Arzu Armağan Akkanatlı 20 Ekim 2021 Çarşamba, 09:24

Bereketli topraklarımızdan etrafımızda olanı biteni fark edemeden hızla geçmiş olabiliriz.
Aradığımız yeri aslında bulduğumuzu anlayamadan... Aslında aradığımız yerde bulunduğumuzu...
Aradığımız yerin içinde olduğumuzu bilemeden.
Kendi geçmişimizi bir arkeolog gibi kazmaya başladığımız yaşlara ve olgunluğa geldiğimizde, değerli
işaretleri bulmaya başlarız.
Geçmişi yeniden kurmak, hatırlanması gerekenleri hatırlayarak, unutmamız gerekenleri unutarak,
kendimiz için yeni bir hayatı inşa etmek...
İnatla biriktirdiğimiz bir sürü yorucu bilgiyi kafamızdan atmayı başarabilir miyiz?
Yeniden bir hayat kurmamız mümkün mü?
Flaubert "Bizi mahveden şeyin geçmiş zaman olduğunu düşünüyorum" der.
Bizi mahveden şey geçmiş mi? Geçmiş dediğimiz şeyin geçememiş olmasına ne diyorsunuz?
Büyümek bu olsa gerek;
Uzağında durup baktığımızda içinden geçtiğimiz yer başka türlü görünür.
Küçük işaretleri göremediğimizi fark ederiz. Oysa sonrasında bakarken aslında ne kadar da kendilerini
belli etmek istediklerinin de farkına varırız.
Fazla hızlı geçmiş olabilir miyiz içinden? Ya aradığımız yerin tam da ortasında olduğumuzu
anlayamamışsak!
Kendimizi yararsız bulduğumuzda ya da sevilmediğimizi sandığımızda bir de bu haksızlığı kendimize
yapmakta ısrar ettiğimizde işin içinden çıkamamışsak.
Her şey açıkça görünmeye başlamıştır. Pişmanlık ve şaşkınlıkla izleriz. Anılarımızdaki işaretleri bir
araya getirir, onları tek tek yerlerine yerleştirir ve karşımıza çıkan fotoğrafı yeniden sevmeye başlarız.
İçinde bulunmamız gereken yer içimizden çıkmayan o yerdir aslında.
Kendimize sorarız; "Bu gerçeği neden o zaman görmedim?" Körleşmiş olduğumuz zamanlarda
yaşadıklarımız, binlerce ayrıntı... Bellek onları uykularımızın içine saklar. Rüyalarımızın...
Bedelini ödemeden hayat denizinde karşı kıyıya geçemediğimiz gibi, yüzümüzü de dönemiyoruz
hayatımıza.
Cesaretimizi toplayıp doğru yere bakmaya başladığımızda geleceğin değil geçmişin de değiştiğini
görüyoruz.
Bu mümkün!
Farkına varmanın kıymeti büyük. Yol daha bitmedi.
Bu haftaki yazımı, ardımda bırakacağım bereketli topraklara dönüp yazdım. Yaş aldıkça vedalaşmak
daha zor.
Bana bu toprağın üstünü de altını da sevdirenlere yakın olunca, döndüm bir daha baktım, sonra