Bursa'daki bazı gazetecileri harbiden kıskanıyorum!

Özlem Yağmur 17 Aralık 2018 Pazartesi, 18:46

Ortalama her gazeteci gibi ben de, sağlam bir haber ve kulis atlayınca bozulur, çoğu zaman da bozulmakla kalmaz düpedüz hasetlenirim.

Ki, şu aralar çok fena hasetlenmiş durumdayım.

Sen kalk orada burada, "çeyrek yüzyıldır gazeteciyim. Yirmi beş yılın yirmi beşinde de siyaset izlerim, yazarım, ederim" diye şişinerek gez.

Sonra da, hem Türkiye genelinde hem de Bursa'da siyasetin ve seçimin kaderini tamamen değiştirecek o en son, o en mühim, o en hayati seçim ankettinden haberdar olma!

Üstelik o anket sonuçları ki, Bursa'daki pek çok meslektaşıma (zaar acil koduyla) AK Parti Lideri Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile aynı anda gönderilmiş olsun.

Bir tek beni ve benim gibi bir kaç ezik meslektaşımı habersiz bıraksın. (Anket sonuçlarından haberdar edilmeyen diğer arkadaşlar duruma göre baksın. Ya onlar da benim gibi bir itiraf kaleme alsın ya da hiç bir şey yokmuş gibi devam etsin.)

Hazin durum şöyle:

Efendim...

Meğersem, Cumhur İttifakı'nın iki temel bileşeni konumundaki AK Parti ile MHP, Millet İttifakı kurulur kurulmaz...

Yani 12 Aralık akşamında, acilen bir anket yaptırmaya karar vermiş.

Bu öylesine acil bir anketmiş ki, derhal başlayıp şipşak yapılmalı ve aynı şipşaklıkta sonuçlanmalıymış. (Böyle diyorum çünkü, aksi halde anket sonucuna göre yorum yazıları kaleme alan bir kısım gazeteci arkadaşıma bu bilgilerin gelebilmiş olmasına imkan yok. )

Neyse...

Malum... Millet İttifakı'nın kurulabildiği ancak ve ancak 12 Aralık günü akşam saatlerinde kesinleşti.

Bu durumda AK Parti ve MHP liderleri, anket firmalarına hemen o dakika haber verdi. Anketörler yaldır yaldır sahaya koştu. Deneklere, "Uzun etme, kısa kes!" uyarısıyla sorular soruldu. Onlar da kısa yoldan yanıt verdi.

Sonuçlar derhal toplandı. Şakkadanak analizler yapıldı. Aynı hızla rapor edildi ve sonuçlar yine aynı hızla hem Recep Tayyip Erdoğan'ın, hem Devlet Bahçeli'nin ve hem de (koca Türkiye'de yalnızca ve yalnızca) Bursa'da görev yapan bir kısım gazeteci arkadaşın önüne konuldu.

Ve bakın şu işe ki, o hızlandırılmış ekspres anketin sonucu (meğersem) hem çok mühim, hem de çok vahim bir gerçeğe parmak basıyordu.

Anket sonuçlarındaki sarsıcı ve yıkıcı sonucu gören Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli ve bir kısım Bursa gazetecisi aynı anda, "eyvah ki, ne eyvah!" diye feryat etti.

Durum çok fenaydı.

Bu son anket, daha önceki onlarca anketin aksine başta Bursa olmak üzere 12 il genelinde Cumhur İttifakı adına seçimin kaybedilme ihtimalinden bahsediyordu.

Meğer bu anket sonucuna göre, Millet İttifakı daha kurulur kurulmaz, bir kaç saat içerisinde dünya genelinde yıkıcı etkisi olacağı varsayılan biyolojik silahvari bir tesir yaratmış. Başta Bursa olmak üzere, 12 kentte birden bire, ansızın alarm zilleri çalmaya başlamıştı.

Bu ani gerçek karşısında yapılacak şey belliydi.

Başta Bursa olmak üzere 12 kentin Cumhur İttifakı adayları gözden geçirilmeli...

Hatta ve hatta, misal Bursa'da Cumhur İttifakı'nın Adayı konumunda olan Alinur Aktaş geri çekilmeli ve yerine Faruk Çelik aday olarak gösterilmeliydi.

Yalnız bu anketin en mühim mahareti hızı ve kesinliği değil, kaybedecek olanın yerine kurtarıcıyı da yine şakkadanak ortaya koymuş olmasıydı!

Ankete göre Bursa için kurtarıcı belliydi.

O isim Faruk Çelik'ti.

Dediğim gibi, o ekspres anket öylesine harikulade bir anketti ki, saatler içerisinde yapılıp sonuçlanması bir yana... Seçimin kiminle kazanılamayacağını söylemesi öbür yana... Kurtarıcıyı da nokta atışı belirleme imkanı sunuyordu.

Mesela Bursa için kararı katiydi bu anketin: "Alinur Aktaş'ı geri çek, yerine Faruk Çelik'i getir. Bursa'yı kurtar!"

Anketlerin anketi, anketlerin babasıydı bu gizli anket...

Kurtarıcıydı...

Hatta bildiğiniz Hızır...

Sanırsam zaten mucize anket olduğu için de sonuçlarını Erdoğan ve Bahçeli'nin yanı sıra yalnızca ve yalnızca Bursa'daki bir kaç derin gazeteci bildi.

Diğerlerinin payına da böyle benim gibi oturup hasetlenmek düştü.

***

Yaaa işte böyle...

Biz ortalama bir siyasi gelişmeyi öğrenebilmek için günde 187 telefon görüşmesi yaparken...

Emin oluncaya kadar da üzerine bir 187 görüşme daha yaparken...

Benim bir kısım meslektaşım, Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli ile aynı anda, aynı mucize anketin sonuçlarına ulaşabiliyor.

Bendeki durum ise aynı böyle okuduğunuz gibi.

Ne o çok hızlı, çok gizli, çok mucizevi, çok Hızır anketten haberim var.

Ne sonuçlarından, ne de Bursa'nın kurtarıcısından!

Payıma düşen, sadece olan biteni anlamaya, algılamaya çalışmak.

Hoş zaten ben...

Bırakın, Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli ile aynı anda, çok gizli, çok sarsıcı, çok Hızır anket sonucu öğrenmeyi...

Bırakın Bursa'nın kurtarıcısının Faruk Çelik olduğunu bilmeyi...

AK Parti'nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı yarışında yola Alinur Aktaş'la devam edeceğini de, (ayıptır söylemesi) mutfakta kurabiye yaparken, siyaset yazarlığıyla uzaktan yakından alakası olmayan bir arkadaşımın, "Bacım, AK Parti Alinur Aktaş dedi. Kesin bilgi. Söyle senin editör çocuklara da haberi giriversin" diyen telefonuyla öğrenmiş insanım.