Kanada vatandaşı olmak... - Özden Karan - Lodos Haber

Kanada vatandaşı olmak...

Özden Karan 04 Mayıs 2017 Perşembe, 18:17
Herkese tekrar merhabalar... Toplamda yedi aydır Kanada’nın B.C. eyaletinde yaşayan biri olarak size Kanada’ya taşınmakla ilgili daha elle tutulur, gözle görülür bilgiler aktarabilirim. Bu konuyla ilgili Facebook’ta iki sayfayı takip ediyorum. Bunlardan biri ‘Kanada göçmenlik, eğitim, iş yardımlaşma’ diğeri ‘Murat Kandemir Kanada göçmenlik bilgi platformu.’ Bu sayfalarda güncel olarak değişen kanunlar, yönetmelikler paylaşılıyor. Sayfaya yazan ve bilgi almak isteyen kişilere anında cevap veriliyor. Ayrıca sayfalarda lisanslı eğitim danışmanları bilgi paylaşıyor. Eğer isterseniz bu kişileri kendinize ücretli danışman olarak tutuyorsunuz. Sürecinizi onlar takip ediyor. Ben yedi aydır online başvuru süreçlerimi takip ettim. Buradaki Kanadalı arkadaşlarımdan bilgiler aldım ve bu iki Facebook sayfasını takip ettim. Hatta bir Kanada seyahat sayfasını da takip ediyorum. Yazılanları, soruları ve cevapları takip ettikçe yavaş yavaş daha net bir fikir oluşturabiliyorum. 49 yaşımı aştığım için çalışma vizesi alamıyorum 49 yaşını doldurmuşsanız Kanada göçmenliği için başvuramıyorsunuz. Göçmenlik için bir puanlama sistemi oluşturulmuş. Yaşınız, eğitim durumunuz, geldiğiniz ülke, çalışma geçmişiniz. Hepsinin bir puan değeri var. Puanınız tutarsa sizi Kanada’da yaşamak üzere davet ediyorlar. Ücretsiz dil kursları,  uyum kursları var. Sizin için ellerinden geleni yapıyorlar. Ben şu an 3 farklı konuşma sınıfına katılıyorum. Bu sınıflarda oturma izni almış ya da vatandaş olmuş göçmenler var. Hiçbir ücret talep edilmeden devlet uyum için elinden geleni yapıyor. Ben burada uzun süreli ziyaretçi vizesiyle bulunuyorum. 49 yaşımı aştığım için çalışma vizesi alamıyorum. Göçmenlik başvurusu da bana kapalı ancak takip ettigim iki Facebook sayfasından şunu öğrendim; Hangi yaşta olursanız olun eğitim yoluyla Kanada’ya gelebiliyorsunuz. Bunun için tabii ki önce İngilizceniz olmalı. Yetişkin bir Türk için en doğru yol, eğer harcayabilecek parası varsa Türkiye’de bir yurtdışı eğitim danışmanlık firmasına gidip Kanada’da kendi mesleklerine uygun bir sertifika programına katılmak. Size bunun için önce öğrenci vizesi verecekler. Sertifika programları en az 8 aylık. Bu programı bitirdiğinizde en az bitirdiğiniz program kadar bir süre çalışma izni alıyorsunuz. O zaman size oturma izni için başvurma yolu açılıyor. Sertifika programınız bittikten sonra hem çalışıp hem eğitime devam ederseniz bu daha da iyi. Böylece vatandaşlığa kabul olasılığınız artıyor. İkinci bir olasılık da aile birleşmesi yoluyla vatandaş olmak. Örneğin kızım buraya öğrenci vizesiyle geldi. Şimdi öğrenci çalişma vizesi aldı ve kampüs içindeki spor salonunda haftada 10 saat çalışma hakkı var. Kanada’da 3 yıl bulunduktan sonra oturma izni için başvurabiliyor. Sonrası vatandaşlık. Kızım vatandaş olduğunda ben kendi vatandaşlık sürecimi başlatabiliyorum. Burada sponsor olmak diye bir kavram var. Kanada vatandaşı olan biri aile bireylerine sponsor olarak onların Kanada vatandaşı olmasını sağlayabiliyor. Toparlarsak: Kanada’yla ilgili bir niyetiniz varsa öncelikle nasıl geleceğinize karar vermelisiniz. Puanınıza baktırıp göçmenlik yoluyla gelecekseniz bununla ilgilenen firmaya gidip onlar aracılığıyla puanınızı saydırıp başvurabilirsiniz. Göçmenlik yoluyla Kanada’ya gelmek ortalama 3 yıl. Puanınız yeterli değilse ya da ben Kanada’ya bir an önce gideyim diyenlerdenseniz bir yurdışı eğitim firmasına başvurup eğitim yoluyla gelebilir ve yukarıda anlattığım basamakları takip edebilirsiniz. Eğer Kanada’ya gelirseniz nasıl bir yaşamla karşılaşacağınızı Lodos Dergi’deki ilk yazımdan bu yana anlatmaya çalışıyorum. Yazıları başından beri takip ediyorsanız belki aklınızda bir Kanada’ya yerleşme fikri oluşmuştur. Yukarıdaki bilgileri bu nedenle verme gereği duydum. Uzak Doğulu arkadaşlarım var Burada henüz çalışmıyorum ve dilimi konuşma anlamında geliştirmeye calışıyorum. Bu nedenle üç ayrı dil sınıfına başladım. Her sınıfım ikişer saat ve her biri çok başka alanlara hitap ediyor. Dolayısıyla hem keyif hem öğrenme. Sınıflarımda genellikle Uzak Doğulu arkadaşlarım var. Türkiye’de neredeyse hiç rastlamadığım için Uzak Doğulular’ı tanımıyordum. Şimdi yiyeceklerinden kültürel özelliklerine kadar pek çok konuda bilgi sahibiyim. Sınıflarımdan birine ilk kez Afrikalı; birisi Sudan diğeri Senegal kökenli iki kişi geldi. Dolayısıyla ben Afrika insanı hakkinda da daha çok fikir sahibi olacağım. Diğer bir sınıfıma Güney Amerika ve Polonya kökenli öğrenciler dahil oldu. İki Polonyalı hanım oldukça yaşlı. Yine oldukça yaşlı Güney Koreli bir çift var. Bu sınıflardan edindiğim şöyle bir izlenim var: İnsanlar özellikle aile birleşmesi yoluyla Kanada’ya gelmişlerse kendi toplulukları içinde yaşamaya devam ediyor. Tıpkı Almanya’ya da diğer Avrupa ülkelerine işçi olarak giden Türkler gibi. Bu bir çeşit yeni gelinen ülkenin kültüründen uzak kalma yolu. Kendi topluluklarında, kendi dilleriyle kendilerini güvende hissediyorlar. Oysa benim gibi erkenden güvenlik alanınızdan çıkarsanız sizin gibi alanlarından çıkabilmiş insanlarla karşılaşıyorsunuz ve Senegalli ya da Güney Koreli’nin sadece insan olduğunu görüyorsunuz ve yeni yemekler, yeni gelenekler öğrenmek çok hosunuza gitmeye başlıyor. Suriyeli Göçmenler için çalışacağım  Ben Bursa’da yaşarken Büyükşehir Kadın Meclisi’nin Yönetim Kurulu’nda çalışmıştım. Nilüfer Belediyesi Kütüphaneleri’yle de köy kadınlarına yönelik çalışmalar yapmıştım. Dolayısıyla gönüllü çalışmalara aşinayım. Burada salı günleri, bağışlanan giysilerin satılıp gelirinin dünyanın çeşitli ülkelerinde yardım amacıyla kullanıldığı Trift Store olarak anılan dükkanlardan birinde gönüllü olarak çalışıyorum. Facebook’ta başka ne yaparım diye sayfa araştırırken kızım Langley Volunteers adıyla açılmış bir sayfa buldu. Bu sayfada bulunan bir formu doldurdum ve şu an yeni kurulan bu grubun Yönetim Kurulu’ndayım ve Suriyeli göçmenlerin uyumu ve psikolojisi için bir şeyler yapmayı umuyorum. Bu derneğin amacı yardım edenlerle yardıma ihtiyacı olanları buluşturmak. Bu tip bir derneğe burada şemsiye dernek deniyor. Türkiye’de sanırım şemsiye yerine çatı olarak adlandırılıyor. Burada bulunan büyük şirketler gelirlerinin bir kısmını yardım faaliyetlerinde kullanmak istiyor. Derneğimizin amacı bu şirketleri mümkün olduğu kadar çok seçenekle buluşturmak böylece daha yararlı bir şeye hizmet etmek. Aynı zamanda hizmet  gönüllüsü olmak isteyen insanları onlar için en uygun gönüllülük alanıyla buluşturmayı ve mümkün olduğu kadar çok seçenek sunmayı da amaçlıyoruz. Ayrıca çeşitli yardım derneklerinin ortak faaliyetler oluşturarak sinerji yaratmaları da amaçlarımız arasında. Bu amaçla yerel bir gazeteye röportaj verdik ve Nisan sonuna doğru tüm gönüllü derneklerini buluşturabileceğimiz bir etkinlik düzenliyoruz. Bulunduğumuz yerde yaşamda var olmak için inanılmaz sayıda seçeneğiniz var. Eğer tiyatro izlemek veya tiyatro oyuncusu olmak istiyorsanız ucuz ve pahalı pek çok seçeneğiniz var. Diyelim yeteneklisiniz ve okuluna gitmeye paraniz olmadı; oyunculuk yapabileceğiniz pek çok amatör tiyatro topluluğu var ve ciddi anlamda çok seyirci çekebiliyor. Ya da tiyatroyu seviyorsunuz ama izlemeye maddi durumunuz uygun degil. Amatör tiyatrolar tam size göre. Eğer paranız varsa bu daha güzel. Tiyatro eğitimi alabilir ve harika prodüksiyonları muhteşem tiyatrolarda izleyebilirsiniz. Kızımın gittiği okulun tiyatro eğitimi veren bir bölümü var ve her eğitim yılında birkaç oyun sahneliyorlar. Mart ayında Jane Eyre müzikali sahnelediler. Biletler ücretli ama çok pahalı değil. Okul kostümler için sponsor buluyor. Oyuncular tiyatro bölümü öğrencileri ve öğrencilikleri boyunca hem tecrübe hem de para kazanıyorlar. Jane Eyre müzikalinin profesyonel müzikallerden hiçbir farkı yoktu. Oyuncuların sesleri ve oyunculukları çok iyiydi. Çok az bir seyirci ile çok küçük bir sahnede oynadıkları için çok az sahne dekoru kullanabildikleri, seyirciye bir adım mesafede oynadıkları halde bizi 19. Yüzyıl'da yaşadıklarına inandırabildiler. Kostümler de 19. Yüzyıl'a uygun biçimde gerçek pamuklulardan ve iyi bir dikişle hazırlanmıştı. Burada gözlemlediğim en temel fark, herhangi bir konudaki eğitimin Türkiye’den çok farklı oluşu. Bunu en güzel bir atasözüyle açıklayabilirim. Turkiye’de amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmekken Kanada’da amaç üzüm yemek. Tabii ki bu benim gözlemim ve subjektif görüşüm. Burada özel bir dans kursuna kaydoldum. Bu konuda İzmir’de üniversitede okurken halk oyunları oynamaya kalkışmak dışında bir deneyimim de yoktu. Üstelik onu da yeterince kolay öğrenemediğim için bırakmıştım. Ama burada eğitmenlerin mutlaka öğretmeye odaklı olduğunu görünce bir kez daha denemeye karar verdim. Çünkü müzik kulağım iyidir ve dans etmeyi çok severim. Bu hafta üçüncü dersime gideceğim ve üç dansın adımlarını başlangıç düzeyinde öğrendim. Üstelik katılım çok yüksek. Hepsi orta yaşlarda 30 kadar kadın ve erkeğiz. Birkaç hoca bir arada eğlenerek öğretiyor. Okulun pek cok sınıfı var. Diğer sınıflara da katılım yüksek. 4 ders için aylık 50 Kanada Doları gibi hiç de yüksek olmayan bir ücret ödüyorum. Pilates sınıfımda da ücret ayni düzeyde. Hangi kursa gitmek isterseniz fiyatlar bu düzeyde. Kanadalılar için çok daha ödenebilir olan ücretler bu düzeyde olunca katılım da çok yüksek oluyor doğal olarak. Evimize beş dakika mesafede Community Center var. Topluluk merkezi diye çevirebiliriz. Mahallenin etkinlik binasi gibi düşünün. Kızım orada yüzmeye gidiyor. Gittiğinizde görüyorsunuz ki tüm mahalle orada. Yüzme merkezinde yanyana 4 orta büyüklükte havuz var. Aynı anda çocuklar için yüzme kursu, yetişkinler için bir kurs daha ve yaşlılar için suda aerobic sınıfları olabiliyor. Havuzun çevresi karnaval alanı gibi. Torunlarını getirmiş büyükanneler, bebek arabalarıyla anneler, gençler... Üstelik her saat kurslar devam ediyor ve dolu. Çünkü insanlar televizyon seyretmek yerine etkinlikte bulunmayı seçiyor. Çünkü çok olanak sunuluyor. Sosyallik bura insanı için çoğunlukla dışarıda gerçekleştirilen bir eylem. Evde toplanmayı tercih etmiyorlar. Çocuklarını da dışarı çıkarıyorlar ve faal tutuyorlar. Bu merkezde ayrıca büyük bir kapalı spor salonu,  bir gym, büyük bir kütüphane, bir kafeterya ve yaşlılar için toplantı odası bulunuyor. Yalnız bir insan orada tüm gününü büyük bir keyifle sosyalleşerek geçirebilir. Kızımın bu yılki 2. dönemi Nisan sonunda bitiyor. Bir hafta tatilleri var. Sonra Haziran ortasına kadar hızlandırılmış 3. dönem başlayacak. Biz de bu arayı tatile giderek değerlendirmeye karar verdik. Sıcak yerlerden biri olduğu için de Las Vegas’ı seçtik. Türkiye’den Amerika kiıtasına tatile gitmek çok daha pahalı olduğu için burada bulunduğumuz sürede daha ucuz yoldan Amerika tatilleri yapmaya çalışıyoruz. Gelecek ay Las Vegas maceralarında görüşmek dileğiyle...