişirsin ya… İşte böyle bir anda yazılanlardan biridir anlatamadıklarım…

"Kaç çocuk, geliyor büyük  bir orduyla. Saldıracaklar yaşadıklarına. Hapsedecekler kargaları ve kuşların kanatlarından giysiler yapacaklar bedenlerine. Kaç kurtar ellerini. Eğer yakalarlarsa seni, hiç dokunamayacaksın sevdiğine. Hiç öpemeyeceksin ilk seferki gibi. Ya kalbin? En çok onu kurtar. O koca yüreğinden çıkardıklarıyla kaç yıldız söndürürler bilir misin? Sen söyle, kaç sevdayı kandırırlar? Kaç çocuk, geliyorlar koca bir orduyla. Gecenin alacakaranlığında ilk önce rüyalarına sahip olacaklar. Kurtar kendini. Benliğinden, maskeler yapacaklar kendilerine. Ne kendini tanıyabilirsin ne de onları. Korkutmayacaklar seni. Senin olanlarla gelecekler sana. Sen olmadığında olacaklar, sen gittiğinde var olmaya devam edecekler. Eğer sevdalarını çalarlarsa çocuk işte o zaman kaç ağaç, kaç deniz, kaç gökyüzü yok olacak. Geliyorlar ellerinde kafataslarıyla. Çaldıklarıyla, hapsettikleriyle aynı kafese atacaklar seni. Seni, beni, onu, hepimizi almak için geliyorlar. Savaşamayız! Elimizde acı içinde kıvranan vicdanlardan başka bir şeyimiz yok. Onlarınsa elinde hamuru cesetlerle yoğrulmuş heykeller var ama cesetler ve heykeller iyiliği hatırlamazlar be çocuk! Ağlama sakın. Göz yaşlarından yaptıkları büyülerle kimlere umut satarlar kim bilir. Kimliği, rengi, şekli yok gelenlerin. Sevdiğin ne varsa hepsini asacaklar sancaklarına.  Kaç bu şehirden, ilk ışıkla kaç!  Umudun yeşillendiği, rüyaların gerçeklerle dans ettiği o ütopik yere git. "

Ne anlattığımın aslında pek bir önemi yok. Hissettiklerimin yanında yazdıklarım pek de anlaşılır değil zaten. Birkaç sözcük oyunu da olabilir, kızıma ya da oğluma öğüt de olabilir, savaşın ortasında kalan bir çocuğun parmaklarından dökülen, bir kağıt parçasında yazılı satırlar da olabilir. Kime ve niçin yazıldığından ziyade nasıl yazıldığı önemlidir. Gelip geçici hislerin uyandırdığı bir serüven değil. Daha çok bir hissiyat gibi. Hiç yaşamadınız mı anlatamadıklarınızı?

Aklıma Nietzsche’nin sözü geliyor. “İnsanlar beni yüz yıl sonra anlayacaklardır.” dediğinde neyi kastetmişti? Bu zaman zarfında onu anlayabilecek kelimelere mi sahip olacaktık? Yoksa geliştirmemiz gereken duyularımız mı vardı? Yaşamın bir parçası olmaya çalışırken tasvir ettiklerimiz ya içimizden biriyse?

Telaşın içinde yüzünü yalayan  keskin rüzgarın bıraktığı iz  gibi yaşadıkların, hissettiklerinde hep bir yerde bir iz bırakır. Anlamlandıramadıkların korkularındır.  Korkular en derin izlerdir. Her acının ardında büyük korkular vardır. Büyük acılar yaşıyor insanoğlu şu sıralar. Hissederek yaşamaktan gelir yazdıklarım. Görüyor, duyuyor olmak yeterlidir bazen. Daha önce midesi ağrımamış birine mide ağrısını anlatamam ama şu an hissettiklerimi okutabilirim belki. Yazdıklarım karanlık günlerin biriktirdiği  ağrılı sancılarla doğdu. Yok oluşların anlamsızlığında var oldu. Ama böylesi yok oluşlar bir şey var etmemeli! Ah be çocuk!

Sessiz sedasız ayrıldığında çocuklar bu dünyadan, dünya çığlık atıyor demektir! 

Onlarca cümle kurdum ama “çocuklar ölüyor” diyemedim ya! Ölüm yakışır mı çocuklara? Ama yitiriyoruz onları. Bir çocuğun sevgisi olmadan nasıl yaşayabilir ki bu dünya! Aklımın almadığı şeylerden biri “ölüm”ken bir de bahşedilen en büyük armağanın yok oluşu huzursuz uykularımın sebeplerinden biridir. Çok da zor olmamalı umutların ölmediği bir dünya.

Onlarca sayfada yazsam anlatamayacağım hissettiklerimi. Soğuk bir kış gününde, buharlanan penceremi açıp haykırmak geliyor içimden!

Hepiniz birer çocuktunuz!...  Unuttunuz mu?!...

Paranın suçu yok kardeşim!

26.12.2017 17:36
"Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, -demeğe de dilim varmıyor ama- kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! " Nazım Hikmet   Bazı duyguları bazen anlatamazsınız. Onu en yakın kelimelerle, kelimeler yetmediğinde cü

Mor çiçeğin hikayesi...

27.10.2017 18:03
Günlük kelime dağarcığının arasında sıkışan birkaç kelime çıkmakta zorlanıyor bugün. Uzun soluklu bir kümenin alelade bir harfi adeta içimdekiler.  İçinde anlamsız heceler barındıran ama önemliymiş hissi veren bir yaşantının seslenişi. Çığlıklar aydınlık ama gören gözler karanlık. Ne bir konuşan ağa

Oyuk Dünya Teorisi - Yeşil Çocuklar

28.09.2017 17:51
“Hiç kimse dillerini anlamıyordu. Kasabanın yargıcı olan Sir Richard de Calne’nin evine götürüldüklerini de her iki de çaresizlik içinde ağlıyorlardı. Önlerine konulan ekmek ve diğer yiyeceklerin hiç birine dokunmadılar. Daha sonra kız çocuğunun anlattığına göre bu sırada neredeyse ölecek kadar açtı

Evrenin Ahengi 

18.09.2017 17:53
Doğa bir müzik şölenidir. Müzik doğadan gelir. Arılar  ‘do’ notasında vızıldar ve çiçekler sadece bu notada polenlerini verir arılara. Kara Sinekler ‘fa’, sivrisinek ‘si’ notasında kanatlarını titretir. Doğa insanın kalbindedir. Antik Mısır'da mumyalananların her organı için bir küp ayrılır

Oyuk Dünya Teorisi 2 – Teoriyi Savunanlar

22.08.2017 16:51
Oyuk dünya teorisini sadece amiral Richard Eveln Byrd’dan dinlemek yetersiz gelebilir. Efsane ve Mitolojilerde de hep bir yeraltı dünyasından bahsedilmiştir. Yunan Mitolojilerinde, Sümer ve Babil kaynaklı Gılgamış Destanında, Hint Efsanelerinde, Eski Güney Amerika Medeniyetlerinde, İrlanda Efsaneler

Oyuk Dünya Teorisi- İlk Temas

14.08.2017 18:05
“Bu günlüğü gizlilik içinde yazmalıyım. Yazdıklarım Arktik´de 1947 yılı Şubat´ının 19. gününde yaptığım uçuşla ilgili. Zamanı geldiğinde, muhakkak insanlar daha akıllı olacaklar ve kaçınılmaz gerçeği kabul edecekler. Yazdıklarımı açıklamak özgürlüğüne sahip değilim, belki de bunlar asla toplumsal bi

Saklanmış bir tarih: Göbeklitepe

05.07.2017 16:55
İnsanlık tarihinin bilinen ilk uygarlığı Mezopotamya’dır.  Dünyanın ilk ve en eski uygarlığı, Dicle ve Fırat nehirlerinin aşağı kıvrımları boyunca Basra Körfezi’ne kadar uzanan alüvyal ovalar üzerinde uzanan Sümer ülkesinde doğmuş. İnsanların tarımsal üretime geçerek tahıl üretimi yapması ve hayvanl

Evrilen mutsuzluk

06.06.2017 15:58
"Bir ülkede ne kadar çok tabu varsa o kadar özgürlük yoktur" Aziz Nesin Büyük bir hikayeyiz her birimiz ve büyük bir hikayenin parçasıyız. Tüm hikayeyi görmek için ilk önce parçaları toplamak lazım. Topladıkların birer parça olsa da bir bütünün parçası. Tek bir eksik, anlamsızlık yaratır. Tek başı

Alışılmamış İnsan - Leonardo Da Vinci

08.04.2017 13:33
İtalyan Rönesans sanatçısı Leonardo da Vinci çağının ötesinde yaşamış en ünlü isimlerdendir. Gerek resimleri gerek çizimleri gerek merakı bugün bile algı düzeyinin dışında bir takım sorularla karşımıza gelmektedir. En çok adının anıldığı tablosu “Mona Lisa”, Da Vinci’nin en büyük sırlarındandır. Mo

Güneş Dili Teorisi

28.03.2017 16:41
Dünya  var olduğundan beri güneşin de var olduğu aşikar. Güneş bu dünyadaki yaşamın ana sebeplerinden biri. Muhteşem bir ahengin düzenli bir parçası. İnsanlığın ilk zamanından beri hep önemli kalmıştır. Bazen Tanrı olmuş, bazen ekinlerin baş vermesi için umut olmuştur. Ama insanlık için hep umut do

Perdenin arkasında bir çift göz

15.03.2017 17:09
Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır. M.Kemal ATATÜRK Ahmet Esat Tomruk 1892 de İstanbul’da dünyaya gözlerini açtı. Beş yaşında babasını kaybetti ve annesiyle beraber dayısı Sezai Bey’in himayesine girdiler. Ahmet Esat çalışkandı ve başarılıydı. Galatasaray Lisesini k

Ezoterizm – Veganlık - Sufizm / Özüne Dönüş

18.02.2017 15:00
"Hayvanları yeme arzumuzu sürdürdükçe;  mutluluğu elde etmek, dolayısıyla da adil bir toplum yaratmak için gereken şartları sağlamak nasıl mümkün olacak?" -Sokrates- Bizim coğrafyamıza ezoterik bilgiler ve bununla dolaylı yoldan gelen veganlık nasıl geldi diye merak edenler için işte burada anlatm

Özüne Dönüş - Ezoterizm ve Veganlık

09.02.2017 14:20
Bir önceki yazımda az çok veganlığı anlatmış ve bir sonraki yazılarım için yolları veganlığa çıkan açık kapılar bırakmıştım. Bu kapılardan bir tanesi Ezoterizm’dir. Ezoterizm bir din veya bir inanç sistemi değildir. Bilgiyi taşımanın ve bilgiye ulaşmanın bir yoludur. Atlantis ve Mu medeniyeti

Özüne dönüş - Veganlık

03.02.2017 15:43
Sevgili okurlar bu hafta, sizlere bir kaç yazı dizisinden oluşabilecek (kaynak bolluğu ve ilgi düzeyinin belirleyeceği) bir yazının ilk bölümünü yazacağım. Olabildiğince kısa ve öz, sıkmadan yapmaya çalışacağım. Birkaç deneme yazısından sonra biraz daha iç içe bir yazı olacak. Uzun süredir dikkat et

Çember Teorisi

28.01.2017 15:57
Bir beyaz kağıt üzerine yüzlerce nokta koyabilir ve merkezleri bu nokta olan, birbiriyle zaman zaman kesişen, çemberler çizebiliriz. Çemberler insanın hayatını ve sınırlarını, noktalar var oluşu simgeleyebilir. Birbiriyle kesişen hayatlar olduğu gibi çemberlerin birbirine hiç değmediği beyaz boşlukl

Asi bir nöbetçi; AŞK!

12.01.2017 16:17
 Bu şehir güzelse senin yüzünden -Nazım  Hikmet- Aşk adına yazılanların yanında, bir kum tanesi kadar kalacak yazdıklarım. Diğerlerinden farklı olarak güncellenen kelimelerim ve duygusal sızıntılarımdan başka pek bir değişiklik yok aslında. Başka diyarlarda, başka aşkların bestelediği şarkılarda

Korkusuz yalnızlık

06.01.2017 16:41
Yalnız kalmak, bir ilaç mıdır? Yoksa, hastalığın ta kendisi mi? Zakkum Evrenin küçük bir parçasında kocaman dertleri yüklenenleriz biz. Büyük gözlerimizden akan küçük yaşlarda boğulan ruhlarımız, her fırtınada başka bir limanda bulur kendini. Korkuların eseridir hayatlarımız. Her doğum korkul

Yaşamak düşlemektir

15.12.2016 14:44
“İyi veya kötü insan diye bir şey yoktur. İnsanlar iyi veya kötü olmayı düşünceleriyle belirlerler. Neyi düşünüyorsak oyuzdur. Kişinin düşüncesi düşünün rengine boyanmıştır.” William Shakespeare Sen henüz doğmadın ama sen doğmadan senin için seçilen renkler belirlendi, giyeceklerinin ayrım

Takıntı

07.12.2016 17:28
Bazen bir kalem ,bazen bir enstrüman, bazen de bir tuvalle başlayan öyküler vardır. Kimisi yitip gider kimisi yıllarca konuşulur. Şüphesiz ki ortaya çıkan bu öyküler, ya devrine damga vurmuş ya da yıllar sonra anlaşılabilecek harikalıklarıyla, kabuğunda saklı kalmıştır. Hemen hemen her öykü bir takı

Bir çocuğun çığlığı

30.11.2016 14:32
İhsan, 1877’de Beyrut’ta dünyaya gözlerini açan bir vezir kızıdır.  Osmanlı’nın  son dönem ve gözde vezirlerinden olan baba Köse Mehmet Raif Paşa ve kökü Kırım soylarının asil ailelerine dayanan annesi Servet Hanım’ın elit yaşamı, çocuklarının da iyi birer eğitim almasında oldukça etkilidir. İhsa

Ya yazmaya devam edebilselerdi?

24.11.2016 15:50
"Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince, insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım." Türk Edebiyatı'nda farklı kategorilerde önemli yerlere sahip olan bir çok ismin bize kattıkları kadar yaşadık