Anne ben manyak oldum!

Aslıhan Güngörmez 16 Mart 2016 Çarşamba, 14:06

Bugün neler bekliyor acaba bu canım ülkeyi diye uyandığım ve bunların artık kronik olarak mideme vurduğu bir sabah...



Öyle kötü uyandım ki, uyandığım gibi istifra ettim. İçime attığım acılar artık içimde kalamıyor.

Berbat bir halde evden çıktım.

Telefonum çaldı. Kuzenim arıyor. Yeni nesilden... Hafta sonu YGS'ye girdi. Ülkenin aydın gençlerinden, ülkeyi aydınlatacak gençlerden olma hayali kuran gencecik bir kız.

"Abla ya, bi şey soracağım; şu 20 Mart haberleri doğru mu? Yoksa sosyal medya dedikodusu mu? Korkuyoruz biz!” 

Abla olarak yiğitliğime laf söyletmeyeceğim ve onu da korkutmayacağım, ama aynı zamanda olası tehlikeye karşı da uyaracağım ya... İşte bu karmaşık düşüncelerle kıza ne desem bilemeyip, bir güzel bağırdım sokak ortasında!

"Ben nereden bileyim? MİT miyim? CIA'de sevgilim mi var? Ya da ben mi patlatacağım bombayı! Ne bileyim doğru mu! İşte bu Sude! İstedikleri bu! Hepimizi korkutmak, korku imparatorluğu yaratmak! Adım atarken, son adımım mı acaba bu? Diye düşünmemizi istemek... Bunun adı terör! Ve bu ülkenin göbeğinde var! Terörün hedefi, amacı bu! Korkutmak! Ve başarıyorlar!"

Gibi onlarca cümle kurdum kıza bir anlık sinirle... Sonra, "ne yapıyorum ben ya?" Deyip, normal bir ses tonuyla:

"Bilmiyorum ablacım, olabilir de olmayabilir de. Sen ya da siz yine de dikkatli olun. Ama korkarak da yaşamayın. Hadi ben telefonu kapatmak zorundayım" dedim.

Sonrası... Ağlama krizi!

Ülkemin, Cumhuriyet'imin geldiği noktaya, "halk" olarak içinde bulunduğumuz hastalıklı ruh haline ağlamak...

Korkarak ne kadar nereye kadar yaşayabiliriz? Ne kadar kaçabiliriz, "bomba var! Patlama olacak! Kalabalık yerlerden uzak durun!" gibi söylem ya da uyarıları ciddiye alarak, hayatımızı ona göre şekillendirerek ne kadar, nereye kadar yaşayabiliriz?

Evet ben gidiyorum! Evet, “20 Mart'ta kan gölüne dönecek!” uyarılarının ortasına bile isteye gidiyorum. Belki patlarım.

Ki dilerim patlarım! Yoksa bu memlekette her sabah acaba kaç kişi ölecek bugün diye uyanmak, acaba yarım saat sonra neresi patlayacak? Diye korkmak sağlıklı bir ruh halini getirmiyor.

En temizi olur; buummm!!! Havaya uçanların arasında oldum işte!

Sonrası, 2-3 haberim yapılır, biter. Korkarak, kaçarak yaşamaktan çok daha kolay. Böyle yaşamak istemiyorum çünkü ben bu ülkede, bu dünyada!

Acaba bugün kim öldü, benim tanıdığım var mı aralarında korkusunu yaşamaktan, arkadaşım, akrabam, eşim dostum o listede olmayınca derin bir ohhh çekip, sonra da bu derin nefesten ve günlük hayatımı yaşarken ölesiye utanmaktan, ölesiye yoruldum!

Umudum da yok, hayalim de yok, hedefim de yok geleceğime dair, ülkemin aydınlık "huzurlu" günlerine dair.

Buyrun ceylan derisi koltuklarınız, köşkünüz, sarayınız sizin olsun! Ben istemiyorum!

Sadece huzurlu, mutlu yaşamak istiyorum!

Ve korkmayarak, 20 Mart Pazar günü, şayet gündüzden patlamazsak, Nevizade'de, #DerbideOmuzOmuza diyerek, Fenerbahçeli arkadaşlarımla maç izlemeyi planlıyorum. Sizleri de beklerim.

Ya maç izleriz ya da patlar ölürüz!

Bu ülkede başka bir şey yapılmıyor çünkü...