Millet İttifakı'nda doku tutmadı!

Özlem Yağmur 06 Şubat 2019 Çarşamba, 08:58

Millet İttifakı, başta Bursa olmak üzere pek çok kentte zorlanarak ve hatta tökezleyerek yol almaya çalışıyor.

Ki, aslına bakılacak olursa bu son derece normal. Zira, milliyetçi bir parti ile kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayan ve süratle evrilenler sebebiyle sayıları giderek azalsa da, içinde sol bileşenleri barındıran iki parti ittifak kuruyor.

Biri, Türk milliyetçisi İYİ Parti...

Diğeri, Sosyalist Enternasyonel'e üye bir solumsu parti...

İşin aslına bakılacak olursa, normal koşullarda bir araya gelmeleri dahi ütopik...

Aynı yerden bakmıyorlar. Aynı dili konuşmuyorlar. Aynı hasletlere yürümüyorlar.

Taban farklı, seçmen farklı, geçmiş farklı ve hatta kavgalı!

Ve işte en çok da, farklı maziler zorluyor bu iki partiyi.

CHP'nin gösterdiği aday İYİ Parti tabanını incitiyor. İYİ Parti'nin gösterdiği aday, (Ne olursa olsun, yeter ki galibiyet olsun hedefindekileri kapsam dışı bırakıyorum) CHP içindeki sosyal demokrat ve sol yapıyı incitiyor.

Hasılı...

Bu iki parti, bugünün koşullarında yaptıkları seçim ittifakında, taban tabana zıt mazilerinin getirdiği tüm zorlukları yaşıyor.

CHP'nin durduğu nokta ülkücüleri bozuyor.

İYİ Parti'nin, ülkücü kökenli adaylarını ittifakın ortak adayı olarak desteklemek zorunda bırakılmak CHP seçmeninde tepkiye sebep oluyor.

Sonuç olarak doku tutmuyor!

Tutmaz da... Tutamaz...

Siyaset esnafı olanları tenzih edersek, hiç bir sosyal demokrat, hiç bir solcu, ülkücü geçmişi olan bir adaya, sırf iki lider o şekilde anlaşıp münasip gördü diye, (o ayıplı ifadeyle gelsin) "TIPIŞ TIPIŞ" gidip oy vermez.

Kaldı ki, solun fıtratında yok tıpış tıpışlık!

Tıpışmıyor bu insanlar.

Tıpışmaz da...

Ekmelettin Vakası'nda görüldü.

"Abdullah Gül çatı adayı olsun" diye uğraşılan o hazin  süreçte de... (Hep dedim. Yine derim. CHP'nin o dönemdeki namusunu Meral Akşener'in direnişi kurtardı. Herkes yatsın kalksın Meral Akşener'e bu noktada dua etsin. Aksi halde, şu an çok daha hazin siyasi vaziyetleri ve ağır sonuçlarını irdeliyor olurduk.)

Siyasi realite böyleyken, birileri hala neyi, niye zorluyor?

Zaten bahtsız, zaten kavruk, zaten gün yüzü görmemiş sol seçmen, yine yeniden neden sınanıyor?

İmkan olsa bunu aynen böyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmaylarına sormak isterdim.

Bu sabır sınaması neden?

Bundan öncekiler şaşmaz bir şekilde kaybettirmişken...

Sol seçmenin dayatmalar karşısında tıpış tıpış olmadığı, geçmiş kaybedişlerde nete gelmişken...

Aynı şeyi bir daha deneyip, farklı sonuç almayı ummak neden?

Süreci kotaranlarla, destekleyenlerin yanıtı bariz:

"AK Parti iktidarını devirmek için!"

Hay hay...

Tabii ki...

Elbette...

Sonuçta, her muhalif parti, iktidar partisini sandıkda yenmek için mücadele eder. İşin özü, doğrusu budur.

...da, daha önce bu model denendi. Moda tabirle, deneyimlendi.

Sonuç alındı mı?

Hayır.

MHP ile denendi. Olmadı!

24 Haziran'da İYİ Parti ile denendi. Olmadı!

Yanına Milli Görüşçü Saadet Partisi ilave edildi. Olmadı!

Pekii şimdi olur mu?

Olmaz!

Doku tutmuyor diye, tutmadığı sürece olmaz!

***

Tabii ben bu yazıyı kendi mahallemden yazdığım, sol seçmenin algısı, fikri ve potansiyel tepkisini bildiğim için böyle ahkam kesebiliyorum.

AK Parti'yi sandıkta devirme hedefine rağmen nereye kadar evrilebileceklerini biliyorum.

Tıpış tıpış olmuyorlar.

"Her yol mübah" moduna giremiyorlar.

Sürecin dışında tutulmayı, hele hele bizatihi uyutulmuş olmayı ise içlerine hiç sindiremiyorlar.

Alın mesela, Millet İttifakı kapsamında Bursa'daki ilçe paylaşımının dokuza-sekiz  olduğu artık itiraf edilmek zorunda kalındığında soluğu Ankara'da alan CHP İlçe Başkanları ve örgütlerinin hali...

CHP Genel Merkezi'nde yapılan o görüşme, partinin Bursa örgütleri açısından son derece dramatikti.

Bizzat CHP Genel Başkan Yardımcısı tarafından İlçe başkanlarının yüzüne karşı, "hangi ilçelerin İYİ Parti'ye verileceğini biz sizin beş milletvekiliniz ve Büyükşehir Belediye Başkan Adayınızla birlikte karar verdik. Onlar bilirken, zaten onlarla birlikte karar verirken, tek tek ilçe başkanlarını arayıp onay alacak halimiz yok!" denildiğinde örneğin...

Kendilerini nasıl da kandırılmış hissettiklerini çok iyi bildiğim için bu kadar net yazabiliyorum.

Son ana kadar uyutulduklarını düşünen bu insanları "tıpış tıpış" sahaya sürmek, onlardan seçim başarısı için canla başla çalışmalarını beklemek o kadar ütopik ki...

Millet İttifakı'nın bir diğer bileşeni olan milliyetçi sağ seçmenin eğilimlerine gelince...

İşin o boyutunu ortalama bir gazeteci kadar biliyor ya da kestirebiliyorum.

Hatta kestiremediğim için o alana girme konusunda da elimi korkak tutuyorum.

Sonuca giden yolda, neyi ne kadar görmezden gelebilirler?

Neyi ne kadar sineye çekebilirler?

Bilemiyorum...

Bilemediğim için de, en azından şu an için bu konuda yorum yapamıyorum.

***

Ve finalde...

"Millet İttiffakı'nın açmazlarını, zorluklarını ve hatta imkansızlıklarını yazdın. Hadi bakalım, Cumhur İttifakı'nınkileri de yaz" diyenler çıkacaktır. 

...da, orada böyle açmazlar yok. Bariz bir  doku uyuşmazlığı yok. Mazinin derin yaraları yok.

Ve tabii en önemlisi de, o ittifaktaki büyük bileşen İktidar Partisi...

Sevmesi de kolay, uyumlanması da, gerektiği noktada bilahare mahsuplaşmak üzere fedakarlık yapması da...