AK Parti'ye mitili sermek isteyen Rant Zekasının "organize orta zeka" ile imtihanı!

Özlem Yağmur 23 Aralık 2019 Pazartesi, 18:22

AK Parti Bursa il eski Başkanı...

İlaveten, AK Parti Bursa eski Milletvekili olan...

Şimdilerde ise "AK Parti Genel Merkez Yöneticisi" sıfatıyla siyaset yapan Mehmet Tunçak'ın geçtiğimiz hafta Bursa'ya yaptığı nezaket ziyareti parti kulislerini fevkalade hareketlendirdi.

Faruk Çelik'e yakınlığı ile bilinen ve yine Faruk Çelik kontenjanından potansiyel İl Başkan Adayı olduğu düşünülen Mehmet Tunçak, haber sitesi En Bursa'yı ziyaretinde O'na öyle bir soru soruldu, Tunçak da o soruya öyle bir yanıt verdi ki... Ortalık bir anda alev aldı.

Ki, alır yani...

O yanıta yalnızca alev almakla kalmaz, lav bile püskürtülür!

Şöyle ki:

En Bursa'yı ziyareti sırasında Tunçak'tan sorulmuş: "Efendim, neden İnegöllüler Bursa'da bu kadar aktif?"

Tunçak da yanıtlamış ve demiş ki:
"Organize orta zeka, her zaman üst düzey zekayı bozguna uğratır.

Organize yapılar, kontrolün gevşek olduğu ortamlarda hamle yapıp güç elde eder.

Bu tıpkı, Türkiye'nin yaşadığı orta gelir tuzağı gibi orta kalite tuzağıdır.

Bu tuzağın aşılması lazım.

Ayhan Salman'ın arzusu, bu niteliği yükseltmek olmalıdır."

Tunçak'ın açıklamalarıyla ilgili kaleme alınan yazının orijinal ilk halinde ifade böyleyken böyle...

Yani ben aynen bunu okudum.

Gerçi daha sonra, "bir yanlış anlaşılma oldu"  denilerekten yazının ilgili bölümü değiştirilmiş. Bu tuhaf, hatta ayıplı, hatta faşizan ifadeler kaldırılmış.

Çok da iyi olmuş.

Zira, Allah muhafaza...

Bir yanlış anlaşılma olmasaydı...

"AK Parti Genel Merkez Yöneticisi Mehmet Tuncak" gerçekten de vaziyete böyle bakıyor, böyle yaklaşıyor olsaydı.

İnsanların zeka düzeylerini (artık nasıl bir tespit sonucunda alt, orta, üst falan diye ayırabilir insan? Orası kuvvetle meçhul...) doğdukları ile, ilçeye göre kategorize eden bir figür olsaydı, bakın işte bunun adı tam tamına faşizm olurdu.

***

Düşünsenize...

Bir siyasetçinin, "Organize orta zeka, her zaman üst düzey zekayı bozguna uğratır!" türünden bir ifade kullandığını...

Şurada ikinciye yazarken dahi darlandım.

İçim şişti.

Organize orta zekalılar kim-kimler?

Ya üst düzey zekaya sahip olanlar?..

Esas onlar kim?

O üstün zekayla nasıl kaçtılar bizim gözümüzden?

Bileydik her şartta destek atar, Rab'bimden torpilli, o ballı genetik dizilim bozguna uğramasın diye omuz verirdik.

Nasıl atladık?..

Hadi biz atladık.

O ortalama zekalılar, o ezik halleriyle nasıl organize olup, üst düzey zekayı bozguna uğratabiliyor?

O nasıl gevşek, o nasıl kifayetsiz bir üst düzey zeka türü ki, üç-beş ortalama zekalı organize oldu diye bozguna uğruyor?

O esnada üstün zekalılar niye organize olamadı?

Niye pes etti?

Pes mi etti?

Yoksa başka mevzular mı devreye girdi?

Bakın, ortalamanın altındaki zeka yazarken dahi yandı!

***

Dön başa...

Bu tez, faşizmin dibi olmasının yanı sıra baştan aşağı irrasyonel!

Teeee en başında, kategorizasyonda hata var.

Hem sonra, "İl Başkanı Ayhan Salman da olması öngörülen arzu" da bi tuhaf!

Hangi niteliği yükseltmeli?

Ortalama zekalıların organize olup üstün zekalıları alt etmesinin önüne mi geçmeli?

Üstün zekalılardan yana defans mı kurmalı?

Ortalama zekalılara karşı mücadele mi başlatmalı?

Bu nasıl bir SÖZCÜ kafası?

Bu nasıl bir seçkinci yaklaşım?

Bu bal gibi KİBİR neyin sonucu?

Diye, daha bir sürü şey yazmak gerekirdi.

De...

Allah'tan Mehmet Tuncak öyle dememiş.

Hamdü senalar olsun ki, her şey bir yanlış anlaşılmadan ibaretmiş.

Diye, ortalamanın altındaki zekasıyla kalem oynatan bu alıngan, bu septik yazarınız süreci az bi hasarla atlattı.

***

Gelelim kulislere...

Bursa ziyareti sırasında Mehmet Tunçak'ı, "adınız il başkanlığı için geçiyor. Aday mısınız?" diye sormak için aradım.

Ama konuya gelmemiz epey bi zaman aldı.

Epey hukukumuz vardır bizim Tunçak'la...

Hatta Tunçak ailesiyle...

Kızlarımız ana sınıfından itibaren sınıf arkadaşıydı. Bizler de Çakır İlköğretim Okulu'nun kardeş velileri...

Öyle olunca, yani herkes bir diğerinin çocuğunun neredeyse bebekliğini bilince, çat diye "Adaylık" mevzusu konuşulamıyor.

"O nasıl?"

"Diğeri ne yaptı? Nerede okuyor?"

"Ah hiç sormayın. Nasıl da büyüdüler..."

Falan derken görüşmenin taaa dibinde aslında Tunçak'ı niye aradığımı hatırladım.

Ve Tunçak da, yine dostluğumuza binaen esaslı yanıtı yazılmamak kaydıyla söyledi. (Ki, bir gazeteci için verem olma sebebidir bu.)

Ve fakat özet olarak şunu demeye getirdi. (demiş olayım bari.) Ankara'da kurduğu düzeni, Bursa İl Başkan Adaylığı için bozmayı düşünmediğini söyledi.

E çok haklı.

Ben de olsam bozmazdım.

Siyaset için çoluğun çocuğun düzenini asla bozmazdım.

Pekii süreç içinde şartlar değişir mi?

Tunçak fikrini değiştirir mi?

Mümkün tabii...

Siyaset bu.

Yarın bir gün ne olacağını kendisi dahi kestiremez.

***

AK Parti İl Başkanlığı'nın potansiyel adayı konumundaki Mehmet Tunçak cephesinde durum bu.

Pekii genel durum nasıl?

Genel durum hırs küpü!

Son anketler ne derse desin, siyasete AK Parti'den kopan giden-gönderilenlerden oluşan hangi yeni partiler girerse girsin. Bursa gibi bir kentin AK Parti İl Başkanlığı koltuğu mühim mevkii.

Hem de, son yerel seçim sonucu baz alındığında,  tüm zamanlardakinden çok daha mühim.

Ankara ve İstanbul'u kaptıran AK Parti'nin elindeki tek büyük kale.

Bu yönüyle bakıldığında başlı başına bir sükse...

Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyelerinin kaybedildiği bir seçimde, Bursa Büyükşehir Belediyesi'ni elinde tutmuşsun.

Hem de, "20 yıldır bu kenti yöneten" ve "Marka" hatta "Markaların markası" olarak lanse edilen Mustafa Bozbey'e karşı seçim almışsın.

Daha da mühimi, (Valla canım, bunun böyle olduğunu herkes biliyor. İlla itiraz edecekseniz kendinizi çok da paralamadan yapın.) hatırı sayılır orandaki AK Partili bir kesim, Mustafa Bozbey için Mustafa Bozbey kazansın diye var gücüyle çalışmışken, maddi-manevi çatır çatır mücadele etmişken almışsın seçimi.

Nice havuzlar kurulmuş, (AK Partili görünümlü) nice müteahhit tayfa, Bozbey rahat rahat harcasın da seçimi kazansın diye o havuzlara ne paralar aktarmış...

RANT gelecek yerden hiç bir şeycikler esirgenmemiş...

Müteahhit tayfa, kenti tıpkı eski ballı günlerdeki gibi arşa kadar evriltmek-dönüştürmek için fevkalade alicenap davranmış...

"Sen bi seçil hele... Sonra nasıl olsa cümleten kazanırız" mantığıyla Bozbey'in seçim kampanyalarına hatırı sayılır bütçeler aktarılmış...

Gel gör ki, olmayınca olmamış.

Öyle olunca, yani olmayınca...

Her biri, (evlerden uzak) arafta kalan ruhlar gibi ne hezeyanlı, ne badireli günler atlattı hiç sormayın.

Cümlesi, kaldıkları yerden sanki aralıksız, sanki daimi AK Parti neferiymiş gibi görüntü vermek için ne eforlar sarf etti. (Bakmayın eleştirdiğime... Sevgi, saygı yok tabii de, enteresan bir ilgiyle izliyorum bu tayfayı... Seçimden sonra araya illa ki bir Umre sokuşturuverenler, Osmanlı motifli, tuğralı, muğralı arka fonlarda Mehter tınılı pozlar verenler... Kaldıkları yerden "Bursa Evimiz, Reis babamız" nidalarıyla teletabi gibi ortalıkta dolananlar... Sosyal deney gibisiniz. Yok... Eksik oldu bu. Bizatihi sosyal deneyin ta kendisisiniz.)

Hasılı...

AK Partili görünümlü Bozbey'ci tayfa daha yeni yeni kendisine geliyorken...

Daha Bursa'da, hele ki Nilüfer'de dönüştürülecek-evriltilecek pek çok potansiyel heyüla varken...

Bu RANT dediğin herze, her zamanki gibi tatlıyken...

Altını, üstünü, ortasını bilemem ama rant zekası AK Parti Bursa İl Başkanlığı koltuğu için elbette yanıp tutuşuyor!

Oraya şöyle rantabl...

Şöyle müteahhit dostu... Rantçının halinden anlayan, değişime, dönüşüme ve her türden evrilişe olanak tanıyan ponçik bir arkadaş otursa...

Sonra...

Tüm güçler bir araya gelip hep beraber Voltran'ı oluştursalar...

O Voltran, Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ı (mümkünse güzellikle, olmadı muhtelif baskıyla) ikna etse...

Eski Lale Devri günlerine geri dönülse...

Gökyüzünü çaldığımız kentin içine kaldığımız yerden et...sek!

Diyen bir kesim var.

Ve işte yerel seçim sonucunda hevesleri kursaklarında kalan o kesim için AK Parti İl Başkanlığı koltuğu eskisinden çok ama çok daha mühim.

Ve belli ki, mevcut İl Başkanı Ayhan Salman bu cephenin hasletleri için hiç ama hiç elverişli bir isim olmadığından mütevellit mutlaka yerine bir başkası getirilmeli.

Bu hırs, bu çaba, bu iler tutar yanı olmayan üçüncü sınıf atraksiyonlar felan hep bundan ötürü...