Helal olsun size Hidamet Asa... Helal olsun Marmarabirlik...

Özlem Yağmur 12 Eylül 2018 Çarşamba, 17:26

Genelde zaten kendim kendimle konuşan bir tipim...

Evde, sokakta, giderken, gelirken, otururken, ederken, alışveriş yaparken...

Sevindiğimde, tepem attığında, keyiften dört köşe olduğumda, olmayıp yamyassı kaldığım anlarda...

Her an, her zaman kendimle bir muhabbet halim mevcuttur.

En güzel gıybeti mesela, kendi kendimle yaparım.

Ki, ama ne gıybet...

Esirgenmiş tek bir ruh hali, kibarlaştırılmış zerre kadar bir detay dahi olmadan...

Birinci sınıf mis gibi orijinal gıybet... (Yapmayanlara öneririm. Deneyin. farkı anlayacaksınız.)

Ve yine en çok kendi kendimle istişare ederken saydırırım.

Ona, buna, olaya, olguya...

Neyse gündem, neye saydırmak gerekiyorsa...

Hem de en hudutsuzundan... (Bunu da bilhassa öneririm. Accaip rahatlatıyor. )

Üstelik, (ben ve ben) gündemi de sıkı takip ederiz. (Meslek icabı mecburiyetten.)

Mesela şu aralar en çok yaptığım(ız) şey ömrümüzü yiyen zamlara ve tabii ki bunların müsebbiplerine saydırmak.

Söyleyen sen, duyan ve bilen de yalnızca sen olunca, ruhsal detoks faydasındaki o fütursuz saydırmaların tadına doyulmuyor.

Yalnız tek sorun...

Tek diye geçiştirmeye kalktığıma bakmayın, aslında epeyce büyük olan sorun şu ki; dışarıdan bakıldığında...

Yani dışarıdan bakanlar, o halinizi görenler çok da ehemmiyetli bulmuyor vaziyeti.

Önce bi kalakalıyor. Ardından, "yazık olmuş buna" diyen gözlerle bakıyor. Sonra da anında fıyıyor. (Şayet bunun da keyfini çıkarabileceklerdenseniz, hiç durmayıp deneyin.)

***

Şu aralar ki temel gündemimiz, canımızdan bezdiren zamlar!

Mecburen olanlar, keyfi olanlar, ikiye katlayanlar, beşe katlayıp kitleyenler...

Ve en çok da, haram zıkkım olasıca fırsatçılar...

Haysiyetsiz fırsatçılar...

Vatan-millet düşmanı, kalleş fırsatçılar...

Elinin körü fırsatçılar...

Okurken hemen herkesin kendi jargonuna göre saydırmasını umut ettiğim fırsatçılar...

***

İşte bu minvalde yine çok fena saydırıyordum geçenlerde market alışverişi yaparken...

Elime salça alıyorum, kavgalıyız.

Süt ürünleri desen, hem ateş, hem de küfür ediyor.

Tüm raflar fırsatçı işgali altında!

Dövizle, kurla, vesaireyle zerre kadar bağı-alakası olmayan ürünler bile insanların ruh sağlığı ile oynayacak oranda zamlanmış.

Bildiğiniz haram kazanç!

Dilerim ki zıkkım olsun!

İşte tam o esnada gözüm zeytinlere ilişti ve aynı anda da aklıma efsane bir kararla, "ülkemize uygulanan ekonomik saldırı sebebiyle Marmarabirlik olarak üzerimize düşen görevi yapmak istedik. Ülkemizi seviyoruz ve buradan sesleniyorum: Bugün fırsatçılıkla neler kazanacağının hesabını yapanlar, yarın neler kaybedeceğinin de hesabını çok iyi yapmalıdırlar. Eğer bir olursak, birlik olursak bu sıkıntılı süreci çok rahat aşarız. Bu bilinçten hareketle, üretici kuruluş olarak ürün satış fiyatlarımıza zam yapmayacağız, fırsatçı olmayacağız" diye açıklama yaparak, şu kriz ortamında bahtsız vatandaşın üzerinde tepinenlere kapak yapan Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa geldi.

Böylesine kritik bir süreçte, örnek alınası, öyle anlamlı, öyle insani bir duruş koydu ki ortaya Marmarabirlik...

Şu kriz ortamında bile ahlaklı ve vicdanlı ticaretin sürdürülebilir olduğunu gösterdi.

Üreticisini asla mağdur etmeyen ve fakat aynı zamanda tüketiciyi de tüketmeyen milli bir politika belirleyen Hidamet Asa ve Yönetim Kurulu üyelerini yürekten tebrik ediyorum.

Helal olsun size...

Yolunuz daima açık olsun....