Bak şimdi Selim Yedikardeş; Geliverecek artık beş kardeş!

Safinaz 16 Şubat 2016 Salı, 13:21
Zaman zaman, yazılarımla verdiğim eşsiz desteğin mazharı olan Lodos Haber, kutlu Sevgililer Günü sebebiyle, bana göre de yerden göğe kadar haber değeri olan bir hadiseyi gündeme taşıdı.



Hadise şuydu:

Kıymetli iktidar partimizin, yine en az kendisi kadar kıymetli bir ferdi ve de aynı zamanda geçmiş zamandaki milletvekili adayı olan, ünlü İşadamı, Turizmci Selim Yedikardeş, eşine, Sevgililer Günü hediyesi olarak bir araba almış. (Arabanın markasının adının şurada geçebilmesi için bana eşek yüküyle ürün yerleştirme parası ödemesi gerekir. Yok öyle kuru kuruya marka yazmak. Hiçççç kusura bakmasın!)

Sonra da sen kalk, o hediye arabayı kırmızı kurdeleyle süslet, tepesine de (kuş niyetine) kondur fiyongu!

Bindir arabayı o haliyle çekiyice, çekiciyi çektir evin bahçesine, sonra da hediyenin poz poz fotoğrafını çekip koyduruver sosyal medyalara.

Valla, Selim'cim...

Bence sen hiç hırpalama o tatlı canını! Senin bu halin, bal gibi haberdir.

Çünkü neden?

Sen öyle sıradan bir fani, sıradan bir zengin değilsin ki...

Öyle olsan, kime ne?

Araba al, zeplin al, uçak al, mekik al.

Her sene mekik dokuyarak, bir onu, bir bunu al.

Kime ne?..

Ancak, sen, sandığından da mühim bir insansın.

Sen, bu ülkeyi yöneten partinin, kossss-koca milletvekili adayısın bi kere!

Olmuşsun zamanında. Olmuş artık. Ben n'apiyim?

Beri yandan...

Senin işletmelerde çalışan envai çeşit ağzı bozuk kardeşimizin, günlerdir, "zaar bu kağnıya biniyor da, ondan böyle hasetlendi fakirceğiz" zannıyla küfür yazarak, Suzan Avcı rolü biçtiği o çok medeni yorumlarından da anlaşıldığı gibi, sen yalnızca bir siyasetçi değil, aynı zamanda ve buna paralel olarak, pek mühim bir iş verensin.

Olan var, olmayan var!

Diye düşünmesi gereken bir noktadasın.

Sen alçak gönüllü olmalısın...

Sen tevazu sahibi olmalısın.

Sen var ya sen...

***

Hem sonra Selim'cim!

Sen yengeye araba aldın diye haber olmadın ki?

Al tabi. Rabbim vermiş gani gani. Almayıp da n'apıcan? Tutankamon gibi öte tarafa mı taşımaya kalkıcan?

Sana, yengeye niye araba aldın? Diyen olabilir mi?

Şapşik misin?..

Hadise, senin, eşine aldığın arabayı, evlerden uzak, sözüm cümle meclisten daha bi uzak.

Allah esirgesin, nasıl desem..

Şöyle görgüsüzler gibi, hava felan atarak sosyal medyadan milletin gözüne dayaman!

Şimdi sen aynı zamanda siyaset yapıyorsun ya...

Velev ki, ülke yeniden seçime gitti. Sen de yine aday adayı oldun. Partin de aldı seni seçilebilecek bir noktaya koydu.

Start verildi, çalışma başladı.

Gittin misal dağ köylerine...

Yine yeniden, tüm zamanlarda, hiç gitmeksizin iktidara gelmeniz halinde, vatandaşın derdine nasıl derman olacağınızı anlatacaksın.

Hak diyeceksin, hukuk diyeceksin, geçim diyeceksin, ücret diyeceksin, eşitlik diyeceksin, adalet diyeceksin, sizin de hakkınız diyeceksin.

Hastası var, doktora ulaşamıyor.

Yaşlısı var, sürünüyor.

Gençi var, işsiz, perişan.

Orada gördüğün yoksul çocukların ana babalarına mesela...

"Ay yazıktır, günahtır! Bu sabilerin ayağında kış günü ayakkabı yok! Batsın bu dünya!" Derken en halden anlayan halinle...

Nemli gözlerle uzaklara bakman icap edecek.

İşte o vakit ne halt edeceksin???

Senin, turizm ve otelcilik sektörünün en nadide elemanlarını, birbirinden nezih yorumlarla üzerine saldığın bizim Özlem, sana hayatının iyiliğini yaparken, sen niye nankör gibi davranıyorsun?

Öyle "itler, ürümeler!" Felan da ne demek kadının sayfasında?

"Çek o haberi! Yoksa seni dava ederim!" Halleri ne ayak?

Dava etsen, onca hakarete rağmen, senin kazanacağın nereden bille bi kerem?

Yengenin altına sıfır araba çeker gibi, yargıyı  kurdeleye sardılar da, hepsini sen mi aldın be Selim?..

Hem sonra,

Lodos sana, zengin olamazsın, yengeye araba alamazsın demedi ki?

Evlerden uzak, o altın kalbinle, o yardım severliğinle, o kadirşinaslığınla ve o alçak gönüllülüğünle paradoks oluşturan bir sunumun var dedi.

Olmamış dedi! Ayıp olmuş dedi!

Peki karşılığında sen n'aptın?

Mahiyetindeki cümlesine "yürüyün!" Dedin. Kadının sayfasına bir dünya ahlaksız yorum yapılmasına sebep oldun!

Oldu mu şimdi böyle Selim?

Racona uydu mu?

***

Sen kalk kadına bir de özelden, "yaptığınız haber çirkin yüzünüzü ortaya koyuyor" falan de.

Kadını ezik yaptınız.

Haset yaptınız.

Çok daha hadsiz ve pespaye yorumlar yapılmasına vesile oldunuz.

Bari, açıktan, çatır çatır çirkin demiyeydin be Selim?

Dağıldı bak şimdi bu!

Duman oldu!

"Ne yani, ben muhterem Selim Bey kardeşime ne yaptım ki bu kadar cozuttu?

Bunca küfür, hakaret ve çirkef yorumun üzerime fışkırmasına neden izin verdi?

Ben onu, 'çok içimizden geldi, haydin kalkın yardıma gidicez' diye, yoksul dağ köylerine gidip, oradaki fukara sabiler mutlu (!) olsun diye, gündüz vakti havai fişek patlatan görgüsüzlere mi benzettim?

Şunca yoksulluğumun, ezikliğimin ve de çirkinliğimin böyle çaaaat çaaaat yüzüme vurulmasına sebep olacak kadar n'aptım?" Diye heder etti kendini.

Yazık günah değil mi be Selim?

***

Hem bak, gördün-gördük. Ne çok sevenin, destekçin varmış senin.

Erdal Eren'in ölüm yıl dönümlerinde, herkeslerden önce keps paylaşarak ne oranda solcu olduğunu dosta düşmana ilan eden, kıymetli Fırat Bey kardeşimiz bile, "abla"sına nispet yapar gibi, hızır gibi, nefer gibi almadı mı soluğu senin yanında?

Kapı gibi destek vermedi mi sana?

Eeeee?

Dünyada bundan daha büyük bir zenginlik var mı güzel kardeşim?

***

Şimdi benden sana, abla-kardeş... Artık hangisi gelirse uyarına... İşte o tavsiyesi!

Sen şimdi, cümle personelinin, maaşlı-maaşsız destekçilerinin ve dahi gönülden seven hepsiciğinin, o çirkin, o hadsiz yorumlarına bir güzel engel ol.

Benden sana tüyo, hadise dahilinde Özlem'de oluşan hakaret ve küfür kayıtları-arşivi o raddeye ulaştı ki, alacağı tazminat sayesinde, bahsini geçirmediğim araba fabrikasından gider hisse alır!

Bir daha ki Sevgililer Günü'nde sen ancak fiyongu görürsün, Allah muhafaza.

***

Dediğim gibi, benden sana abla-kardeş tavsiyesi!

Sevenlerine söyle, acık ağır gelsinler!

Parayla saadet olmaz. Ama edep şart!