Ben Her Bahar Aşık Olmam AMA…

Aslıhan Güngörmez 26 Mayıs 2015 Salı, 18:34

Nisan – Mayıs ayları gevşer benim de gönlümün yayları…



Ama aşka değil; maviye, yeşile yelken açarım kendi içimde… Ama sadece kendi içimde…

Her bahar bi’ çekip gidesim gelir… (yine ‘ama’…) Ama öyle birkaç günlük değil, toplayıp pılımı pırtımı temelli gidesim…

Yaptım mı / yapabildim mi hiç? Hayır! Hep “Otur, oturduğun yerde” dedirten bir bahanem vardı; her şeyi yüzüstü bırakmayı göze alamadığım…

*****

Bu bahar biraz daha farklı durum; değil pılımı pırtımı toplayıp gitmek, bir hafta sonu “Hadi kalk gidelim hemen şu anda, kapa telefonunu bulamasın arayan da, açarız radyoyu yol nereye biz oraya... “ diyeceğim günü bekliyorum.

Çok uzaklarda gözüm yok şimdilik. Değil uçsuz bucaksız maviye, iki gram yeşile razıyım.

*****

Fakat emekli olunca uzaklarda gözüm var o ayrı! O da çok uzak değil, bir Gümüşlük kadar uzak. Bir deniz ortasından Tavşan Adası’na yürüme mesafesi kadar uzak…

***** Çok bir şey değil istediğim;

Bir güneş batımında deniz kıyısında yemek yediğim akşamlar (Ama tam kıyısında, ayaklarımın tuzlu suda başımın anason kokulu suda olduğu kıyıda…)

Ayaklarımın stiletto içinde değil, parmak arası terliklerde olduğu anlar…

Egzoz gazı kokuları ile değil, çiçek ve deniz kokusu ile uyandığım, afyon patlamadan uğranan Starbucks’larda “Bir grande americano ve mistik lütfen” dediğim sabahlar değil, en organiğinden ürünlerle hazırlanan kahvaltı masalarına oturduğum sabahlar…

(Sabahlar için bir isteğim daha var ki; değil uzuuun yıllar sonrası için, bu sabah, yarın sabah, her sabah/her gün için istediğim; “Flaş! Flaş! Flaş! Bilmem nerede patlama! Şok! Şok! Şok! Cumhurbaşkanı öyle bir söz etti ki… Son dakika! Başbakan’dan sert sözler!” cümlelerini duymadığım..!)

Bilgisayarı değil, o iç açan, yaşama enerjisi veren begonvilleri gördüğüm,

Sinir bozucu trafik kaosunu yaşadığım ve korna sesi duyduğum değil, sadece kuş ve dalga seslerini duyduğum sakin anlar…

Kimi zaman, sabahın en köründe yüzümü balıklama daldığım tuzlu suda yıkadığım anlar…

Kadar azıcık şeyler istediğim…

Ayrıca belirtmek isterim ki; kendi domatesimi biberimi kendim yetiştireyim, kendi balığımı kendim tutayım gibi isteklerim yok. Onları yapamam, ama taze tutulmuş balığı, dalından koparılmış tazecik domatesi mideme indirmeyi isterim. ( “Bu ne yaman çelişki?” Ben de bilmiyorum! J )

Listeyi uzatırım ama listeyi uzatırken ben de uzarım; herhangi bir Ege sahiline doğru… Sonra bu gazla geri falan da gelmem “emeklilik” için hayal ettiğim anları gençliğimin “baharı”na kanalize ediveririm.

O yüzden bu minnacık “Gümüşlük” isteklerinin günümüze uyarlanmış, “Aşkıydı işiydi, ihtirası düşüydü, kaşıydı gözüydü, intikamın gücüydü… Bağlasalar durmam!” Dediğim, Modi’ye atlayıp, hakikaten yol nereye götürürse gittiğim güne kadar (umarım ‘mavi ekran hatası’ vermeden giderim) beni ve yapacaklarımı mazur görmeniz ve “ben her bahar aşık olmam ama her bahar gitmek isterim” dediğim başka baharları yaşamamam dileğiyle…

Bir bahar daha dersem bunu; bağlasalar durmam zaten!

Son bir soru: Daha kaç “Salı” gerekli benim emekli olmama..?