Velhasıl Bursa bir avuç insandan ibaret!

Aslıhan Güngörmez 26 Haziran 2015 Cuma, 19:30

Tarih 25 Mayıs 2015. Yer Açık Hava Tiyatrosu, Kültürpark Bursa…

Doğma büyüme Bursalı, hatta Bursa aşığı, hatta ve hatta koyu bir Bursa milliyetçisi, kısacası bir insan evladı olan ben, 54.Uluslararası Bursa Festivali'nin açılışına, BBDSO konserine gitmek için işten çıktım.

Yolda, içimde dile gelen binbir hevesimle konuşuyorum:

"Konser başlamadan önce, şehrin göbeğinde kalan naçizane bir avuç yeşillikle (Gerçi o yeşilliğin de her yanını otopark gibi kullanıyorlar ama olsun... Birazcık oksijen var orada yine de) hasret gideririz, değil mi Aslı?"

"Hatta bir çay bahçesine (kafe- restaurant falan değil, orası park ve orada çay bahçeleri var!) Oturup, bir tost yer, çay içeriz değil mi Aslı?"

"Hem belki uslu bir çocuk olursak, kuş seslerini de duyarız."

"Hatta ayakkabımızı çıkartır, toprağa basar, elektriğimizi atarız. Üstüne bir de BBDSO... Offf misss! Kuş gibi hafifler öyle döneriz evimize... "

*****

Böyle bir heyecanla, kendi kendime konuşa konuşa girdim parka...

Tiyatronun yakınındaki bir çay bahçesine oturmak için adımımı attım ki ne göreyim?

Bütün "Bursa" orada!

Bursa deyince aklınıza, 2.787.539 kişi eksi 1 (ben) gelmesin!

Bir avuç insan vardı!

Fakat öyle bir, "bir avuç insan" ki;

Konsere gidersiniz aynı yüzler,

Tiyatroya gidersiniz aynı yüzler,

Gece eğlemeye çıkarsınız hemen hemen aynı yüzler, (gittiğiniz mekana bağlı olarak o yüzlerin çocukları da olabilir gördüğünüz...)

Sergi açılışı, kokteyl, yemek vs. vs.

Yani Bursa'nın sosyal-kültürel-sanatsal her etkinliğinde olan aynı yüzler!

Kim bunlar?

Kendilerini her ortamda göstermeye bayılan, Bursa iş dünyasının ve cemiyet hayatının önde gelen isimleri,

Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri,

O gece seçim öncesi olduğu için, (Çoook sevdikleri ve bu yüzden 4 yılda bir gördükleri, halkla beraberdiler çünkü) yoklardı ama başka zaman onlar da hep var; Bursalı siyasetçiler...

Yani Bursa'nın "kanaat önderleri"...

*****

Neyse, geçtim bir masaya oturdum mecburen. Yan masamda oturan X şirketinin yönetim kurulu başkanının eşi olan hanımefendi'nin, o güzelim kuş cıvıltılarını bastıran "cıvıltılı" sesine kulak misafiri oldum. (Olmak zorunda kaldım. Mikrofon yutmuş çünkü kendisi...)

"Ayy Elifsu'nun okulunu değiştiricem! Bugün okuldan almaya bir gittim, "son derste" ağlamaktan canı çıkmış çocuğun! Gözüne kirpiği batmış, öğretmeni lavaboya yollamış git yıka diye ama hiç ilgilenmemiş!" içerikli bir sohbet...

Algımı değiştirmeye, bir başka masada konuşulana kulak misafiri olmaya kalktım; "Selma'nın geçen davette giydiği elbise geçen sezonun ürünüydü, biliyorsun değil mi?"

Ve devamında içtiği çayın sunuma yöneltilen eleştiriler...

Orasının bir "çay bahçesi" olduğunu hatırlatmamak için zor tutarak kendimi, tost falan yemeden kalktım. İlerideki bir banka oturdum. Zira içim sıkıldı..!

Fakat o gece dank etti ki;

Bursa'da nereye gidersiniz gidin sadece bu yüzler var!

Zannedersiniz ki Bursa'da "halk" yaşamıyor!

O geceye kadar ara sıra rahatsız olduğum, fakat o gece ayyuka çıkan bir durumdu;

ben böyle zamanlarda halk görmek istiyorum!

Bilmem ne şirketinin yönetim kurulu başkanı Mehmet Bey'i, bilmem ne sivil toplum kuruluşunun ya da derneğinin başkanı Ayşe Hanım'ı değil de, Ayşe Abla'yı, Mehmet Abi'yi görmek istiyorum!

Bu abla ve abiler neden gelmiyor, bu "bir avuç insan"dan onlara yer mi kalmıyor;  yoksa abla ve abiler mi gelmek istemiyor; "pahalı geliyor/derdimiz başımızdan aşkın /bize ne festivalden! Biz olmuşuz festival vs." diye mi düşünüyor o da başka bir yazı konusu olsun...

Fakat Bursa'nın bu kanaat önderlerinin "halk için" düzenledikleri etkinliklerinde "körler sağırlar birbirini ağırlar" durumundan, ben halktan biri olarak çok sıkıldım!

Halk için olan etkinliklerde, her yerde kendini göstermeyi beceremeyen halkla buluşabilmek umuduyla...

Not: Festival süresince bir de Ankara Devlet Opera ve Balesi'nin Aşık Veysel - Dostlar Beni Hatırlasın adlı eserini izlemeye gittim o kadar! Sanırım artık "daha da evden adımı atmam dışarı!" durumunu yaşayacağım, kimin umurunda olursa..! ;) ;)

Not 2: Çok şükür bu şehir/ bu ülke bir Gezi Direnişi'ni gördü de orada bu 'hanım ve beyler'in yerine, gerçek halkı gördü!